Bilmeliyiz ki bizim cok daha guclu bir seyimiz var. yegane cephanen sevgi olsun.Мы должны знать, что у нас есть нечто, обладающее гораздо большей силой. Примите на вооружение любовь".
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Cea mai mare sursă unică pentru apatie este urmărirea televizorului, a doua este să stai în baie.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.De grootste bijdrager aan die ervaring is televisie kijken, de volgende is in de badkamer zijn, zitten.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Den enskilt största orsaken till detta är att titta på tv, den andra är att sitta på toaletten.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Den größten Beitrag zu diesem Erleben hat das Fernsehen, den nächsten das Sitzen auf der Toilette.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Den største enkeltstående bidragsyder til den oplevelse er at se TV, den næste er at sidde på badeværelse.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Điều góp phần lớn nhất vào trạng thái này là xem tivi; tiếp theo là ngồi trong phòng tắm.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.El mas grande contribuidor para esta experiencia es mirar televisión, la otra es estar sentado en el baño.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Il contributo maggiore a tale situazione è guardare la televisione, il successivo è stare in bagno, seduti.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Le plus grand participant à celà est de regarder la télévision, le suivant est d"être aux toilettes, assis.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Najczęstszym czynnikiem wywołującym ją jest oglądanie telewizji, kolejny to siedzenie w łazience.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Največji doprinos k tovrstni izkušnji je gledanje televizije; naslednje je sedenje v kopalnici.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Největším zdrojem tohoto pocitu je sledování televize, dál sem patří to, že jste v koupelně a sedíte...
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.그런 경험을 일으키는 가장 큰 한 가지 요인은 TV 시청이고, 그 다음은 화장실에 앉아있는 것입니다.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.Най-големият проводник на това преживяване е гледането на телевизия, а следващият е да седиш в тоалетната.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.התורם הבלעדי והמרכזי לחוויה הזו זה צפייה בטלויזיה, הדבר הבא זה להיות בשירותים, ישיבה.
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.وأكبر مساهم في هذا الشعور هو مشاهدة التلفاز، يليه أن تكون في دورة المياه، جالسا
Bu deneyime en büyük yegâne katkı televizyon izlemek, diğeri banyoda olmak, oturmak.その次はトイレで座っているとき 時にはテレビを見ているときでもその7-8%の時間は
Bugün işe gitmelerinin yegane sebebi başka nasıl hayatlarını kazanabileceklerini bilmemeleri.Ils vont au travail, ils pensent que c'est la façon de gagner sa vie.
Bugün işe gitmelerinin yegane sebebi başka nasıl hayatlarını kazanabileceklerini bilmemeleri.Ze gaan naar werk om te kunnen leven...
Bugün işe gitmelerinin yegane sebebi başka nasıl hayatlarını kazanabileceklerini bilmemeleri.Отиват на работа с мисълта, че това просто е начинът, по който се изкарва прехраната.
Bu nedenlerden dolayı,kendisini Avrupa ile vatandașları arasında yegane köprü olarak tanımlamaktadır.Ebben a minőségében a maga nemében egyedülállóhíd szerepet tölt be az Európai Unió és annak polgárai között.
Bu nedenlerden dolayı,kendisini Avrupa ile vatandașları arasında yegane köprü olarak tanımlamaktadır.I den egenskapen utgörkommittén en unik bro mellan EU och medborgarna.
Bu nedenlerden dolayı,kendisini Avrupa ile vatandașları arasında yegane köprü olarak tanımlamaktadır.Prin aceasta,Comitetul se afirmăca punte unicăîntre Europa și cetăţenii ei.
Bu nedenlerden dolayı,kendisini Avrupa ile vatandașları arasında yegane köprü olarak tanımlamaktadır.Tällä tavoin komitea vahvistaa asemansa ainutlaatuisena siltana EU:n jakansalaisyhteiskunnan välillä.
Bu nedenlerden dolayı,kendisini Avrupa ile vatandașları arasında yegane köprü olarak tanımlamaktadır.Tím potvrzuje svou roli mostu mezi Evropou a jejímiobčany, kterýje svého druhu jedinečný.
