yarattı ile cümle

yarattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"bilincin yarattığı göz yanılsaması" adını verdiği durumun ötesine bakmaya uğraşıyorum.超えてやろうと 考えてきました 彼は何を伝えたかったのでしょう? お教えします
Bilmiyorum. Bu onun yarattığı bir gizemdi ve onunla beraber öldü.È un segreto che fece lui ed è morto con lui.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Batu itu melepaskan energinya sekaligus dan ledakannya benar-benar tak terbayangkan.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Er übertrug all seine Energie auf einmal, in einer Explosion, die einfach unvorstellbar war.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Ha rilasciato la propria energia tutta in una volta, in un'esplosione scovolgente.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Het zette al zijn energie in één keer vrij, en dat gaf een explosie van onvoorstelbare kracht.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.그 충돌 때문에 에너지가 한 번에 분출되면서, 그야말로 상상도 못할 폭발이 발생하게 되었죠.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Nó phát ra toàn bộ năng lượng ngay lập tức, và đó là một vụ nổ khó có thể tưởng tượng nổi.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Ob tem se je sprostila vsa njegova energija naenkrat in ta eksplozija je bila nepredstavljiva.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Teljes energiáját egyszerre szabadította fel egy felfoghatatlan robbanásban.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Uwolnił całą swoją energię naraz i ta eksplozja była wręcz otępiająca.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Všetka energia sa uvolnila naraz, a explózia, ktorú spôsobil, bola ohromujúca.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Και απελευθέρωσε την ενέργειά του μονομιάς, και ήταν μια έκρηξη που παραλύει το μυαλό μας.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Вмиг она высвободила всю свою энергию, и произошел чудовищный взрыв.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.ממהירות של קליע-רובה, התנגש בכדור הארץ. כל האנרגיה שלו שוחררה בבת-אחת
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.أطلقت كل طاقتها مرة واحدة، وحدث إنفجار الذى أذهل العقل.
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.佢即刻一次過釋放晒所有能量 而且引起咗爆炸 大聲到震耳欲聾
Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.大爆発し 全てが終わりました 冷戦の最中に造られた
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.그리고 다른 종류의 가치로, 우리가 사람들의 인식을 바꿀 때 생기는 일종의 의심스러운 가치가 있습니다.
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.ואז יש סוג של ערך מפוקפק שאתה יוצר על ידי כך שאתה משנה את הדרך שבה אנשים מסתכלים על דברים
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.ومن ثم هناك نوع ما من القيمة المشكوك فيها التي تنشئها يتغيير نظرة الناس الى الأشياء
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.物事の見方を変えることで創り上げるものです Von Misesはこの区別を完全に否定しています
Birden kendimize dönüp bakınca, bu yeni bir türde "kendinin farkında olma" duygusu yarattı.Ale když jsme obrátili pohled zpátky k Zemi, zrodilo se v nás jakési nové povědomí o nás samotných.
Birden kendimize dönüp bakınca, bu yeni bir türde "kendinin farkında olma" duygusu yarattı.ومن ثم فجأة قمنا بإعادة النظر في أنفسنا، أوحى إلينا بنوع جديد من الوعي الذاتي
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.2年前に出世に飛びつかなかったとき、
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Azt kell érezned, hogy különleges vagy.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Các bạn phải cảm thấy như mình đang có ảnh hưởng.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Devem sentir que fazem a diferença.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Du behöver känna att du gör skillnad.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Du skal føle du gør en forskel.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Je moet het gevoel hebben dat je verschil maakt.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Kita harus merasa kita membuat perbedaan.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.스스로 변화를 만들고 있다는 것을 느껴야만 합니다.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Man muss das Gefühl haben, einen Unterschied zu machen.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Musicie mieć poczucie, że ma znaczenie.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Musíte cítiť, že meníte veci.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Musíte mít pocit, že přispíváte ke změně.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Ti devi sentire come se tu facessi la differenza.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Trebuie să simţi că îţi aduci aportul.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Una tiene que sentir que marca la diferencia.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Vous devez sentir que vous faites la différence.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Πρέπει να αισθάνεσαι ότι κάνεις τη διαφορά.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Вам нужно чувствовать, что вы делаете, что-то стоящее.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Ви повинні відчувати, що ви важливі.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.Трябва да чувствате сякаш оказвате някаква промяна.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.את צריכה להרגיש שאת חשובה.
Bir fark yarattığınızı hissediyor olmanız lazım.يجب ان تشعري انك تحدثين تغييرا.
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Aku mendapat semua malapetaka ini karena menggunakan sebuah foto.
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Du machst das ganze Chaos, weil ich ein Foto benutzt habe.
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Faci atata zarva fiindca am folosit o poza?
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Hai fatto tutto questo caos perchè ho usato una foto?
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Tu as fait tout un scandale parce que j'ai utilisé ta photo ?
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Zrobiłeś całe to zamieszanie tylko dlatego ze uzylam jedno zdjecie?
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.Δημιούργησες τόσο πανικό επειδή χρησιμοποίησα μια φωτογραφία;
Bir fotoğraf kullandım diye, bütün bu kaosu yarattın.تقوم بكل هذا الدمـار لاستخدامي صورة واحدة؟
Bir hipotez yarattım, komik bir hipotez.Coloquei uma hipótese, uma ridícula hipótese.
Bir hipotez yarattım, komik bir hipotez.Ho fatto un'ipotesi, un'ipotesi ridicola.
Bir hipotez yarattım, komik bir hipotez.Ich stellte eine irre Hypothese auf.
Bir hipotez yarattım, komik bir hipotez.Ik maakte een belachelijke hypothese.
Bir hipotez yarattım, komik bir hipotez.J'ai formulé une hypothèse, une hypothèse ridicule.
İlgili Sayfalar