yarasını ile cümle

yarasını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Doktor onu yarasını tedavi etti.The doctor treated her injury.
Yarasının iyileşmesi Rei'nin 20 gününü aldı.It took Rei 20 days to get over her injury.
Uzun yolculuk onun yarasını ağırlaştırmış.The long trip aggravated her injury.
O, yarasını dikkate almadan dövüşüyordu.He was fighting regardless of his wound.
Tom yarasını gösteriyor.Tom is showing his wound.
O, onun yarasının bakımını üstlendi.She cared for his wound.
Doktor, Tom'un yarasını inceledi.The doctor examined Tom's wound.
Tom kendi açtığı kurşun yarasının kurbanıydı.Tom was the victim of a self-inflicted gunshot wound.
O, onun yarasını tedavi etti.She treated his wound.
Leyla kanamayı durdurmak için ellerini Sami'nin yarasının üstüne koydu.Layla put her hands on top of Sami's wound to stop the bleeding.
Bu barış ile Aribert sadece İmparatorluğun açık yarasını iyileştiriyordu.This peace with Aribert healed the only open wound in the Empire.
Ben, Giles'ın yarasını sarar."Gills suffer Richards injury blow".
Kimse Venessanın yarasının ne olduğunu anlamamıştır.It is not known which side caused the soldier's wound.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.We were surprised by the injury because there was no bullet.
Yarasını işçi ile asılıyor dartTo his wound's worker, that with lowly dart
Kaczynski konuşmasında, "Katin yarasının nihayet iyileşmesine izin verelim." demeyi planlamıştı."Let's allow the Katyn wound to finally heal," Kaczynski had planned to say in his speech.
Yarasının nedeninin modern bir yorumu, zehirli bir okla açılmış olmasıdır.A modern interpretation of the cause of his wound is that he was scratched by a poisoned arrow.
Dr. Tancredi onun yarasını temizlemektedir, Michael onu etkilemek için uygun zamanı beklemektedir.Alors que Sara Tancredi lui nettoie sa blessure, Michael attend le moment opportun pour la manipuler.
Ant etkenmen milletimniñ yarasını sarmağa Nasıl olsun eki qardaş birbirini körmesin?Ne cherchez-vous pas le bâton pour vous faire battre ? ».
Ben, Giles'ın yarasını sarar.Le cinéaste Guy Gilles sera blessé.
Kimse Venessanın yarasının ne olduğunu anlamamıştır.No se recomienda el sajado de la herida.
Ben, Giles'ın yarasını sarar.Gilly cura las heridas de Sam.
Ben, Giles'ın yarasını sarar.La situazione si fa disperata dato che Giles è stato ferito gravemente.
Ben, Giles'ın yarasını sarar.По версии, был ранен Гилеем.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Обработка ожоговых ран.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.ويلي هذا العناية بجروح الحرق ذاته.
Ben yarasını incelerken, Bay Gage nasıl yaralandığını çevresindeki bekleşenlere anlatıyordu.السيد غيج، خلال الوقت الذي كنت أفحص فيه الجرح ،كان يشرح فيه إلى المارة الطريقة التى أدت إلى إصابته.
Ant etkenmen milletimniñ yarasını sarmağa Nasıl olsun eki qardaş birbirini körmesin?Zal het Will lukken om aan hen te ontsnappen, zonder er het leven bij in te schieten?
Ben, Giles'ın yarasını sarar.Heinrich Geigl został ranny.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Där den renoverades från brandskadorna.
Ben, Giles'ın yarasını sarar.Криніцкий отримує поранення.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Následuje ošetření samotné popáleniny.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Aceasta este urmată de îngrijirea rănilor produse de arsură.
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Ezt követi az égési seb ellátása.
Ben, Giles'ın yarasını sarar.Sau khi Ziggler bị chấn thương.
Ben yarasını incelerken, Bay Gage nasıl yaralandığını çevresindeki bekleşenlere anlatıyordu.ゲージ氏は、私がこの傷口を調べている間、周囲の人に自分が怪我を負った時の様子を語っていた。
Bunu yanık yarasının tedavisi izler.Следва обгрижване на самата рана от изгаряне.
Kimse Venessanın yarasının ne olduğunu anlamamıştır.Ne želiš li znati tajnu svoga ožiljka.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu."Byliśmy zdziwieni urazem, ponieważ nie było kuli.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Kami terkejut melihat lukanya karena tidak ada peluru.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Nous avons été surpris par la blessure parce qu'il n'y avait aucune balle.a
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Poškodba nas je presenetila ker ni bilo metka.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Siamo stati sorpresi dalla ferita poiché non abbiamo trovato alcun proiettile.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Skadan förbryllade oss först då någon kula ej påträffades..
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.We waren verrast door het letsel omdat er geen kogel was.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.Wir waren über die Verletzung überrascht, da es keine Kugel gab.
Çok şaşırmıştık Hamid'in yarasını gördüğümüzde, çünkü hiç mermi yoktu.لقد شعرنا بالدهشة من الإصابة لأنه لم تكن هناك رصاصة.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A hojí potření dcery lidu mého povrchu, říkajíce: Pokoj, pokoj, ješto není žádného pokoje.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A liečia skrúšenie dcéry môjho ľudu na ľahko, hovoriac: Pokoj, pokoj, kým nieto pokoja.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A liečia skrúšenie môjho ľudu na ľahko hovoriac: Pokoj, pokoj, kým nieto pokoja.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Bo leczą skruszenie córki ludu mego tylko po wierzchu, mówiąc: Pokój, pokój! choć niemasz pokoju.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Chúng nó rịt vết thương cho con gái dân ta cách sơ sài, nói rằng: Bình an, bình an! mà không bình an chi hết.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.De læger mit Folks Brøst som den simpleste Sag, idet de siger: "Fred, Fred!" skønt der ikke er Fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.De læger mit Folks Datters Brøst som den simpleste Sag, idet de siger: "Fred, Fred!" skønt der ikke er Fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.E curam a ferida da filha de meu povo le23
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.És hazugsággal gyógyítgatják az én népem leányának romlását, mondván: Békesség, békesség, és nincs békesség!
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.És hazugsággal gyógyítgatják az én népem leányának romlását, mondván: Békesség, békesség, és nincs békesség!
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Essi curano la ferita del mio popolo, ma solo alla leggera, dicendo: «Bene, bene!» ma bene non va
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Essi curano la ferita del mio popolo ma solo alla leggera, dicendo: Bene, bene! ma bene non va
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.He parantavat kepeästi tyttären, minun kansani, vamman, sanoen: `Rauha, rauha!` vaikka ei rauhaa ole.

İlgili Sayfalar