İskandinav yasası, her iki tarafın lehine herhangi bir yazılı anlaşma yapılmasını gerektiriyor.Scandinavian law requires any written agreement to favor both parties.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.They were operating with social constraints rather than contractual ones.
İskandinav yasası, her iki tarafın lehine herhangi bir yazılı anlaşma yapılmasını gerektiriyor.Zudem muss ein schriftliches „Memorial“ für jede der beiden Parteien eingereicht werden.
İskandinav yasası, her iki tarafın lehine herhangi bir yazılı anlaşma yapılmasını gerektiriyor.Las leyes escandinavas exigen que cualquier acuerdo escrito esté en favor de ambas partes.
Her ikisi de, 3 Ocak 1919 tarihinde, isimlerinin yer aldığı yazılı anlaşmanın altına imza attılar.Il 1º gennaio 1919, firmarono un accordo scritto che porta i loro nomi.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Boli prevádzkované za sociálnych obmedzení, než za zmluvných.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Ei funcționau cu constrângeri sociale decât cu cele contractuale.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Eles estavam a funcionar com restrições sociais em vez de contratuais.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Elles opéraient avec des contraintes sociales plutôt que des contraintes contractuelles.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Ellos estaban operando con las restricciones sociales más que con las contractuales.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Họ đang làm việc với các hạn định xã hội chứ không phải hạn chế trên hợp đồng.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.그 곳들은 계약에 의한 것이 아니라 사회적 제약에 의해 움직였습니다.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Mereka beroperasi dengan batasan sosial alih-alih dengan kontrak
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Ők szociális kényszerek között működtek, és nem szerződéses kényszerek között.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Pracují na základě společenských regulí spíš než na základě smluv.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Sie handelten aufgrund sozialer Einschränkungen anstatt vertraglicher Einschränkungen.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Stavano operando con delle costrizioni sociali piuttosto che contrattuali.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Wiązały ich zobowiązania społeczne, a nie paragrafy umowy.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Ze functioneerden met sociale beperkingen eerder dan contractuele.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.Λειτουργούσαν κάτω από κοινωνικούς περιορισμούς αντί για συμβατικούς.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.В своей практике педагоги использовали не договорные, а социальные ограничения.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.И двете страни са работили в рамките на социалните ограничения, а не на изрично договорените.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.У своїй практиці вихователі використовували не договірні, а соціальні обмеження.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.הם פעלו תחת הגבלות חברתיות ולא תחת הגבלות חוזיות.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.لقد كانوا يعملون بموجب قيود اجتماعية أكثر من قيود تعاقدية.
Bu olayda yazılı anlaşmadansa sosyal bağlayıcılar vardı.社会的な制約に基づいて行動するのです そして重要なのは 社会的制約は
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.A hlavne, sociálne obmedzenia vytvorili kultúru, ktorá bola štedrejšia než akú vytvorili zmluvné obmedzenia.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.A především společenské regule vytvořily kulturu, která byla více velkorysá, než ta na základě smlouvy.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.Co więcej, ograniczenia społeczne narzuciły kulturę bardziej szczodrą, niż określała to umowa.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.Dan batasa sosial ini menciptakan budaya yg lebih toleran daripada batasan kontraktual
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.És kritikus módon a szociális kényszerek egy nagylelkűbb kultúrát hoztak létre, mint a szerződéses kényszerek.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.무엇보다, 사회적 제약은 계약에 의한 제약보다 더 관대한 문화를 만들어놓았던 것이죠.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.Und diese sozialen Einschränkungen schafften eine großzügigere Kultur als die vertraglichen Einschränkungen.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.Và quan trọng, các hạn chế xã hội hình thành 1 nền văn hóa hào phóng hơn các hạn định trên hợp đồng.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.А найголовніше, що соціальні обмеження створили культуру більш щирих відносин, ніж договірні правила.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.ובאופן מכריע, ההגבלות החברתיות יצרו תרבות שהיתה יותר מתחשבת מאשר זו שנוצרה על-ידי הגבלות חוזיות.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.وبشكل خطير، إن القيود الاجتماعية قد خلقت ثقافة كانت أكثر تطوعًا مما خلقته القيود التعاقدية.
Ve sosyal bağlayıcılar yazılı anlaşmaların yaratacağından daha cömert bir kültür yarattı.契約的制約よりも 親切な文化を作るということです ニージーとルスティチーニはこの実験で