yasamasına ile cümle
yasamasına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Denize yakın yaşamasına rağmen o hala yüzemiyor.Despite having lived near the sea, she still cannot swim.
Bir evcil hayvana sahip olan hiç kimseye bu apartmanda yaşamasına izin verilmez.No one who owns a pet is allowed to live in this apartment building.
Yakında yaşamasına rağmen , onu nadiren görürüm.Although she lives nearby, I rarely see her.
O, bitişikte yaşamasına rağmen, bize selam bile vermez.Even though he lives next door, he doesn't even say hello to us.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşamasına rağmen Tom İngilizce konuşamıyor.Even though he lives in the United States, Tom can't speak English.
Tom'un yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let Tom live.
Tom'un yaşamasına izin ver.Let Tom live.
Onların yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let them live.
Onun yaşamasına izin vermeni istiyorum.I want you to let him live.
Onun yaşamasına izin vermemelisin.You must not let him live.
Fadıl, Rami'nin orada yaşamasına izin verdi.Fadil allowed Rami to live there.
Sami, Leyla'nın yaşamasına izin verdi.Sami let Layla live.
Sami, Leyla'nın yaşamasına karar verdi.Sami made the decision to let Layla live.
Stefan canavarın yaşamasına izin verme kararı aldı.Stefan decided to let the monster live.
İngiltere'de yaşamasına rağmen Olivia, Giles'ı iki tane olay sırasında ziyaret eder.Although she lives in England, Olivia visits Giles on two occasions.
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.In addition, no Catholics were allowed to live in towns.
Kimberley kentinde ailesiyle beraber yaşamasına izin verilir ancak ev hapsindedir.He was allowed to live in Kimberley with his family, but remained under house arrest.
İmparatorluk yasamasına öneride bulunur, zaman zaman danışman bir kurum olarak hareket ederdi.It could thus suggest Imperial legislation, and it acted from time to time as a consultative body.
Ama Caleb onun yaşamasına izin verir çünkü Buffy'e bir mesaj iletmesini ister.He allows her to live so that she can deliver a message to Buffy.
Yani, insanların istedikleri şekilde yaşamasına izin verilmesi gerekiyor.In other ways, people must be permitted to live the lifestyle that they prefer.
Abin zaten acınası bir varlıktı, Bu dünyada yaşamasına değmezdiYour brother looked like a zombie anyway, he's a worthless wretch in this world.
Ama Caleb onun yaşamasına izin verir çünkü Buffy'e bir mesaj iletmesini ister.Kev kann sie überzeugen, ihnen ein Frühstück zu erlauben.
İngiltere'de yaşamasına rağmen Olivia, Giles'ı iki tane olay sırasında ziyaret eder.Bien que résidant en Angleterre, elle rend par deux fois visite à Giles.
Mısır'dan Çıkış 22. bölüm 18. ayet "Bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin." şeklindedir.Ils se fondaient sur les mots de la Bible (Exode 22:17) « tu n'accepteras pas de laisser vivre une sorcière ».
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.Además no se permitió que ningún católico viviese en las ciudades.
Snoke eğer Luke Skywalker'ın yaşamasına izin verilirse Jedi'ın tekrar doğacağını düşünmektedir.Snoke siente que si Skywalker sigue viviendo, entonces los Jedi resurgirán en la galaxia.
Belediye binasının her bir seviyesi şehirde daha fazla vatandaşın yaşamasına olanak sağlar.Ogni espansione del municipio aumenta il numero massimo di cittadini che possono abitare nella città.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Fu successivamente autorizzato a tornare in Africa orientale e morì a Mombasa nel 1927.
Bu durum da bir takım su canlısının orada yaşamasına olanak tanır.Si dice di un gruppo che condivide l'acqua della vita.
Yaşamasına izin ver.Пусть живёт.
Bu yüzyıl köleliğin hızlı bir düşüş yaşamasına neden olmuştur.Да сгинет рабства гнусный век!
Refah içerisinde yaşamasına rağmen hayatının son yıllarını otel odalarında geçirdi.Vítima do alcoolismo, passou os últimos anos de vida vivendo em albergues.
Mısır'dan Çıkış 22. bölüm 18. ayet "Bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin." şeklindedir.No Antigo Testamento, Êxodo 22:18 afirma que "Não deixarás viver as feiticeiras".
