Yarın süresi bitiyor.It expires tomorrow.
Yarın tarihi geçiyor.It expires tomorrow.
O yarın biter.It runs out tomorrow.
Eğer yarın Pazartesi ise, o zaman bugün Pazar'dır.If tomorrow is Monday, then today is Sunday.
Arabayı yarın almayacağım.I won't buy the car tomorrow.
Tamam, üzgünüm, yarın görüşürüz.OK, sorry, see you tomorrow.
Tom yarın akşam akşam yemeği için uğrayacak.Tom is coming over for dinner tomorrow night.
Tom yarın geri gelmemizi önerdi.Tom suggested we come back tomorrow.
Mesele yarın ne olabileceği hakkında endişelenmemek.The point is not to worry about what might happen tomorrow.
Onlar yarın ne olacağı hakkında endişe etmiyorlar.They don't worry about what's going to happen tomorrow.
Ben de yarın gelebilir miyim?Can I come tomorrow, too?
Yarına kadar gerekli değişiklikleri yapabileceğimize inanıyorum.I believe we can make the necessary modifications by tomorrow.
Yarın Tom'un doğum günü olduğunu unutma.Don't forget that it's Tom's birthday tomorrow.
Lütfen yarın sabaha kadar bekle.Please wait until tomorrow morning.
Tom'un vasiyeti yarın 2.30'da okunacak.Tom's will is going to be read tomorrow at 2:30.
Yarın sabah 2.30'da ofisimde buluşacağız, değil mi?We're still meeting tomorrow at 2:30 in my office, right?
Yarın onu görmek için gitmeyi unutma.Don't forget to go see him tomorrow.
Yarın sabah beni uyandırmayı unutma.Don't forget to wake me up tomorrow morning.
Yarın yeni başkanın kim olduğunu bileceğim.Tomorrow, I'll know who the new president is.
Yarın sabaha kadar vaktimiz var.We have until tomorrow morning.
Yarın Cuma.Tomorrow is Friday.
Yarın okula gitmesen ne olur?What would happen if you didn't go to school tomorrow?
Yarın ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yok.I have no idea what'll happen tomorrow.
Yarın ne olacağını bilmek istiyorum.I want to know what's happening tomorrow.
Ne olursa olsun yarın gideceğim.I'm going to go tomorrow no matter what.
Yarın çok beklenen bir maaş günü.Tomorrow is a long-awaited payday!
Bunu yarın bitirmemizi öneririm.I suggest we finish this tomorrow.
Yarın gece Boston'a geri uçuyorum.I'm flying back to Boston tomorrow night.
Tom'u ziyaret etmek için yarın Boston'a gidiyorum.I'm driving to Boston tomorrow to visit Tom.
Keşke seni yarın benimle Boston'a geri götürebilsem.I wish I could take you back to Boston with me tomorrow.
Yarın öğleden önce Boston'da olmalıyım.I should be in Boston before noon tomorrow.
Yarın gerçekten Boston'u terk etmek istiyor musunuz?Do you really want to leave Boston tomorrow?
Yarın konuşma yapıyorsun, değil mi?You're giving a speech tomorrow aren't you?
Yarın alışverişe gideceğim.I'm going to go shopping tomorrow.
Tom ve Mary yarın öğleden sonra tenis oynayacaklar.Tom and Mary will play tennis tomorrow afternoon.
Keşke seninle gelebilsem ama yarın bir testim var ve çalışmam gerekiyor.I wish I could come with you, but I have a test tomorrow and I need to study.
Yarın bir tane yapmayı planlıyorum.I plan to make one tomorrow.
Yarın öğleden sonra bir toplantımız olabilir.We may have a meeting tomorrow afternoon.
Tom'un yarın çok erken kalkmasına gerek yok.Tom doesn't need to get up so early tomorrow.
Yarın işe gelmek için bir neden yok.There's no need for you to come in to work tomorrow.
Yarın sabah geç saatlere kadar uyuyabilirsin.You can sleep late tomorrow morning.
Yarın benim izin günüm ve evde uyumayı planlıyorum.Tomorrow's my day off and I plan to sleep in.
Yarın konuşabilir miyiz?Can we talk tomorrow?
Yarın Tom'la konuşacağım.I'll talk to Tom tomorrow.
Bu konuda yarın konuşacağız.We'll talk about this tomorrow.
Bunun hakkında yarın konuşacağız.We'll talk about this tomorrow.
Yarınki program hakkında konuşalım.Let's talk about tomorrow's schedule.
Tom yarının programı hakkında seninle konuşmak istiyor.Tom would like to talk with you about tomorrow's schedule.
Tom yarın burada olacağını düşünüyor.Tom thinks you're going to be here tomorrow.
Seni yarın öğle yemeğinde göreceğim.I'll see you at lunch tomorrow.
Yarın bana söyleyebilirsin.You can tell me tomorrow.
Yarın Tom'a söyleyeceğizWe're going to tell Tom tomorrow.
Tom'a yarın sabah burada olmasını söyledim.I told Tom to be here tomorrow morning.
Tom sana yarın gideceğimizi söyledi mi?Did Tom tell you we were leaving tomorrow?
Bana yarın ne olacağı hakkında söyle.Tell me about what's going to happen tomorrow.
Lütfen Tom'a yarın sabah tekrar arayacağımı söyle.Please tell Tom I'll call again tomorrow morning.
Tom az önce bana yarın burada olmayacağını söyledi.Tom just told me that he wouldn't be here tomorrow.
Tom'a yarın bir saat önce işe gelmesini söyleyebilir misin?Could you tell Tom to come to work an hour early tomorrow?
Peki, bana söylediğin şey yarın çalışmak zorunda olmam.So, what you're telling me is that I have to work tomorrow.
Sadece bana şimdi söyleyebilir misin, böylece yarın geri gelmek zorunda kalmam.Can you just tell me now, so I don't have to come back tomorrow?