Bu nedenlerden dolayı,kendisini Avrupa ile vatandașları arasında yegane köprü olarak tanımlamaktadır.Докладчиците могат да потърсят помощта и на външни експерти.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.Ce sont les seules choses auquelles les enfants s'interessent.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.Das sind die einzigen Dinge, woran Kinder denken.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.Det är sådant som barn bekymrar sig om.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.Dit zijn de enige dingen die kinderen bedenken.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.Hanya ini satu-satunya yang dipikirkan anak-anak.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.Queste sono le uniche cose che importano ad un bambino.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.To są jedyne rzeczy, o których myślą dzieci.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.To so edine stvari, o katerih otroci razmišljajo.
Bunlar çocukların düşünebileceği yegane şeyler.هذه هي فقط الأشياء التي يفكر فيها الأطفال.
Burada yaptığım yegane şey ikide biri dörtte ikiye çevirmek oldu.여기에서 2 분의 1 을 4 분의 2 로 바꾼 것이 전부입니다
Burada yaptığım yegane şey ikide biri dörtte ikiye çevirmek oldu.2分の1を4分の2にしただけです.
Burada yaptığım yegane şey ikide biri dörtte ikiye çevirmek oldu.וכל מה שעשיתי , החלפתי חצי לשני רבעים
Burada yaptığım yegane şey ikide biri dörtte ikiye çevirmek oldu.وكل ما فعلته هنا هو انني حولت 1/2 الى 2/4
Burası bilimsel amaçlarla, ABD içerisinde kenevir yetiştirmenin yasal olduğu yegane devlet destekli bölge이곳은 연방정부가 자금을 지원하는 곳으로는 유일하게 미국에서 과학적 연구를 위해 합법적으로 대마초를 재배하는 곳입니다.
Burası bilimsel amaçlarla, ABD içerisinde kenevir yetiştirmenin yasal olduğu yegane devlet destekli bölgeזה האתר היחיד בארה"ב שממומן ע"י הממשלה ושבו החוק מתיר לגדל קנאביס לטובת מחקר מדעי.
Burası bilimsel amaçlarla, ABD içerisinde kenevir yetiştirmenin yasal olduğu yegane devlet destekli bölgeهذا هو الموقع الوحيد الممول اتحاديا حيث يتم زراعة القنب الهندي القانونياً للبحث العلمي في الولايات المتحدة.
Burası bilimsel amaçlarla, ABD içerisinde kenevir yetiştirmenin yasal olduğu yegane devlet destekli bölge合法的に大麻を栽培する施設です 米国内での科学的調査が目的です 研究用のマリファナを栽培しています
Çünkü dönüşlerini belirleyen yegâne şey, yörüngedeki kütle miktarıdır.왜냐하면 어떻게 공전하는가를 결정하는건 궤도안에 있는 질량이기 때문입니다.
Çünkü dönüşlerini belirleyen yegâne şey, yörüngedeki kütle miktarıdır.lub poruszałyby się o wiele wolniej, ponieważ o tym decyduje tylko ilość masy wewnątrz ich orbity.
Çünkü dönüşlerini belirleyen yegâne şey, yörüngedeki kütle miktarıdır.כיוון שכל מה שקובע כיצד הם חגים הוא כמה מסה נמצאת במרכז המסלול שלהם.
Çünkü dönüşlerini belirleyen yegâne şey, yörüngedeki kütle miktarıdır.لأن ما يحدد دورانهم هو كمية الكتلة الموجودة في مدارهم
Çünkü dönüşlerini belirleyen yegâne şey, yörüngedeki kütle miktarıdır.軌道内にある質量だからです ちょうどいいですよね なぜなら私の仕事は
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Bởi vì lương thực là vấn đề không thể giải quyết bởi từng người hay từng quốc gia.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Denn Nahrungsversorgung ist ein Problem, das nicht durch einzelne Personen oder Nationen gelöst werden kann.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.För mat är ett problem som kan inte lösas person till person, nation till nation.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.식량문제는 개인이나 국가별로 해결될 수 없는 이슈이기 때문이죠
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Makanan adalah masalah yang tak dapat diselesaikan oleh satu orang, satu negara.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Mert az élelem olyan kérdés, amit egyenként, országonként nem tudunk megoldani.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Perché l'alimentazione è un problema che non si può risolvere persona per persona, nazione per nazione.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Porque la nutrición es un asunto que no se puede resolver persona a persona, ni nación a nación.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Porque o acesso a alimentos é um problema que não pode ser solucionado individualmente ou país a país.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Protože potraviny jsou problémem, který nemůže vyřešit samotný jednotlivec nebo stát.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Want voedsel is een thema dat je niet oplost, persoon voor persoon, natie voor natie.