yemeğim ile cümle
yemeğim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Kajti pravim vam, da noben onih mož, ki so bili povabljeni, ne okusi večerje moje.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››내가 너희에게 말하노니 전에 청하였던 그 사람은 하나도 내 잔치를 맛보지 못하리라 하였다 하시니라
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Lebo hovorím vám, že niktorý z tamtých pozvaných mužov neokúsi mojej večere.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Mert mondom néktek, hogy senki azok közül a hivatalos férfiak közül meg nem kóstolja az én vacsorámat.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Nebo pravímť vám, že žádný z mužů těch, kteříž pozváni byli, neokusí večeře mé.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Perché vi dico: Nessuno di quegli uomini che erano stati invitati assaggerà la mia cena»
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Pois eu vos digo que nenhum daqueles homens que foram convidados provará a minha ceia.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Pues os digo que ninguno de aquellos hombres que fueron invitados gustará de mi banquete.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Thi jeg siger eder, at ingen af hine Mænd, som vare budne, skal smage min Nadver."
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Ty jag säger eder att ingen av de män som voro bjudna skall smaka sin måltid.'»
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Vì , ta nói cùng các ngươi , trong những kẻ đã mời trước , không có ai được nếm bữa tiệc của ta đâu .
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Vì, ta nói cùng các ngươi, trong những kẻ đã mời trước, không có ai được nếm bữa tiệc của ta đâu.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Διοτι σας λεγω οτι ουδεις των ανδρων εκεινων των κεκλημενων θελει γευθη του δειπνου μου.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Глаголю бо вам, що ніхто з чоловіків тих запрошених не покоштує моєї вечері.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››защото ви казвам, че никой от поканените няма да вкуси от вечерята ми.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››Ибо сказываю вам, что никто из тех званых не вкусит моего ужина, ибо много званых, но мало избранных.
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››כי אני אמר לכם אין אחד מן האנשים הקרואים ההם אשר יטעם סעודתי׃
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››لاني اقول لكم انه ليس واحد من اولئك الرجال المدعوين يذوق عشائي
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››我 告 訴 你 們 、 先 前 所 請 的 人 、 沒 有 一 個 得 嘗 我 的 筵 席
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››我 告訴 你 們 、 先前 所 請 的 人 、 沒有 一 個 得 嘗 我 的 筵席
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Geen probleem, ik verplaats gewoon het avondeten.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Kein Problem, ich verschiebe einfach das gemeinsame Abendessen.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Không sao, chỉ cần chuyển giờ cơm tối.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."문제 없어요. 가족 식사 시간을 바꾸는거죠.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."No hay problema, solo ajustaré la cena familiar.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Non c'è problema, rimanderò la cena con la famiglia.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Semmi gond, egyszerűen elcsúsztatom a családi vacsora idejét.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Tidak masalah, saya hanya akan menggeser waktu makan malam keluarga.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Żaden problem. Po prostu przesunę porę obiadu.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Κανένα πρόβλημα, θα αλλάξω βάρδια στο οικογενειακό δείπνο.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Без проблем, я просто делаю семейный обед посменно.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Няма проблем, аз само ще изместя семейната вечеря.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."Та нема проблем, я просто перенесу час сімейної вечері.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."אין בעיה. אני פשוט אעביר את ארוחת הערב לזמן אחר.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım."لا توجد مشكلة، سوف أؤجل العشاء مع العائلة.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım.家にいないから夕食を作れない?
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Ahora anochece, y mi cena primero se enfrió-- y luego se enmoheció.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.C'est maintenant le soir, et mon diner commença par être froid - puis moisi
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Giờ trời đã tối rồi, và bữa tối của tôi thì đã nguội lạnh, rồi thành mốc meo.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Iar acum e seara, și cina mea mai întai s-a racit - după care s-a mucegăit
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.이제 해는 지고 내 밥은 다 식고 곰팡이도 피는구나..
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Nu is het avond, mijn avondeten is koud geworden en beschimmeld
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Ora è sera, e la mia cena prima è diventata fredda -- e poi ha fatto la muffa.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Teraz jest wieczór i mój obiad najpierw wystygł - potem porósł pleśnią.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Τώρα είναι απόγευμα, και το γεύμα μου πρώτα πάγωσε και μετά μούχλιασε.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.И вот уж вечер, и мой ужин давно остыл и уже покрылся плесенью.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.Сега е вечер, и вечерята ми първо изстина -- и след това мухляса.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.עכשיו ערב, וארוחתי נעשתה קרה -- ואז גידל עובש.
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.جاء المساء و عشائي برد ثم تعفن♪♫♪
Şu an akşam ve yemeğim önce soğudu - ve sonra küflendi.まだ受話器を握ったまま 沈黙に耳を傾けている
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanA gdy nie dojadałam kolacji mama mówiła:
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanA když jsem nedojedla večeři, matka říkávala,
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanCând nu terminam de mâncat mama-mi spunea:
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanCuando no me acababa mi cena, mi madre decía
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanEn wanneer ik mijn bord niet leeg at, zei mijn moeder:
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanE quando non finivo la mia cena, mia madre mi diceva,
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanEt quand je ne finissais pas mon dîner ma mère me disait,
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanHa nem fejeztem be a vacsorámat, anyám azt mondta:
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanKetika saya tidak menghabiskan makan malam ibu akan berkata,
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zaman그리고 제가 음식을 남기면 어머니는 이렇게 말씀하셨습니다.
İlgili Sayfalar