Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.Comecei a escrever livros para pequenos leitores quando estava a acabar o secundário.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.Ik begon boeken voor jonge lezers te schrijven in de bovenbouw van de middelbare school.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım."Képeskönyv gyerekeknek!", és elkezdtem fiatal olvasóknak szóló könyveket írni, végzős koromban.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.그리고 저는 고등학교 때 젊은 친구들을 위한 책을 쓰기 시작었죠.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.Zacząłem więc pisać książki dla młodych czytelników pod koniec szkoły średniej.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım."Детские книги с картинками!" и начал писать книги для детей. В то время я был старшеклассником.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım."Ілюстровані книжки для дітей!" і почав писати книги для юних читачів, коли я вчився у старших класах.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.והתחלתי לכתוב ספרים לקוראים צעירים כשהייתי שמיניסט בתיכון.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.وبدأت كتابة الكتب للقراء الصغار عندما كنت في السنة الأخيرة من الثانوية.
Lise son sınıftayken, genç okuyucular için kitaplar yazmaya başladım.高校を卒業する年でした 後に ロードアイランド・デザイン学校 に合格し
Londra’dan Barbados’a taşındık ve bu yeni hayatta kendimi haftada 900 kelimelik bir makale yazmaya şartladım.Как ваша семья отреагировала на вашу победу?
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yapar Basmadır.De wasprinter doet iets wat eruit ziet als printen.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparDer Wachsdrucker tut, was wie drucken aussieht.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparDrukarka woskowa robi coś, co wygląda jak wydruk.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparImprimanta cu ceară face ceva ce arată ca şi tipăriturile.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yapar'왁스 프린터'는 마치 인쇄하는 것 같습니다.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparLa impresora de cera hace algo parecido a imprimir.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparLa stampante a cera fa qualcosa come stampare.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparL'imprimante à cire fait ce qui ressemble à de l'impression.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparВосъчният принтер прави нещо, което прилича на отпечатване.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparОн делает нечто типа печати.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparמדפסת השעווה מבצעת משהו שנראה כמו הדפסה.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparتقوم طابعات الشمع بما يشبه الطباعة.
Mum yazıcısı yazmaya benzer bir işlem yaparプリントするんです 電源を入れると、少し暖機します
Neden uc harfi yazmaya ugrastigimizi, A acisi olarak isimlendirme yapamadigimizi merak ediyor olabilirsiniz.A je důležité si uvědomit, že uprostřed skupiny písmen je vrchol.
Neden uc harfi yazmaya ugrastigimizi, A acisi olarak isimlendirme yapamadigimizi merak ediyor olabilirsiniz.En je zult zeggen waarom de moeite doen om al deze drie letters op te sommen.
Neden uc harfi yazmaya ugrastigimizi, A acisi olarak isimlendirme yapamadigimizi merak ediyor olabilirsiniz.Er det ikke meget lettere bare at kalde vinklen her for 'vinkel A'?
Neden uc harfi yazmaya ugrastigimizi, A acisi olarak isimlendirme yapamadigimizi merak ediyor olabilirsiniz.꼭짓점이 다른 글자들 사이에 있어야 한다는 것이에요 왜 이렇게 적어야 하는지 궁금하실텐데
Neden uc harfi yazmaya ugrastigimizi, A acisi olarak isimlendirme yapamadigimizi merak ediyor olabilirsiniz.الاحرف. وربما ستقول لماذا نمر بمشكلة ترتيب كل هذه الاحرف، لما
Neden uc harfi yazmaya ugrastigimizi, A acisi olarak isimlendirme yapamadigimizi merak ediyor olabilirsiniz.なぜこれらのすべての 3 つ文字を書かなければならないかわかりますか? これを単に角度 Aを呼び出すことはできません。 異なった図で説明しましょう。
Ne zaman ki bir vektör yazıyosanız, bunu kalın yazmaya çalışın. -벡터를 표기할 때는 이렇게 굵은 글씨로 나타냅니다 벡터를 표기할 때는 이렇게 굵은 글씨로 나타냅니다
Ne zaman ki bir vektör yazıyosanız, bunu kalın yazmaya çalışın. -كتابة ناقلات، وكنت ترغب في التأكد من أنك وقد ت جريئة لطيفة.
Ne zaman ki bir vektör yazıyosanız, bunu kalın yazmaya çalışın. -太字のv を使用します。 いいですか?
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Alla fine cominciai a scrivere il mio libro, con l'intento di illustrare la portata del problema nel mondo.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Con el tiempo, me dispuse a escribir un libro para mostrar el alcance del problema a escala mundial.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.În cele din urmă, am început să scriu o carte, pentru a demonstra într-adevăr mărimea acestei probleme
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.그래서 결국, 책을 쓰기 시작했습니다, 전세계적으로 이 문제를 알리기 위해서 말입니다.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Mijn boek toonde de echte omvang van dit probleem op wereldwijde schaal.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Nakonec jsem začal psát knihu, vlastně proto, abych ukázal jak velký je tento problém v globálním měřítku.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Nakoniec som sa pustil do písania knihy, aby som poukázal na mieru tohto problému na celosvetovom meradle.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Par la suite, j'ai décidé d'écrire mon livre, pour démontrer l'étendue de ce problème à l'échelle mondiale.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Schließlich fing ich an, mein Buch zu schreiben, um das weltweite Ausmaß dieses Problems darzustellen.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Till slut började jag skriva min bok för att visa på omfattningen av det här problemet på en global skala.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Végül nekiálltam megírni egy könyvet, hogy bemutassam, mekkora méreteket ölt ez a probléma globális szinten.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.В конце концов, я стал писать книгу, чтобы показать размах этой проблемы во всём мире.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.Накрая се наканих да напиша книга, в която наистина да покажа размерите на този проблем в световен мащаб.
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.בסופו של דבר התחלתי לכתוב את הספר שלי, כדי באמת להראות את היקף הבעיה הזו
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.في النهاية، قررت أن أكتب كتابي، للتدليل على حجم هذه المشكلة
Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum.この問題が世界的にどれだけの規模で 起きているかを明らかにするためです
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.A hagyományokat felrúgva e különleges pár úgy döntött, hogy egymás fogadalmát írják meg.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.För ovanlighetens skull har det här speciella paret bestämt att de ska skriva varandras löften.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.이 유별난 부부는 특이하게 서로의 서약을 대신 써주기로 했습니다.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Ongebruikelijk genoeg heeft dit speciale paar elk de geloften van de ander geschreven.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Raczej nietypowo, ustalili, że napiszą tekst ślubowania dla siebie nawzajem.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Seulement, cette fois-ci, chacun des deux époux a rédigé les vœux de l'autre.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Som en usædvanlig ting er begge parter gået med til at skrive den andens løfter.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Tavallisuudesta poiketen kumpikin osapuoli on lupautunut kirjoittamaan kumppaninsa valat.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Tento výjimečný pár se rozhodl udělat něco neobvyklého. Navzájem si napsali své sliby.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Ungewöhnlich ist, dass dieses Paar das Gelübde des jeweils anderen verfasst hat.
Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Οι δυο τους αποφάσισαν να μην παραμείνουν στα τετριμμένα και να γράψουν ο ένας τους όρκους του άλλου.