yapmasın ile cümle
yapmasın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Doktor ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.The doctor advised him to do more exercise.
Doktor elinden geleni yapmasına rağmen hastanın iyileşmesi yavaş gerçekleşti.Though the doctor did his best, the patient's recovery was slow.
Doktor ona bir tatil yapmasını tavsiye etti.The doctor advised that she take a holiday.
Mary, her zaman erkek arkadaşının ödevlerini yapmasına yardımcı olur.Mary always assists her boyfriend in doing his assignments.
Doğrudan pazarlama insanların evden alışveriş yapmasını sağlayan bir yoldur.Direct marketing is a means of allowing people to shop from home.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.The mother told her daughter to do it herself.
Burs onun yurt dışında eğitim yapmasını sağladı.The scholarship enabled him to study abroad.
Polis kızın kayıp köpeğinin bir çırpıştırma resmini yapmasını istedi.The police asked the girl to make a rough sketch of her lost dog.
Gururu böylesine ahlaksız bir şey yapmasına izin vermezdi.His pride wouldn't allow him to do such a mean thing.
Şimdi onun yapmasını istediğim şey çiti boyamaktır.What I want him to do now is to paint the fence.
Ona mektuptan dört kopya yapmasını rica ettim.I asked her to make four copies of the letter.
Ona çay yapmasını rica ettim.I asked him to make tea.
Ona o işi derhal yapmasını söyledim.I told her to do that work at once.
Zor işi onun yapmasını istiyorum.I want her to do the difficult work.
Sevdiği gibi yapmasına izin vereceğim.I am going to let her do as she likes.
Ona onu yapmasını rica ettim.I asked him to do that.
Onun istediği gibi yapmasına izin ver.Let him do as he likes.
Onu yapmasının sebebi neydi?What was his motive for doing it?
Diyet yapmasına rağmen hala kilo veremedi.Though he dieted, he still could not lose weight.
Onun yapmasını istediğin her şeyi yapar.He'll do whatever you ask him to.
O diyet yapmasına rağmen, hâlâ çok şişman kaldı.Though he dieted, he still remained too fat.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Illness prevented him from doing his work.
Şirketin onlara daha fazla ödeme yapmasını talep ettiler.They demanded that the company pay them more.
Onlar onun operasyonu yapmasında yardım etti.They assisted him in performing the operation.
Onun işi yapmasına gerek yoktu.She need not have done the work.
Onların peş peşe basket yapmasını izledik.We watched them score one basket after another.
Onun öyle bir şey yapmasına şaşırdım.I'm surprised that she did such a thing.
Onlar Kate'e çocuklarına bebek bakıcılığı yapmasını rica ettiler.They asked Kate to babysit their child.
O, gönüllü olarak annesinin temizlik yapmasına yardımcı oldu.He voluntarily helped his mum clean.
Ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.He did what I told him to do.
O, ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.He did what I told him to do.
Ona yapmasını söylediğim şeyi tam olarak yaptı.He did exactly what I told him to do.
O işi yapmasına gerek yoktu.She didn't need to do that work.
Mary'nin doktoru ona egzersiz yapmasını tavsiye etti.Mary's doctor advised her to exercise.
Onlar Lincoln'un bir zafer konuşması yapmasını istedi.They asked Lincoln to make a victory speech.
Onlar her zaman Hamilton'un onlara yapmasını söylediklerini yaptı.They always did what Hamilton told them to do.
Başkandan bir şey yapmasını rica etti.He asked the president to do something.
O ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to do more exercise.
O ona egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to exercise.
O ona her gün egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to get exercise every day.
O ona sıkı bir diyet yapmasını tavsiye etti.She advised him to go on a strict diet.
O, ona uzun bir tatil yapmasını tavsiye etti.She advised him to take a long holiday.
Ebeveynleri onun yapmasını istemese bile o, onunla evlenmeye karar verdi.She decided to marry him even though her parents didn't want her to.
O, onun yapmasını istediği her şeyi ona yaptırdı.She got him to do anything she wanted him to do.
O, ona ne yapmasını söylerse söylesin o ona itaat eder.She obeys him no matter what he tells her to do.
O ona onu yapmasını emretti.She ordered him to do it.
Sanırım onun her zaman istediğini yapmasına izin vermeyi durdurmamın zamanıdır.I think it's time for me to stop allowing her to always have her own way.
Oğlumun ev ödevini yapmasına yardım etmem gerekmiyordu ama yardım ettim.I wasn't supposed to help my son do his homework, but I did.
Her zaman yapmayı istediğim bir şey senin gibi yemek yapmasını öğrenmektir.One thing I've always wanted to do is learn how to cook like you.
Tom onun bir duvar yapmasına yardımcı olacak birini arıyor.Tom is looking for someone to help him build a wall.
Tom onun yapmasını istediğim şeyi yaptıTom did what I wanted him to do.
Tom ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did what I told him to do.
Tom tam olarak ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did exactly what I told him to do.
Tom'un yapmasını önerdiğin şekilde davranacağından şüpheliyim.I doubt that Tom would behave in the way you suggested he did.
Tom Mary'nin ne yapmasını istiyor?What does Tom want Mary to do?
Öyle yapmasını istediği için Tom Mary'yi 6:30'da uyandırdı.Tom woke Mary up at 6:30 as she had asked him to do.
Tom Mary'ye onun yapmasını istediği işi bitirdiğini söyledi.Tom told Mary that he had finished the work she had asked him to do.
Tom Mary'ye ödevini yapmasına yardım etmek için çok zaman harcıyor.Tom spends a lot of time helping Mary do her homework.
Tom bunu Mary'nin ona yapmasını söylediği şekilde yapmalıydı.Tom should have done it the way Mary told him to do it.
Tom Mary'ye bakıcıya ödeme yapmasına yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help Mary pay for a babysitter.