ye ile cümle

ye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yerde bir çukur kazdık.We dug a hole in the ground.
Kural olarak, günde üç öğün yemeğimiz var.As a rule, we have three meals a day.
Yemekli davete on misafir alıyoruz.We are having ten guests at the dinner party.
Biz her akşam 6:00'da akşam yemeğini yeriz.We have supper at six every evening.
Biz beyzbolda onları yendik.We defeated them in baseball.
Biz akşam yemeğine davet edildik.We are invited to dinner.
Biz akşam yemeğinden sonra şarkı söyledik, dansettik ve sohbet ettik.We sang, danced and chatted after dinner.
Yumurta yemekleri pişirdik.We cooked egg dishes.
Kağıt uçak yavaş yavaş yere düştü.The paper plane fell slowly to earth.
Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.I had to leave out this problem for lack of space.
Görüş yeteneğim bozulmaya başlıyor.My eyesight is beginning to fail.
Benim iyi görme yeteneğim var.I have good eyesight.
Sermaye yetersizliği nedeniyle geleceğimiz zorluklarla dolu olacak.Our future will be full of difficulties because of lack of funds.
Dişçi şekerleme yemeni istemiyor.The dentist doesn't want you to eat sweets.
Daha az kazalar yerine daha çok kazalar var.Instead of fewer accidents there are more.
O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım.I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.
Son otobüsü yakalamak için yeterince zaman yoktu.Not enough time to catch the last bus.
Yeterli zamanım olsaydı, Londra'nın daha çok kısmını görebilirdim.If I had had enough time, I could have seen more of London.
Bol zamanım var, ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Bol bol zamanım var ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Bizim yeterince zamanımız var.We have enough time.
Saatim bozuldu, bu yüzden yeni bir tane istiyorum.My watch is broken, so I want a new one.
Saat çalışmıyor, yeni pillere ihtiyacım var.The clock has run down. I need new batteries.
Onun canı bazen Japon tarzı yemek yemek istiyor.He sometimes feels like eating Japanese-style food.
Zamana ayak uydurmak için yeni bir bilgisayar aldım.I bought a new computer to keep up with the times.
Bir sonraki otobüsü beklemek yerine yürüyebiliriz.We may as well walk as wait for the next bus.
Gittikçe daha fazla doktor yeni ilaçlar kullanmaya başladı.More and more physicians have begun to use the new medicines.
Bisikletimin patlak bir lastiği vardı, bu yüzden yedi trenini kaçırdım.My bicycle had a flat tire, so I missed the seven o'clock train.
Bisikletimi tamir etmek 5,000 yen'e mal oldu.It cost me 5,000 yen to repair my bicycle.
Yolcu vagonlarının yerini otomobiller aldı.Automobiles replaced carriages.
Trafik kazasının olay yeri korkunç bir manzaraydı.The scene of the traffic accident was a horrible sight.
Doğduğum tam yeri bilmiyorum.I don't know the exact place that I was born.
Sözlerinizi yerine getirmek için elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız.You should do your best to carry out your promises.
Sahip olduklarınla yetinmek zorundasın.You have to make do with what you've got.
Eşyalarını yerine koy.Put away your things.
Yeteneğini göstermek için bu az bulunur fırsatı en iyi şekilde kullanmalısın.You should make the most of this rare opportunity to demonstrate your talent.
O, işini gerçekten sevmiyordu ama onun yeni evine borcu vardı.He didn't really like his job, but he owed money on his new house.
Yedide okula giderim.I go to school at seven.
Okula yedide gidiyorum.I go to school at seven.
Okula yedide giderim.I go to school at seven.
Saat yedi otuzdu.It was seven thirty.
Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Bil bakalım ne oldu! Yeni Zelanda'ya çalışma'ya gidiyorum.Guess what! I'm going to New Zealand to study.
Aslında kendimizi yenilgiye hazırlamıştık.Actually, we had prepared ourselves for defeat.
Doğruyu söylemek gerekirse, o benim yeğenimdir.To tell the truth, she is my niece.
Uygun elbiseler iş yerinde çok önemlidir.Proper clothes count for much in business.
Öğrenme muhtemelen hemen hemen katıldığımız her faaliyette yer alır.Learning probably takes place in virtually every activity in which we take part.
Fotoğraf çekmek için yetersiz ışık var.There is insufficient light to take pictures.
Fotoğrafçılık, şimdi sanatın yeni bir formu olarak kabul edilmektedir.Photography is now considered a new form of art.
Sadece yeteri kadar kaynatılır.It is boiled just enough.
Bugün patronun keyfi yerinde mi?Is the boss in a good mood today?
Başkan yeni bir yönetici adadı.The president appointed a new manager.
Başkan gelmedi ama, yerine başkan yardımcısını gönderdi.The president did not come, but sent the vice-president in his stead.
Bisikletlerin yerini arabalar aldı.Cars took the place of bicycles.
Arabada bir kişilik yer vardı.There was room for one person in the car.
Arabanızda ayıracak yer var mı?Is there any room to spare in your car?
Arabamı yeni bir arabayla değiştirdim.I traded in my car for a new one.
Tom, Mary'ye bir şey olabileceğinden endişeleniyordu.When he was young, he used to follow Beethoven everywhere he went.
Onu amcası yetiştirdi, çünkü onun ebeveynleri o gençken ölmüştü.Because his parents had died when he was young, his uncle brought him up.

İlgili Sayfalar