O ölüyorken kendi kanıyla katilin adını yazmaya çalıştı.As she was dying, she tried to write the murderer's name with her own blood.
Tom otuzuna kadar şarkılar yazmaya başlamadı.Tom didn't begin to write songs until he was thirty.
Tom otuzuna kadar şarkı yazmaya başlamadı.Tom didn't start to write songs until he was thirty.
Tom bilgisayarına oturdu ve bir şey yazmaya başladı.Tom sat at his computer and started typing something.
Ben sol elle yazmaya çalıştım.I tried to write with the left hand.
Tom bir kalem aldı ve yazmaya başladı.Tom picked up a pen and started to write.
O şimdiden okuyup yazmaya başlıyor.She is already beginning to read and write.
Mektubumu yanıtla yoksa artık sana yazmayacağım.Answer my letter or I will not write to you anymore.
Tom yeni bir kitap yazmaya başladı.Tom has begun writing a new book.
Tom her gün yeni bir blog yazısı yazmaya çalışır.Tom tries to write a new blog entry every day.
Kağıdını senin için yeniden yazmayacağım.I'm not going to rewrite your paper for you.
Tom bir yemek kitabı yazmaya başladı.Tom has begun writing a cookbook.
Tom bir roman yazmaya başladı.Tom has started writing a novel.
Tom her gün yazmaya söz verdi.Tom promised to write every day.
Bir kitap yazmaya başladım.I started writing a book.
Mektubunu alır almaz, cevap yazmaya oturdum.On receiving your letter, A sat down to answer it.
Sana bir mektup yazmaya çalışacağım.I'll try to write you a letter.
Dan yazmaya bile başlamadı.Dan didn't even start writing.
Kurbanın kendi kanı ile katilin adını yazmaya çalıştığı görünmektedir.It appears that the victim tried to write the murderer's name with his own blood.
Daha okunaklı yazmaya çalışman lazım.You should try to write more legibly.
Daha okunaklı yazmaya çalışmalısın.You should try to write more legibly.
Ne zaman şarkılar yazmaya başladın?When did you start writing songs?
Ben öğrenciyken, solak çocuklar okulda sağ elle yazmaya zorlanıyorlardı.When I was at school, left-handed kids were forced to write right-handed.
Saatlerdir bir şey yazmaya çalışıyorum ama aklıma bir şey gelmiyor.I've been trying to write something for hours, but nothing comes to my mind.
O bir mektup yazmaya devam etti.He continued writing a letter.
Yorgun görünüyorsun dostum. Bence senin yazmaya ara vermen gerekiyor.You look exhausted, mate. I think you need to take a break from writing.
Haftada en az üç blog girişi yazmaya çalışıyorum.I try to write at least three blog entries a week.
Her gün sana e-posta yazmaya söz veriyorum.I promise to write you email every day.
Şarkı yazmaya devam ediyorum.I still write songs.
Ben etnik ve dini azınlıklar hakkında yazmaya çalışacağım.I'll try to write about ethnic and religious minorities.
O, Arapça yazılmış bir şeyi başka bir dilde yazmaya çalışıyor.She's trying to transliterate something that was written in Arabic.
Ben bir kitap yazmaya başladım.I began to write a book.
Sadece yazmaya devam etmek istiyorum.I just want to keep on writing.
Mesaj yazmaya devam ettim.I kept texting.
Yazmaya başladım.I started writing.
Bir kalem aldım ve yazmaya başladım.I picked up a pencil and started to write.
Tom Mary'yi yazmaya devam etmesi için teşvik etti.Tom encouraged Mary to keep writing.
Yazmaya devam ettim.I continued writing.
Leyla sevgilisine yazmaya devam etti.Layla kept writing to her lover.
Tom'a yazmayacak mısın?Aren't you going to write to Tom?
O kısa bir hikaye yazmaya çalıştı.She tried to write a short story.
Tom 13 yaşındayken şiir yazmaya başladı.Tom began writing poetry when he was thirteen.
Tom Mary'yi şarkılar yazmaya teşvik etti.Tom encouraged Mary to write songs.
Tom blog yazmaya başladı.Tom has started a blog.
Sami ve Leyla birbirlerine mektup yazmaya başladılar.Sami and Layla started writing each other letters.
Sana bir daha yazmayacağım.I won't write to you again.
İngilizce cümleler yazmaya yeterince cesaretim yok ve muhtemelen yazmamalıyım.I don't have enough courage to write sentences in English and I probably shouldn't.
Kurşun kalem çıkarıp yazmaya başladı.He took out a pencil and started to write.
Karl, Rima ile olan ilişkisi hakkında bir hikaye yazmaya başladı.Karl started spinning a story about his relationship with Rima.
Santa Monica'da yazmaya başladım ve kaydettiğimde nasıl duyulabileceğini tahmin ediyorum.I've been writing in Santa Monica and I know what the record sounds like.
İfade özgürlüğü biçimi olarak Sarmiento siyasi eleştiri yazmaya başladı.As a form of freedom of expression, Sarmiento began to write political commentary.
Oyun Paris'te iyi karşılandı ve Corneille, düzenli olarak oyunlar yazmaya başladı.The play was a success in Paris and Corneille began writing plays on a regular basis.
Woeser bu yasaktan sonra yazmaya ve konuşmaya devam edeceğini açıkladı.Woeser stated that she would continue writing and speaking.
Tartışma Sir Geoffrey Elton'ı Tarihin Pratiği (1967) adlı kitabını yazmaya sevk etmiştir.The controversy inspired Sir Geoffrey Elton to write his 1967 book The Practice of History.
Aylin iyi bir şair, ama ben onu şarkı sözü yazmaya yönlendirmeye çalışıyorum.Aylin is a good poet, but i'm trying to direct her in writing the lyrics.
Sonra birkaç Fransız filminde rol aldı ve şarkılar yazmaya başladı.She later appeared in several French films and began to write songs.
Mary, kısa bir hikâye olacağını varsaydığı şeyi yazmaya başladı.She began writing what she assumed would be a short story.
1943 yılında kırsalda Relizane kasabasına taşındı ve kendi şarkılarını yazmaya başladı.In 1943 she moved to the rural town of Relizane and began writing her own songs.
Bu dönemde Herzl, “Bir Yahudi Devleti” hakkında broşürler yazmaya başladı.Around this time, Herzl started writing pamphlets about 'A Jewish State'.
Beckett yazmaya başladığında Vladimir ve Estragon için herhangi bir görsel ögeye sahip değildi.When Beckett started writing he did not have a visual image of Vladimir and Estragon.