yaratır ile cümle

yaratır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sen, insan, güce sahipsin, güç makinalar yaratır, güç mutluluklar yaratır.القدرة على خلق الآلات، والقدرة على خلق السعادة
Sen, insan, güce sahipsin, güç makinalar yaratır, güç mutluluklar yaratır.お前も力を持っている一人なのだ 機械を創りだす力 幸せを創りだす力
Siz kendi şansınızı yaratırsınız. Bu önemli bir düşünce.스스로 운을 개척하는 게 중요한 법이죠
Siz kendi şansınızı yaratırsınız. Bu önemli bir düşünce.فأنت تصنع حظك بنفسك . إنها فكرة كبيرة ، فكما تعلم
Siz kendi şansınızı yaratırsınız. Bu önemli bir düşünce.ある時点だけを見れば 重要なことが起きた時たまたまその場にいたと言える
Siz kendi şansınızı yaratırsınız.Szczęście tworzy się samemu. To wielka idea.
Siz kendi şansınızı yaratırsınız.Vy ste tvorcovia vlastného šťastia.
Siz kendi şansınızı yaratırsınız.Ви самі творите свою удачу.
Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının kesiştiği bu bölge inanılmaz çaşitlilikte bir sualtı hayatı yaratırAceastă întrepătrundere de curenţi calzi şi reci, generează o extraordinară diversitate de viaţă marină.
Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının kesiştiği bu bölge inanılmaz çaşitlilikte bir sualtı hayatı yaratırTato souhra teplých a studených proudů vytváří mimořádnou rozmanitost mořského života.
Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının kesiştiği bu bölge inanılmaz çaşitlilikte bir sualtı hayatı yaratırΑυτή η εναλλαγή θερμών και κρύων ρευμάτων... ...γεννά μια εκπληκτική πληθώρα θαλάσσιας ζωής.
Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının kesiştiği bu bölge inanılmaz çaşitlilikte bir sualtı hayatı yaratırההשפעה ההדדית של ,הזרמים החמים והקרים יוצרת מגוון צורות בלתי רגיל .של חיים ימיים
Sıcak ve soğuk okyanus akıntılarının kesiştiği bu bölge inanılmaz çaşitlilikte bir sualtı hayatı yaratırهذا التفاعل من التيارات الدافئة والباردة يولّد تنويع إستثنائي من الحياة البحرية
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Apoi se continuă cu un eveniment şi, mai departe, o fundaţie care să-l susţină.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Depois começam por criar um evento e, através disso, uma fundação que a apoie.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Diese Personen planen dann eine Veranstaltung und gründen darüber hinaus eine Stiftung zu deren Unterstützung.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Ensuite ils créer un événement, et au-delà et une fondation pour le soutenir.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Er wordt een evenement opgezet, en vervolgens een stichting om dat te ondersteunen.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.다음엔 행사를 열고 이를 뒷받침할 재단을 만들죠.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Luego crean un evento y más allá de eso, una fundación para apoyarla.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Majd összehoznak egy rendezvényt, és azon túl egy alapítványt, ami az ügyet támogatja.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Následne títo ľudia vytvoria udalosť a nadáciu na jej podporu.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Następnie robi się imprezę dobroczynną, a później zakłada fundację by to wesprzeć.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Poi creano un evento e oltre a questo, una fondazione per sostenerla.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Så går de videre og skaber et event, og derudover, en fond til at støtte det.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Tito lidé pak uspořádají událost a také zřídí nadační fond.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Và rồi họ tiếp tục tạo ra sự kiện, và hơn thế , một tổ chức để hỗ trợ nó.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Στη συνέχεια προχωρούν και οργανώνουν μια εκδήλωση και πέρα από αυτό, ένα ίδρυμα για να τη στηρίξει.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Вони потім створюють подію і, крім цього, фонд на її підтримку.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.Затем они организуют мероприятия, а также фонд, чтобы финансировать эти мероприятия.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.След това създават събитие и след това фондация, която да я подкрепя.
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.בדרך כלל, צדקה מתחילה כשיש בעיה, ומישהו שנפגע באופן ישיר מהבעיה הזאת. לאחר מכן יוצרים אירוע, ואחר כך
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.ثم يتطور الأمر لترتيب حدث، وفوق هذا إيجاد مؤسسة لدعم الحدث
Sonrasında bir etkinlik yaratırlar, bunun de ötesinde, bunu destekleyecek bir kurum oluştururlar.活動を支援するための財団を設立します 十中八九 チャリティーは そのようにして始まります
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Apare o diferență dacă spui, "Sunt parte din acest oraș.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Cela fait une différence si vous dites "je fais partie de cette ville.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Es macht einen Unterschied, ob man sagt "Ich bin ein Teil dieser Stadt.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Faz a diferença, quer digamos que "Fazemos parte desta cidade.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Het maakt uit of je zegt:
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Istotnym jest, kiedy stwierdzisz :
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:당신이 '나는 이 도시의 일부야'라고 말하는 것이 변화를 가져오고.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Má to význam, když řeknete:
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Sẽ khác nếu bạn nói, "Tôi là một phần của thành phố này.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Има разлика дали казваш:
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:І має значення те, що ви скажете:
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:Мы влияем на этот мир, когда говорим:
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:יש משמעות לאמירה " אני חלק מהעיר.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:سيحدث فرقاً سواء قلت، "أنا جزء من هذه المدينة.
Şu sözü söylemen bir fark yaratır:"私はこの街の一部であり もし私が投票すれば違いが生じる
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Als je een evenement bekijkt vanuit één standpunt, krijg je één indruk.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Ein Vorfall, den man aus einem bestimmten Blickwinkel sieht, hinterlässt einen bestimmten Eindruck.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Un évènement vu d'un point de vue donne une impression.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Un eveniment văzut dintr-un punct de vedere oferă o impresie.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Un evento guardato da un punto di vista dà un'impressione.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Un hecho visto desde un punto da una impresion.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Wydarzenie obserwowane z jednego punktu widzenia stwarza jedno wrażenie.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.Събитие видяно от една гледан точка, оставя едно впечатление.
Tek bakış açısıyla görülen bir olay tek bir izlenim yaratır.視点を変えたとき印象が 全く異なることはよくありますが
Tek hikaye kalıplaşmış kimlikler yaratır.A história única cria estereótipos.
Tek hikaye kalıplaşmış kimlikler yaratır.Az egyetlen történet sablonokat teremt.

İlgili Sayfalar