yatmış ile cümle
yatmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sonuçta, o şiddet suçu sebebiyle beş yıl hapis yatmıştı.Eventually, he was sentenced to five years in prison for the violent crime.
Tom yakın yatmıştı, kolunu Mary'nin etrafına koymuştu.Tom snuggled in close, putting his arm around Mary.
Tom battaniyenin altına kıvrılıp yatmıştı.Tom snuggled under the blankets.
Tom'un kedisi bacağına dayalı kıvrılıp yatmıştı.Tom's cat snuggled against his leg.
Tom yatakta yatmış kitap okuyordu.Tom was snuggled up in bed reading a book.
Odaya girdiğimde, Tom ve Mary kanepede birlikte sarılıp yatmıştı.When I entered the room, Tom and Mary were snuggled together on the couch.
Tom eve geldiğinde, çocuklar zaten yatmıştı.When Tom got home, the children had already gone to bed.
Sami'nin cesedi garajda çürümeye yatmıştı.Sami's body lied decaying in the garage.
Tom'un hapiste yatmış olduğunu hiç kimse bilmiyordu.Nobody knew Tom was an ex-con.
Albüm kapağı Fibra'nın ağır yaralanmış başını, yan yatmış olarak gösterir.The album cover shows Fibra's head lying on its side with a gruesome injury.
Kentucky'de hüküm giyen Fairbank, 15 yıllık cezasının tamamını yatmıştır.Fairbank was convicted again in Kentucky and served the full sentence of 15 years.
Avrupa’da Yahudilere karşı ön yargıların kökeninde ise din yatmıştır.Aware of what was happening to Jews throughout Europe, the family went into hiding.
1980 boyunca, 6 yıl cezaevinde yatmıştır.In the next 18 years he would be imprisoned 6 times.
Joyce salonda ölü gibi yatmıştır.Gabinius soon died in Salona.
Joachim, herkesin saat 23:00 te yatmış olması gerektiğini söyledi. niye hiç dinlemiyorsun?Joachim told that by 11.00 everybody should be in bed. Why don't you ever listen to me.
Biraz daha yaklaştığımızda kocaman bir fil gördük, yüzü kesilmiş, yan yatmış vaziyetteydi.And as we got closer, there was a great bull elephant, resting on its side, with its face cut away.
6 ay yoğun bakımda yatmış bir hasta.He's also a patient that was in ICU for over 6 months.
Hastanede de yatmıştın...You were confined in the hospital for treatment, right?
Benim dışımda herkes yere yatmıştı.Everyone hit the floor except me.
Ve umarım Newton'un birinci kuralının hala doğru olduğu mantığınıza yatmıştır.And now hopefully it make sense that Newtons first law still holds.
Batı Virginia'daki mağarasında kış uykusuna yatmış bir ayıya kadar çeşitlilik gösteriyor.And oddly, the most notable
Aşağıdaki şu yan yatmış ağacı görüyor musun?Say, did you notice that leaning tree down there?
Çünkü şimdi huzur içinde yatmış, Uyuyup dinlenmiş olurdum;For now should I have lain down and been quiet. I should have slept, then I would have been at rest,
Benim için O pusuya yatmış bir ayı, Gizlenmiş bir aslandır.He is to me as a bear lying in wait, as a lion in secret places.
Namazı/duayı tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın.When you have performed the prayer, remember God, standing and sitting and on your sides.
Arsim Gaşi'nin çocuğu üç gün Priştine Üniversitesi Hastanesi'nin çocuk servisinde yatmış.Arsim Gashi's child was at the pediatric clinic of the Pristina University Hospital for three days.
Diyarbakırlı Ahmet, bir gösterinin yakınında tutuklanmasının ardından bir yıldan fazla hapis yatmış.Amed, from Diyarbakir, spent more than a year in prison after being arrested near a demonstration.
Giolias, Atina'daki evinin önünde pusuya yatmış en az üç saldırgan tarafından öldürüldü.Giolias was killed by at least three attackers who had lured him outside his home in Athens.
TV'deki çatlamış yollar ve biri temeli üzerinde yan yatmış hasarlı evler gosterildi.TV reports showed cracked roads and damaged houses, including one tilting on its foundation.
Konteynerler şu ânda Saraybosna'da kış uykusuna yatmış bekliyorlar.The containers are now in winter hibernation in Sarajevo.
Kentucky'de hüküm giyen Fairbank, 15 yıllık cezasının tamamını yatmıştır.Fairbank was convicted again in Kentucky and served the full sentence of 15 years.
Olaydan sonra hapis yatmış ve yaraladığı kişiye büyük miktarda tazminat ödemiştir.He was subsequently imprisoned and was ordered to pay a large reparation to the victim.
