Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Mai mult, aşa cum toată lumea ştie, ceea ce contează este de fapt energia, nu petrolul.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Navíc, jak jistě víme, jedná se nám spíše o zdroj energie než o ropu samotnou.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Ponadto, jak wszyscy wiemy... ...to energia ma znaczenie, a nie ropa.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Som alla vet, är det energi, inte olja, som räknas.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Sőt, mint mindenki tudja, az energia az ami számít, nem az olaj.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Terlebih lagi, seperti yang semua orang tahu, yang penting adalah energinya, bukan minyaknya.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Ydermere, som vi alle ved, så er det energi, ikke olie, der tæller.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Επιπλέον, όπως όλοι γνωρίζουν, κοιτάξτε είναι η ενέργεια, δεν είναι το πετρέλαιο, το οποίο μετράει.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Ба більше, як всі знають, потрібна енергія, не нафта.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Более того, все знают, что энергия же приоритетна, не нефть.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.Нещо повече - както всеки знае, важна е енергията, а не петролът.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.ויותר מכך, כפי שכולם יודעים, האנרגיה, ולא הנפט - היא זאת שחשובה.
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.وعلاوة على ذلك ، كما يعلم الجميع، إن الطاقة وليس البترول ما يهمنا
Dahası, herkesin bildiği gibi, asıl işe yarayan enerjidir, petrol değil.重要なのはエネルギーであり、石油では無いのです 石油価格が上がるとことで
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Coraz częściej media są środowiskiem dla powstawania i popierania różnych grup.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.E din ce in ce mai des o cale de a crea un mediu de convocare si sprijin de grupuri.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Egyre gyakrabban jelenti csoportok formálódásának és támogatásának módjait.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.E são, cada vez mais, uma forma de criar um ambiente, para reunir e apoiar grupos.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.È sempre più spesso un mezzo per creare un ambiente che riunisca e supporti i gruppi.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Es ist mehr und mehr eher ein Weg eine Umgebung zu schaffen um Gruppen zu versammeln und zu unterstützen.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Het gaat steeds vaker... om het maken van een omgeving voor het samenbrengen... en ondersteunen van groepen.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.집단을 소집하고 지원하기 위한 환경을 만드는 방식에 관한 것이 됩니다. 그리고 우리가 직면하게 될 선택은,
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Média jsou spíše nástrojem k vytvoření prostředí na shromažďování a podporu skupin.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Mediji danes vse pogosteje pomenijo način oblikovanje okolja za snovanje skupin in njihovo podporo.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Semakin banyak hal ini menjadi cara penciptaan sebuah lingkungan untuk menggalang dan mendukung kelompok.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Y tratan cada vez más sobre una forma de crear ambientes de grupos y apoyarlos.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Все больше и больше это способ создать среду, в которой собираются и процветают группы.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.Те все по-често се превръщат в начин за създаване на среда за събиране и поддържане на групи.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.לעיתים קרובות יותר ויותר הם דרך ליצירת סביבת התכנסות קבוצות ותמיכה בהן.
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.لتكون طريقة لخلق بيئية مناسبة ودعم المجموعات والأختيار الذي نواجهه
Daha ziyade, gruplar oluşturup, desteklemeye yarayan bir ortama dönüşüyor.グループをサポートする環境を作るのが 主要な方法となっていくのです 世界のどこかに聞いてほしい-
Diyeceksiniz ki, "A.B.D.'de FedEx için bu işe yarayabilir, ama Bulgaristan için işe yaramaz.Nu zal je zeggen: "he, dat werkt misschien wel voor FedEx in de VS, maar dat kan niet werken in Bulgarije.
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.많은 DNA 조각들을 단시간에 셀 수 있는 기술이 발달했죠.
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.זה שקיימות טכנולוגיות שמאפשרות לנו לראות קטעי DNA רבים במהירות רבה.
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.هو انه تم إستحداث تكنلوجيات " قاعدة بيانات " تستطيع عن طريقها إستعراض الحمض النووي بسرعة كبيرة
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.多くのDNAを非常に短時間で調査可能になりました おかげで今ではわずか数時間で
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.A DNS az információkat véletlenszerű hibák folytán halmozza fel, amelyek közül néhány véletlenül működőképes.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.ADN-ul acumulează informație prin erori aleatorii, din care unele se întâmplă să funcționeze.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA accumuleert informatie door middel van toevallige fouten, waarvan sommige toevallig werken.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA akkumuliert Information durch zufällige Fehler, von denen manche einfach funktionierten.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA akumuluje informace náhodnými chybami, z nichž jen některé fungují.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA gromadzi informacje poprzez przypadkowe błędy, część z nich po prostu się sprawdza.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA hromadí informácie náhodnými chybami, z ktorých niektoré jednoducho náhodou fungujú.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA는 어쩌다 동작하는 몇가지 불규칙한 에러를 통해 정보를 축적합니다.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA kokoaa informaatiota satunnaisten virheiden kautta, joista jotkut vain sattuvat toimimaan.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA mengumpulkan informasi melalui kesalahan acak, beberapa di antaranya kebetulan berhasil.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA opsamler information gennem tilfældige fejl, hvoraf nogle tilfældigvis fungerer.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA samlar information genom slumpmässiga fel där en del bara råkar funka.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA tích lũy thông tin thông qua những sai sót ngẫu nhiên một trong số đó chỉ xảy ra để tiến hành công việc
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA צובר מידע באמצעות טעויות אקראיות, שבמקרה חלקן עובדות טוב.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.Il DNA accumula informazioni attraverso errori casuali, alcuni dei quali finiscono per funzionare.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.L'ADN accumule de l'information par le biais des erreurs aléatoires, dont certaines par chance fonctionnent.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.O ADN acumula informações através de erros aleatórios, alguns dos quais realmente funcionam.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.Pero es demasiado lento.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.Το DNA συγκεντρώνει πληροφορίες από τυχαία λάθη, μερικά από τα οποία απλά τυγχάνει να πετύχουν.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.ДНК накапливает информацию посредством случайных ошибок, некоторые из которых просто случайно срабатывают.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.ДНК натрупва информация чрез случайни грешки, някои от които просто се случва да сработят.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.يراكم الحمض النّوويّ المعلومات عبر أخطاءٍ عشوائيةٍ قد يحصل أنّ بعضها تعمل.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.不規則なエラーによってで たまたま幾つかが機能したものです しかしDNAはより速く学習する方法を生み出しました
Doğada manyetik kuzey monopolü diye birşey yoktur ama bu teorik olarak işimize yarayan bir varsayımdır.Začneme-li tady, pak severní monopól