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.Proibiu também aos monges morar nas cidades.
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.In de overige gemeenten wonen nagenoeg geen katholieken.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Han tilläts senare leva i Mombasa, där han dog 1927.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Згодом йому було дозволено оселитися у Момбасі, де він і помер у 1927 році.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Později mu bylo dovoleno žít v Mombase, kde roku 1925 zemřel.
Snoke eğer Luke Skywalker'ın yaşamasına izin verilirse Jedi'ın tekrar doğacağını düşünmektedir.Snoke věří, že dokud Luke žije, Jediové mohou opět povstat.
Bu yüzyıl köleliğin hızlı bir düşüş yaşamasına neden olmuştur.Tato století byla periodou klesajícího blahobytu.
Buzul Çağı boyunca Avrupa'nın büyük bir bölümü buzullarla kaplıydı ve insanların yaşamasına uygun değildi.Během poslední doby ledové bylo Finsko zcela pokryté ledovcem, nemohli zde tedy žít lidé.
Belediye binasının her bir seviyesi şehirde daha fazla vatandaşın yaşamasına olanak sağlar.Fiecare extindere a primăriei mărește numărul de cetățeni din oraș.
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.În cetate nu au fost acceptați decât catolici.
Bu durum, Dalí'nin küçük yaşta kendi kimliği konusunda karışıklık yaşamasına sebep oldu.Ea reușește să îl facă pe J.D. să își depășească îndoielile cu privire la diferența de vârstă dintre ei.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Később megengedték, hogy Mombasában éljen, itt is halt meg 1925-ben.
Bu yayılma sonucunda farklı üç türün aynı bölgede yaşamasına neden olmuştur.A felfedezés azt is valószínűsíti, hogy ebben a térségben e három különböző emberféle találkozhatott.
Bu yüzyıl köleliğin hızlı bir düşüş yaşamasına neden olmuştur.Az 1990-es évtized az állomás gyors hanyatlását hozta.
Belediye binasının her bir seviyesi şehirde daha fazla vatandaşın yaşamasına olanak sağlar.Jokainen kaupungintalon laajennettu taso lisää asukkaiden maksimimäärää.
Snoke eğer Luke Skywalker'ın yaşamasına izin verilirse Jedi'ın tekrar doğacağını düşünmektedir.Snoke pelkäsi, että jedit voisivat palata uudelleen, mikäli Skywalkerin sallittiin elää.
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.Det blev ikke tilladt katolikker at bo i byer.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Han fik senere opholdstilladelse i Mombasa, hvor han døde i 1925.
Mısır'dan Çıkış 22. bölüm 18. ayet "Bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin." şeklindedir.22 vers 17: En troldkvinde må du ikke lade blive i live.
Constance’ın Sade’yle birlikte Charenton’da yaşamasına izin verildi.Constance fikk tillatelse til å bo sammen med ham i Charenton.
Mısır'dan Çıkış 22. bölüm 18. ayet "Bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin." şeklindedir.Mosebok 22,18; «En trollkvinne skal ikke leve», og påbød at trollkvinner skulle brennes.
Katoliklerin kentlerde yaşamasına izin verilmez.加えて、カトリックは都市に住むことを許されなかった。
Bu problem de, hastanın gece nefes almasında sorunlar yaşamasına bağlanır (nocturnal hypoventilation).それよりも、夜ごとの、あのおびえた夢を癒す乳房が欲しいのだ。
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.그는 나중에 몸바사에서 살 수 있도록 허가받았고, 1925년에 그곳에서 죽었다.
Daha sonra Mombasa'da yaşamasına izin verilmiştir ve 1925 tarihinde burada ölmüştür.Kasnije je oslobođen i dozvoljeno mu je živjeti u Mombasi gdje je umro 1927 godine.
İmparatorluk yasamasına öneride bulunur, zaman zaman danışman bir kurum olarak hareket ederdi.Senat je torej lahko predlagal državne zakone in občasno deloval kot posvetovalno telo.
Hyun Sook rahip Keene'in yetimhanesinde kaldı ve dayısı da evlat edinilene kadar orada yaşamasına razı oldu.Huyn-Sook ở lại với Cha Keene, và người cậu đồng ý cho em ở đó đến khi xong thủ tục nhận nuôi.