yarattı ile cümle

yarattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Così abbiamo organizzato un ballo, e le ragazze e i loro padri sono venuti in massa.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Joten pidimme tanssiaiset, ja tytöt ja heidän isänsä tulivat sankoin joukoin paikalle.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.그래서 우린 댄스 파티를 열었어요. 많은 여자아이들과 아버지들이 왔죠.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Nous avons donc organisé un bal, et les filles et leurs pères sont venus en masse.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Por isso, tivemos um baile e vieram muitas raparigas e os seus pais.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Tak jsme měli taneční zábavu a dívky a jejich otci přišli v zástupech.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Tako smo imeli ples in dekleta in njihovi očetje so prišli v množicah.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Tehát tartottunk egy táncestet, és jöttek tömegesen a lányok és az apukák.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Vậy nên chúng tôi có buổi khiêu vũ, các em gái cùng cha tham dự đông đúc.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.We organiseerden dus een dans en de meisjes en hun vaders waren massaal aanwezig.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Zorganizowaliśmy zabawę i przyszło mnóstwo dziewczynek z ojcami.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Οπότε, οργανώσαμε ένα χορό, με μεγάλη προσέλευση.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.И така, организирахме танци, на които присъстваха множество бащи и дъщери.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Наш танцевальный вечер состоялся. Пришло много девочек со своими отцами.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.Отож, у нас відбулася танцювальна вечірка, на яку прийшла сила-силенна дівчаток разом зі своїми татами.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.אז ערכנו נשף, והנערות והאבות שלהן באו בהמוניהם.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.لذا أقمنا حفلة راقصة، و جاءت الفتيات و آبائهم بأعداد مضاعفة.
Böylece bir dans düzenledik, kızlar ve babaları izdiham yarattılar.たくさんの少女達と父親達が参加しました 皆華やかに着飾っていました
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattımA tak jsem založil rezervaci na místě Samboja Lestari.
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattımDlatego stworzyłem Samboja Lestari.
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattım Fikir şuydu:Also habe ich den Ort Samboja Lestari gegründet und die Idee war:
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattım Fikir şuydu:Así que creé Samboja Lestari, y la idea fue:
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattım그렇게 삼보자 레스타리를 만들었습니다
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattımלאובדן שטח המחייה ולכל הקורבנות הללו. אז יצרתי את המקום שנקרא סאמבוג'ה לסטארי,
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattımفلهذا صنعت المكان سامبوجا ليستاري،
Böylece Samboja Lestari adlı yeri yarattımアイディアはというと、
Britanya'nin refah devletini yaratti.영국의 모든 시민들이 스스로의 안녕을 위하여
Britanya'nin refah devletini yaratti.יצר את מה שהפך להיות מדינת הרווחה של בריטניה
Britanya'nin refah devletini yaratti.أسس ما سيعرف لاحقا بدولة الرعاية الإجتماعية في بريطانيا
Britanya'nin refah devletini yaratti.彼は全市民が社会の利益のために
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Ainsi, nous créons le silence autant que nous créons des sons.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Așa că, noi creăm liniște tot așa de mult cum creăm și sunet.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Así que, creamos tanto silencio como sonido.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.ATMの音声が貴方以外には聞こえない。
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Dus we creëren naast geluid eveneens stilte.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Jadi, kami membuat baik kesunyian maupun suara.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.즉, 우리는 소리를 만들어낸 것처럼, 침묵도 만들어 냈습니다.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Quindi, creiamo silenzio così come creiamo suono.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Så, vi skaber stilhed lige så meget som vi skaber lyd.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Tak więc, tworzymy ciszę, tak samo jak tworzymy dźwięk.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Vậy nên chúng ta tạo ra sự yên lặng cũng như tạo ra âm thanh.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Wir produzieren also sowohl Stille als auch Ton.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.Така че създаваме тишина, колкото и създаваме звук.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.То есть, мы создаём не только звук, но и тишину.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.כך שאנו יוצרים דממה בדיוק כמו שאנו יוצרים צליל.
Bu açıdan, ses yarattığımız kadar sessizlik de yaratıyoruz.لذلك فإننا ننتج الصمت مثلما ننتج الصوت
Bu aynı zamanda "deneyimin evrilmesi" dediğim şeyi yarattı.Es erzeugt auch soetwas, das ich eine Umkehr der Erfahrung nenne.
Bu aynı zamanda "deneyimin evrilmesi" dediğim şeyi yarattı.또한 이것은 전문기술의 역전달을 만들어 내기도 합니다.
Bu aynı zamanda "deneyimin evrilmesi" dediğim şeyi yarattı.Vyprodukovalo to niečo, čo volám inverziu expertízy,
Bu aynı zamanda "deneyimin evrilmesi" dediğim şeyi yarattı.זה גם יצר משהו שאני קורא לו היפוך מקצועי,
Bu aynı zamanda "deneyimin evrilmesi" dediğim şeyi yarattı.وهذا يولد ما اسميه " انعكاس خبرة "
Bu aynı zamanda "deneyimin evrilmesi" dediğim şeyi yarattı.私が専門性の逆転 とでも呼ぶものです どういうことかというと 末端では テクノロジーや戦術等
Bu aynı zamanda ispanyol sanatçı ve tasarımcı Plensa'nın yarattığı, Şikago'daki이건 시카고에 있는 밀레니엄 공원입니다 스패인 예술가 Plensa가
Bu aynı zamanda ispanyol sanatçı ve tasarımcı Plensa'nın yarattığı, Şikago'dakiזה גם כן נמצא במילֶניום-פַּארק בשיקאגו, היכן שהאמן-מעצב הספרדי פְּלֶנְסַה
Bu aynı zamanda ispanyol sanatçı ve tasarımcı Plensa'nın yarattığı, Şikago'dakiهذه أيضاً حديقة ألفية في شيكاغو حيث قامت المصممة الأسبانية
Bu aynı zamanda ispanyol sanatçı ve tasarımcı Plensa'nın yarattığı, Şikago'dakiスペインのデザイナーのプレンサが 作ったものですが
Bu bir birey için yarattıkları ilk ses.Aceasta e prima voce creată de ei pentru un individ.
Bu bir birey için yarattıkları ilk ses.C'est la première voix qu'ils ont créée pour un individu.
Bu bir birey için yarattıkları ilk ses.Đây là giọng nói đầu tiên mà họ làm riêng cho một cá nhân.
Bu bir birey için yarattıkları ilk ses.Dies ist die erste Stimme, die sie für einen bestimmten Menschen erzeugt haben.
İlgili Sayfalar