Giselda mağarada uykuya yatmıştır.Grotte Odysseus schläft in einer Grotte.
Çünkü Simpson'un eşiyle de Ryan bir gece yatmıştır.Etwas später verbringt Jennifer eine Nacht mit Ryan.
Heykel MÖ 225 veya 226'daki bir depremde yıkılmış, birkaç asır yan yatmış halde kalmıştır.Die Kolossalstatue stürzte etwa 227/226 v. Chr. infolge eines Erdbebens um.
Performanstan önce hırlayan köpeklerin ve kuluçkaya yatmış kuzgunların olduğu bir video gösterilmişti.La performance est précédée par une vidéo d’interlude montrant des corbeaux en plein vol ainsi que des chiens.
Performanstan önce hırlayan köpeklerin ve kuluçkaya yatmış kuzgunların olduğu bir video gösterilmişti.L'atto successivo era anticipato da un video di intermezzo con cani ringhianti e corvi che covavano.
Son olarak bir polise ırkçı (Nazi) dediği için 4 ay hapis yatmıştır.Ha scontato una pena di quattro anni di carcere per violenza razziale.
Çoğu gazeteci 1974 yılındaki affa kadar hapis yatmıştır.Большинство лидеров Братства оказались в тюрьме к 1974 году.
1965 yılında tutuklanmış ve 10 sene hapis yatmıştır.اعتقل في العام 1965 وقضى عشر سنوات في السجن .
Daha sonra sınırdışı edilmiş ve 2 yıl hapis yatmıştır.تم العفو عنهم وأطلق سراحهم بعد عامين في السجن.
Bu da denk gelen uzayzaman diyagramına doğru hafif yana yatmış bir ışık konisi olarak temsil edilmektedir.Isto aparece como um cone de luz ligeiramente inclinado no correspondente diagrama de espaço-tempo.
[1] Bu kararlar yüzünden Lula da Silva 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimine katılamamış ve 550 gün hapis yatmıştır.O cargo seria um reconhecimento para quitar o empréstimo considerado "fraudulento".
Tom koltukta yatmış, televizyon seyrediyor.Tom kijkt liggend op de bank televisie.
Heykel MÖ 225 veya 226'daki bir depremde yıkılmış, birkaç asır yan yatmış halde kalmıştır.Posąg został zniszczony w 227/226 pp. n.e., w wyniku trzęsienia ziemi.
Avrupa’da Yahudilere karşı ön yargıların kökeninde ise din yatmıştır.I Polen, som enda land i Europa, straffades hjälp till judar med döden.
1980 boyunca, 6 yıl cezaevinde yatmıştır.V osmdesátých letech by odsouzen na šest let nepodmíněně.
Çoğu gazeteci 1974 yılındaki affa kadar hapis yatmıştır.Ženskou věznicí zůstala až do svého zavření v roce 1974.
1965 yılında tutuklanmış ve 10 sene hapis yatmıştır.1963-ban letartóztatták és tíz év börtönre ítélték.
Destana göre Bişma, savaştan sonra bedeni oklarla parçalanmış olarak bir yatakta 56 gün yatmıştır.HEMK: 56 év után is ökölbe szorul a kéz.
Çünkü Simpson'un eşiyle de Ryan bir gece yatmıştır.Efter Fredericks død blev Nattrass hurtigt Mary Anns logerende.
1965 yılında tutuklanmış ve 10 sene hapis yatmıştır.Han ble arrestert i 1968, og satt 10 år i fengsel.
Giselda mağarada uykuya yatmıştır.Eustace lalu tertidur di gua itu.
Marshall ile ilgili çok ilginç bir özellik daha vardır bir tek karısı ile yatmıştır.Ia memiliki pernikahan yang berbahagia dengan istrinya yang memberikan sedikit pengaruh atas suaminya.
Giselda mağarada uykuya yatmıştır.Bà Duệ ngã vật xuống giường chết ngất.
Giselda mağarada uykuya yatmıştır.また、ある洞窟にはエスタークが眠っている。
Daha önce cinayet suçundan 5 yıl hapis yatmıştır.殺人罪で15年間服役していた。
O sırada kıraathanede bulunan 20 kişi yere yatmıştır.この時点で降下した2人を含む20人程が取り残されていた。
Genç domuzlar ve Yahudiler altına yatmış meme emiyorlar.小猪和犹太人躺在她下面吃奶。
Marshall ile ilgili çok ilginç bir özellik daha vardır bir tek karısı ile yatmıştır.דיומא חי עם נשים רבות, אך התחתן רק עם אישה אחת.