Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.Malquirão, Pedaías, Senazar, Jecamias, Hosama e Nedabias.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.Manh-ki-ram , Phê-đa-gia , Sê-na-xa , Giê-ca-mia , Hô-sa-ma , và Nê-đa-bia .
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.Manh-ki-ram, Phê-đa-gia, Sê-na-xa, Giê-ca-mia, Hô-sa-ma, và Nê-đa-bia.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.og Malkiram og Pedaja og Senassar, Jekamja, Hosama og Nedabja.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.Toho pak Malkiram, Pedai, Senazar, Jekamia, Hosama a Nedabia.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.vidare Malkiram, Pedaja, Senassar, Jekamja, Hosama och Nedabja.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.και Μαλχιραμ και Φεδαιας και Σενασαρ, Ιεκαμιας, Ωσαμα και Νεδαβιας.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.и Малхирам, Федаия, Сенасар, Екамия, Осама и Недавия.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.Малкирам, Федаия, Шенацар, Иезекия, Гошама и Савадия.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.ומלכירם ופדיה ושנאצר יקמיה הושמע ונדביה׃
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.وملكيرام وفدايا وشنأصّر ويقميا وهوشاماع وندبيا.
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.瑪 基 蘭 、 毘 大 雅 、 示 拿 薩 、 耶 加 米 、 何 沙 瑪 、 尼 大 比 雅
Malkiram, Pedaya, Şenassar, Yekamya, Hoşama, Nedavya.瑪基蘭 、 毘大雅 、 示 拿薩 、 耶加米 、 何沙瑪 、 尼 大比雅
O zaman biraz gürültü yapýn, tek ve yek olan Mr.Faites du bruit pour le seul et l'unique Mr.
Özür dilerim ama Briggs askerlerinin yekpare yapısı ve gücü çok büyük. Kolay bir iş olmayacak.Anteeksi, mutta Briggsin sotilaat ovat kovia kuin kivi.
Özür dilerim ama Briggs askerlerinin yekpare yapısı ve gücü çok büyük.Perdona que te diga esto, pero la unidad y la fuerza de los soldados de Briggs es considerable.
Özür dilerim ama Briggs askerlerinin yekpare yapısı ve gücü çok büyük.Undskyld at jeg siger min mening, men Briggs' enhed og styrke er stor.
Özür dilerim ama Briggs askerlerinin yekpare yapısı ve gücü çok büyük.Ursäkta en enkel åsikt men Briggs enhetlighet och styrka är ansenlig.
Özür dilerim ama Briggs askerlerinin yekpare yapısı ve gücü çok büyük.Wybacz, że to powiem, ale siła i zwartość żołnierzy z Briggs są niespotykane.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.C'est comme la terre et le roi dans "Arthur"; ils sont inséparables, ils sont un.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Es como la tierra y el rey en "Arturo"; son inseparables, son uno.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Es ist wie das Land und der König in "Arthur"; man kann sie nicht voneinander trennen, sie sind Eins.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Het is zoals het land en de koning in "Arthur": ze zijn onscheidbaar, ze zijn één.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Je to jako když země a král (jako Artur) jsou od sebe nerozdělitelné, jsou jako jedno.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.이건 마치 아더왕과 그 나라처럼 서로 분리될 수 없는 것입니다.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Nó như là vùng đất và vị vua Arthur,chúng không khác biệt, chúng là một.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Regno e re (cioè Artù) sono inseparabili, sono una cosa sola.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Seperti cerita Raja Arthur dan tanah kekuasannya, mereka tak terpisahkan, mereka bagaikan satu.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Sunt ca pământul şi regele în "Arthur", sunt inseparabile, sunt unul şi acelaşi lucru.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.To tak jak ziemia i król w legendzie arturianskiej, są jednością.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Είναι σαν τη γη και τον βασιλιά στην ταινία "Αρθούρος", είναι αδιαχώριστα, είναι ένα.