Tom her zaman etraftaki herkese patronluk yapmaya çalışıyor.Tom is always trying to boss everyone around.
Mary her zaman etrafındaki herkese patronluk yapmaya çalışıyor.Mary is always trying to boss everyone around.
Bunu yapmayacağımız konusunda anlaştığımızı düşünüyordum.I thought we agreed we wouldn't do this.
Tom Mary'nin yapmasını istediği şeyi yapmaya istekli değildi.Tom wasn't willing to do what Mary asked him to do.
Benden asla bir Sherlock Holmes yapmayacaksın.You'll never make a Sherlock Holmes out of me.
Bekle, ne yapmaya çalışıyorsun?Wait, what are you trying to do?
Sana yazacaktım ama başka şeyler yapmaya başlayıp unuttum.I was going to write to you, but I started doing other things and forgot.
Onu yapmayacağım!I'm not going to do that!
Bugün sendika üyeleri iş yavaşlatma eylemi yapıp yapmayacaklarını oylayacak.Union members will vote today on whether to take industrial action.
Panik yapmaya gerek... henüz yok.There's no reason to panic... yet.
Tom'un onun yapmasını istediğin şeyi yapmayacağını umuyorum.I expect that Tom won't do what you want him to do.
Her ihtimale karşı soracağım, ne yapmaya çalışıyorsun?I'll ask just in case. What are you trying to do?
Hiçbir şey yapmayacağım.I won't do anything.
Seninle konuşmamın bir anlamı yok, çünkü zaten söylediğim gibi yapmayacaksın.There's no point talking to you, because you won't do as I say anyway.
Ben kısa bir süre için daha yoğun egzersiz yapmaya başladım.I've started exercising more intensively for a shorter amount of time.
Ben onu o şekilde yapmaya çalışmadım.I haven't tried doing it that way.
Sosyal olmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.I've been trying my best to be sociable.
Biz meditasyon yapmaya başlamalıyız.We should take up meditation.
Tom'dan istediğimizi yapmayacağını bilmem gerekirdi.I should've known Tom wouldn't do what we asked him to do.
Tom'un ondan yapmasını istediğimizi yapmayacağını bilmeliydim.I should've known Tom wouldn't do what we wanted him to do.
Umarım Tom gibi aynı hatayı yapmayacaksın.I hope that you won't make the same mistake as Tom.
Onun aptalca bir şey yapmayacağından emin ol.Make sure he doesn't do anything stupid.
Çok riskliydi, bu yüzden onu yapmaya çalışmamaya karar verdim.It was too risky, so I decided not to try doing it.
En azından bu gece için o konuda hiçbir şey yapmayacağım.I'm not going to do anything about that, at least not tonight.
Birisi durmamızı söyleyene kadar bunu yapmaya devam edeceğiz.We'll keep doing this until someone tells us to stop.
Biz bunu asla tekrar yapmayacağımıza sana söz veriyoruz.We promise you that we'll never do it again.
Onların izni olmadan onu yapmayacağız.We won't do that without their permission.
Bunu senin için yapmaya istekli olabilirim.I might be willing to do that for you.
Onu yapmaya gerçekten istekli misin?Are you really willing to do that?
Bunu yapmaya son vermemiz gerek.We need to stop doing this.
Ödevini yapmaya devam et.Keep doing your homework.
Bu yapmaya değer mi?Is this worth doing?
Kayak yapmaya gitmeliyiz.We should go skiing.
Tom, Mary'nin işbirliği yapmayan biri olduğunu söyledi.Tom said that Mary was uncooperative.
Herkes panik yapmaya başladı.Everybody started to panic.
O, kızlarını kurtarmak için her şeyi yapmaya istekliydi.She was willing to do anything to save her daughters.
Tom Mary'yi onu yapmaya ikna etmeye çalışmanın faydasız olduğunu fark etti.Tom realized it was useless to try to convince Mary to do that.
Tom herhangi bir duyuru yapmayacağını söyledi.Tom said he wasn't going to make any announcements.
Tom onu yapmaya çalıştı ama yapamadı.Tom tried to do it, but he couldn't.
Tom Mary'yi onu yapmaya karşı uyardı.Tom advised Mary against doing that.
Onu yapmaya izinlisin.You're allowed to do that.
Tom şahitlik yapmaya anlaştı.Tom has agreed to testify.
Tom onu yapmaya çalıştı.Tom tried to do it.
Oraya sık sık meditasyon yapmaya giderim.I often go there to meditate.
Onun ne yapmaya çalıştığı belli.It's obvious what he's trying to do.
Yağmur yağmasına rağmen yürüyüş yapmaya karar verdik.Even though it was raining, we decided to take a walk.
Tom'a onu kendisinin yapmaya çalışması gerektiğini söyledim.I told Tom that he should try to do it by himself.
Bitinceye kadar bunu yapmaya devam etmek zorundayız.We have to continue doing this until it gets done.
Tom'un tekrar öyle bir şey yapmayacağını umuyorum.I hope Tom doesn't do anything like that again.
Tom onu gerçekten yapmayacak değil mi?Tom isn't really going to do that, is he?
Tom'un aptalca bir şey yapmayacağından emin ol.Make sure Tom doesn't do anything stupid.
Tom'un ne yapmaya çalıştığı belli.It's obvious what Tom is trying to do.
Tom'un aptalca bir şey yapmayacağını umuyorum.I hope Tom doesn't do anything stupid.
Ben kesinlikle Tom'un onu yapmayacağını umuyorum.I certainly hope Tom doesn't do that.
Bunu tek başına yapmaya kalkışma.Don't attempt to do this by yourself.
Tom onu yapmayacak, değil mi?Tom isn't going to do that, is he?
Biz daha iyi yapmaya kendimizi adadık.We're committed to doing better.
Bunu yapmaya karar verdim.I've made up my mind to do that.
Onlar neden bunu yapmaya ihtiyaç duyarlar?Why would they need to do that?
Tom onu bizim için yapmaya söz verdi.Tom promised to do that for us.