yar ile cümle
yar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer sen bana asistanlık yaparsan, o büyük bir yardım olur.If you could assist me, it would be a great help.
Yarın havanın nasıl olacağını söylemek zor.It's hard to say what the weather will be like tomorrow.
Yarın yağmur yağarsa, ben sadece evde kalacağım.If it rains tomorrow, I'll just stay at home.
Ben yarını bilmeliyim.I need to know tomorrow.
Yarın dışarı çıkıyor musun?Are you going out tomorrow?
Ben yarın alışverişe gideceğim.I'll go shopping tomorrow.
Ben yarın evde kalacağım.I'll stay at home tomorrow.
Yarın yağmur yağarsa, evde kalacağız.If it rains tomorrow, we'll stay at home.
Yarın yağmur yağarsa, ben pikniğe gitmeyeceğim.If it rains tomorrow, I won't go to the picnic.
Yarın okula geç kalmayın.Don't be late to school tomorrow.
Yarın Noel.Tomorrow is Christmas.
"Bu ucuz. Ben on yarda alacağım," diye kız cevap verdi."That's cheap. I'll take ten yards," the girl answered.
Bize yardım etmesi için ona güvenebiliriz.We can depend on her to help us.
Taze meyve, sağlığın için yararlıdır.Fresh fruit is good for your health.
O yarın Çine gidiyor.He leaves for China tomorrow.
O beni yarım saat bekletti.She kept me waiting for half an hour.
O, beni yarım saat bekletti.She made me wait for half an hour.
Üzüntüsünü yenmesi için ona yardım etti.She helped him overcome his sadness.
Kötü ruh halini atlatması için ona yardım etti.She helped him get over his bad mood.
O, küçük erkek kardeşine resmini bitirmesi için yardım etti.She helped her younger brother finish his picture.
O, yaşlı adamın caddeyi geçmesine yardım etti.She helped the old man across the street.
Bir çocuk olmasına rağmen, annesine yardım etmek için çok çalıştı.Even though he was a child, he worked hard to help his mother.
Bugünkü yumurta yarınki tavuktan iyidir.Better an egg today than a hen tomorrow.
Anlaşılan yaranın kendisi sadece birkaç dikişe ihtiyaç duyuyor.Apparently the wound itself only needs a few stitches.
Ona yardım etmem gerektiğini hissettim.I felt that I should help her.
Sanırım ona yardım etmek için tüm çabalarım sadece benim zaman kaybım olacak.I think all my efforts to help her will just be a waste of my time.
Onun yardımı reddetmekle hata yaptın.You were wrong to turn down his help.
Onun yardımını reddetmekle hata yaptın.You were wrong to refuse his help.
Sık sık başkalarına yardım eder.He often helps others.
Babasına yardım ettiğini hiç görmedim.I never saw her help her father.
Onlara yardım etmeyi planlıyor musunuz?Are you planning to help them?
Yarın evine uğrayacağım.I'll call at your house tomorrow.
Ona gerçekleri söylemedim çünkü duygularını yaralamaktan korktum.I didn't tell him the truth because I was afraid of hurting his feelings.
Hava tahminlerine göre yarın kar yağacak.According to the weather forecast, it will snow tomorrow.
"Bay Ogawa değil misin?" "Evet, öyleyim. Size yardımcı olabilir miyim?""Aren't you Mr. Ogawa?" "Yes, I am. Can I help you?"
Yarınki havanın iyi olacağını düşünüyor musun?Do you think tomorrow's weather will be good?
Yarının hoş bir gün olacağını düşünüyor musunuz?Do you think tomorrow will be a nice day?
Bana yardım edebilir misin?Can you help me?
Ben okula vardığımda yarış zaten bitmişti.When I got to school, the race had already finished.
O, ondan yardım istedi.She asked him for help.
O, arkadaşlarından yardım istedi.He asked his friends for help.
O sadece korktu, yaralı değil.She was only frightened, not injured.
Konferans yarın sona erecek.The conference will end tomorrow.
Kitabı ona yarın vereceğim.I will give him the book tomorrow.
Bugünün işini yarına bırakma.A stitch in time saves nine.
Yarın muhtemelen kar yağacak.Probably it will snow tomorrow.
Rüyamda, Putin Hu Jintao'ya,"Kırgızistan'a yardım etmeliyiz" dedi."We need to help Kyrgyzstan," said Putin to Hu Jintao... in my dream.
Arkadaşımız yarışı ikinci sırada bitirdi.Our friend finished the race in second place.
Bize gerekli olan yardım bu.That's the help we need.
Ben sana yardım etmekten mutlu olurdum.I'd be happy to help you.
Bu çocuk olacağını düşündüğümüz kadar yaramaz değil.That boy isn't as mischievous as we thought he would be.
Bizim sizin yardımınıza ihtiyacımız var.We need your help.
Yardımına ihtiyacımız var.We need your help.
Yerçekimini yararınıza kullanabiliyorsanız, onu yapın.If you can use gravity to your advantage, do so.
Yarın kitapları kütüphaneye götüreceğim.Tomorrow, I'll take the books to the library.
Bogdan, yarın orada olacağını söylemişti.Bogdan said he would be there tomorrow.
Lütfen bana yardım etmeye gel.Please come and help me.
Bu ilaç size yardımcı olacaktır.This medicine will help you.
Bana yardım etmeyi denemedin bile.You don't even try to help me.
O, gönüllü olarak annesinin temizlik yapmasına yardımcı oldu.He voluntarily helped his mum clean.