Ben size yardımcı olmaktan mutlu olurum.I will be glad to help you.
Personelimiz size yardımcı olmak için isteklidir.Our staff is eager to help you.
Paula mutfakta babasına yardımcı olmak zorundadır.Paula has to help her father in the kitchen.
Dick bize yardımcı olmak için isteklilik gösterdi.Dick showed a willingness to help us.
Uçak, kalkışa yardımcı olmak için bir roket motoru kullandı.The airplane used a rocket motor to assist with takeoff.
Benim arzum, bu sorunla ilgili olarak size yardımcı olmaktır.My desire is to help you with this problem.
Bir sorununuz varsa, size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.I'd be happy to help you if you're having trouble.
Yapabilirsem sana yardımcı olmaktan memnun olurum.I am pleased to help you if I can.
Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.The government started a program to promote industry.
Zavallı adama yardımcı olmak için zahmete girdi.He took the trouble to assist the poor man.
Bana yardımcı olmak için yolunu değiştirdi.He went out of his way to assist me.
Ailesine yardımcı olmak için sıkı çalışmak zorunda.He has to work hard in order to support his family.
O onlara yardımcı olmak istedi.She wanted to help them.
İkinize de yardımcı olmak için bir şey yapardım.I would do anything to help you both.
Yardımcı olmak bizim görevimizdir.It's our duty to help.
Müttefikler Ruslara yardımcı olmak için çok inandırıcı olmayan bir girişimde bulundular.The Allies made a very unconvincing attempt to help the Russians.
Ona yardımcı olmak için elinden geleni yaptı.She did her best to help him.
Bana yardımcı olmak için zamanın var mı?Do you have time to help me?
Tom yardımcı olmak için gönüllüydü.Tom volunteered to help.
Tom bizim bu formları doldurmamıza yardımcı olmak için buraya geldi.Tom came here to help us fill out these forms.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için gönüllü oldu.Tom volunteered to help Mary.
Tom Mary'ye okul giderlerini ödemesine yardımcı olmak için para gönderdi.Tom sent money to Mary to help her pay for school expenses.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için evde kalmak zorunda değil.Tom doesn't have to stay home to help Mary.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için bile çalışmaz.Tom doesn't even try to help Mary.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to help Mary.
Size yardımcı olmak için benim için zevktir.It's my pleasure to help you.
Bana yardımcı olmak için bu ağaca tırmandığın için teşekkürler.Thank you for climbing this tree to help me.
Sadece yardımcı olmak istiyorum.I just want to help.
Garajımı temizlememe yardımcı olmak için yaptığın teklif için gerçekten minnettarım.I really appreciate your offer to help me clean out my garage.
Size yardımcı olmak için bir yol bulduğumuzu düşünüyoruz.We think we've found a way to help you.
Yardımcı olmak istiyor musun?Do you want to help?
Bana yardımcı olmak istiyor musun?Do you want to help me?
Tom'un bunu kanıtlamasına yardımcı olmak isterim.I'd like to help Tom prove it.
Gerçekten Tom'a yardımcı olmak istiyorum.I really want to help Tom.
Hepimiz yardımcı olmaktan mutluyuz.We are all happy to help.
Onun paketleri taşımasına yardımcı olmak istiyorum.I want to help him carry the packages.
Ben arkada kalmak ve Tom'un temizlik yapmasına yardımcı olmak zorunda kalacağım.I'll have to stay behind and help Tom clean up.
Size yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.I would be happy to help you.
Ben size yardımcı olmaktan memnun olurum.I'll be glad to help you.
Size yardımcı olmak için buradayım.I'm here to assist you.
Sana yardımcı olmak için buradayım.I'm here to assist you.
Yardımcı olmaktan memnun olurum.I'd be glad to help.
Size yardımcı olmak mutluluk!Happy to help you!
Hiç kimse yardımcı olmak zorunda değildir. Ve hiç kimse yardımcı olmaz.No one has to help. And no one helps.
Tom ve ben size yardımcı olmak için buradayız.Tom and I are here to help you.
Elimden geldiğince yardımcı olmak isterim.I'd like to be helpful in any way I can.
Benim işim, insanların sorunlarını çözmelerine yardımcı olmak.My job is to help people solve their problems.
Ona yardımcı olmak zorundasın, ama hızlı bir şekilde.You have to help her, but quickly.
Hayırsever, servetini muhtaç insanlara yardımcı olmak için kullanmaya çalıştı.The philanthropist tried to use her wealth to help people in need.
Çevrenin korunmasına yardımcı olmak için biyolog olmak istiyor.She wants to become a biologist to help protect the environment.
Arkadaşlarına yardımcı olmak istedi.He wanted to help her friends.
Ben bu işi bir arkadaşa yardımcı olmak için yapıyorum.I'm doing this job to help a friend.
Yapılması gerekeni yapmana yardımcı olmak için bugün buraya geldim.I came here today to help you do whatever needs to be done.
Tom yardımcı olmak için istekli.Tom is willing to help.
Tom partiden sonra temizlik yapmamıza yardımcı olmak için kalmayı ısrar etti.Tom insisted on staying to help us clean up after the party.
Bize yardımcı olmak zorundasın.You've got to help us.
Tom'a yardımcı olmak için ne yapabilirim?What can I do to help Tom?
Tom sana yardımcı olmak için burada.Tom is here to help you.
Tom bize yardımcı olmak zorunda.Tom has got to help us.
Kalıp yardımcı olmak istiyorum ama bana başka bir yerde ihtiyaç duyuluyor.I'd like to stay and help, but I'm needed elsewhere.