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Като земята и кралят в "Артур" - те са неразделни, те са едно.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Це як земля і король (тобто Артур), вони нероздільні, вони єдині.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Это как королевство и король в "Артуре"; они нераздельны, они одно целое.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.זה כמו הארץ והמלך ב-"ארתור": הם בלתי ניתנים להפרדה, הם היינו הך.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.إنها مثل الأرض والملك في فيلم "آرثر". ولا يمكن تجزئتهما، إنهما شئ واحد.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.新しいOSを作るというのは 気まぐれでできるようなことではありませんでした
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.In totaal regeerde hij 52 jaar over Juda vanuit Jeruzalem. Zijn moeder heette Jecholia en kwam uit Jeruzalem.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.웃시야가 위에 나아갈 때에 나이 십륙세라 예루살렘에서 오십 이년을 치리하니라 그 모친의 이름은 여골리아라 예루살렘 사람이더라
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.On zbudował bramę domu Pańskiego wysoką, i na murach Ofel wiele pobudował.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.בן שש עשרה שנה עזיהו במלכו וחמשים ושתים שנה מלך בירושלם ושם אמו יכיליה מן ירושלם׃
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.كان عزّيا ابن ست عشرة سنة حين ملك وملك اثنتين وخمسين سنة في اورشليم. واسم امه يكليا من اورشليم.
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.烏 西 雅 登 基 的 時 候 、 年 十 六 歲 、 在 耶 路 撒 冷 作 王 五 十 二 年 . 他 母 親 名 叫 耶 可 利 雅 、 是 耶 路 撒 冷 人
Uzziya on altı yaşında kral oldu ve Yeruşalimde elli iki yıl krallık yaptı. Annesi Yeruşalimli Yekolyaydı.烏西雅 登基 的 時候 、 年 十六 歲 、 在 耶路撒冷 作王 五十二 年 . 他 母親 名叫 耶可利雅 、 是 耶路撒冷 人
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.A spoja sa len na moment, aby ste si mohli uvedomiť, že tam bola stolička.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.Dann vereinigten sie sich wieder für einen kurzen Augenblick, so dass man den Stuhl wieder kurz sehen konnte.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.E as peças juntavam-se apenas por um momento, para poderem perceber que havia ali uma cadeira.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.En ze zouden kort samensmelten, zodat je gewaar werd dat er een stoel was.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.Et ils allaient s'unir juste un instant pour que vous puissiez percevoir qu'il y avait une chaise là.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.그리고 그들은 잠시동안 합체해있어서 당신은 그곳에 의자가 있음을 알아챌 수 있지요.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.Şi vor rămâne sudate pentru un moment doar astfel încât să se poată vedea că acolo era un scaun.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.Y coincidirían por sólo un instante para que se pudiese percibir que ahí había una silla.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.И ще се съединят само за момент, така че да може да възприемете, че там е имало стол.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.Они бы соединялись на секунду, чтобы вы могли почувствовать, что там был стул.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.והם יתמזגו לרגע אחד כך שיהיה אפשר להבין שהיה כאן כיסא.
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.وسوف تندمج معا للحظة , حتى تستطيع ملاحظة أنه كان هناك كرسى .
Ve bir an için yekvücut olacaklardı, yani o anda siz orada bir sandalye olduğunu algılayabilecektiniz.椅子がそこにあったのだ、とわかります 私には、これは現在という瞬間のはかなさを示しているようで
Yekamya Şallumun, Elişama Yekamyanın oğluydu.A Sellum spłodził Ikamijasza, a Ikamijasz spłodził Elisama.
Yekamya Şallumun, Elişama Yekamyanın oğluydu.Ja Sallumille syntyi Jekamja, ja Jekamjalle syntyi Elisama.
Yekamya Şallumun, Elişama Yekamyanın oğluydu.살룸은 여가먀를 낳았고 여가먀는 엘리사마를 낳았더라