Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmamalısın ile cümle

yapmamalısın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
4
ORT. KELİME
Böyle bir şey yapmamalısın.You shouldn't do such a thing.
Siz benimle şaka yapmamalısınız.You should not play a joke on me.
Sınıfta gürültü yapmamalısınız.You must not make noises in the classroom.
Hiçbir şekilde böyle bir şey yapmamalısın.You must on no account do such a thing.
Sen tek başına bu tür şey yapmamalısın.You should not do that kind of thing by yourself.
Artık 18 yaşındasın, böyle bir şey yapmamalısın.Now that you are 18 years old, you should not do such a thing.
Onu şimdi yapmamalısın.You must not do it now.
Sofrada ses yapmamalısın.You must not make a noise at the table.
Gürültü yapmamalısın.You must not be noisy.
Çorba içerken gürültü yapmamalısın.You shouldn't make any noise when you eat soup.
Onun işini yapmamalısın.You shouldn't do his work.
Başka herkesin yapıyor gibi göründüğü şeyi her zaman yapmamalısın.You shouldn't always do what everyone else seems to be doing.
Öyle adamlarla işbirliği yapmamalısın.You shouldn't associate with men like that.
İnsanlara cinsiyetlerine göre farklı muamele yapmamalısın.You should not discriminate against people based on their gender.
Bunu izinsiz yapmamalısın.You're not supposed to do that without permission.
Bunu yapmamalısın.You shouldn't do this.
Bunu asla tekrar yapmamalısın.You should never do that again.
Onu artık yapmamalısın.You shouldn't do that anymore.
Artık onu yapmamalısın.You shouldn't do that anymore.
Çok fazla yapmamalısın.You shouldn't do too much.
Panik yapmamalısın.You don't need to panic.
Araba sürerken asla makyaj yapmamalısın.You should never put on makeup while driving a car.
Bu onu yapmamalısın anlamına gelmez.It doesn't mean you shouldn't do it.
Bence artık bunu yapmamalısın.I think you shouldn't do that anymore.
Onu burada yapmamalısın.You shouldn't be doing that here.
Belki bunu artık Tom ile yapmamalısın.Maybe you shouldn't do that with Tom anymore.
Belki artık onu yapmamalısın.Maybe you shouldn't do that anymore.
Belki onu tekrar yapmamalısın.Maybe you shouldn't do that again.
Belki onu yapmamalısın.Maybe you shouldn't do that.
Bunu Tom'la yapmamalısın.You shouldn't do that with Tom.
Bunu henüz yapmamalısın.You shouldn't do that yet.
Bunu burada yapmamalısın.You must not do that here.
Onu yapmamalısın.You ought not do that.
Sanırım bunu bir daha yapmamalısın.I think you shouldn't do that again.
Bunu şimdi yapmamalısın.You must not do that now.
Kişisel olarak, bence bunu yapmamalısın.Personally, I think you shouldn't do that.
Bunu asla kendi başına yapmamalısın.You should never do that by yourself.
- Böyle yapmamalısın, Mladen.-Shouldn't have done that. Mladen, that was stupid.
İkincisi, bu bir mecburiyet, New York Times'dan alıntı yapmamalısınız.Secondly, it's imperative that you do not cite The New York Times.
RB:Biliyorum, avukatlarım bu tür şeyler yapmamalısın diyorlar ama--RB: I know, I have -- the lawyers say you mustn't do things like that, but --
"İkincil bir sınama yapmamalısınız.""You shall not beta-test."
Hayır, bunu yapmamalısın.No, you mustn't do that
Neden bugün benimle böyle bu kadar kibar konuşuyorsun? Böyle yapmamalısın.Why are you so kind-hearted today?
O zaman böyle şeyler yapmamalısın.Are you scared? Then you should haven't do it.
Senin için, bana karşı acımasız olmak çok eğlenceli olmalı, ama böyle yapmamalısın.It must be great fun to be mean to me, you shouldn't
Kişisel nedenler yüzünden bunu yapmamalısın.You cannot do this because of personal reasons.
Bence yapmamalısın.I don't think you should.
Böyle yapmamalısın.You should have been like this much earlier.
Böyle yapmamalısın.Tu nicht so.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Zum andern lehrt die Kirche ausdrücklich: „Die Kirche betet darum, dass niemand verlorengeht“.
Bunu izinsiz yapmamalısınız.Vous ne devez pas le faire sans permission.
Böyle yapmamalısın.Ne faites pas ça.
Bir işi iyi yapıyorsan asla bedava yapmamalısın.Si haces un trabajo bien nunca deberías hacerlo gratis.
Böyle yapmamalısın.No tienes que hacerlo.
Bunu yapmamalısın.Dat moet je niet doen.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Ještě zřetelněji to vyjadřuje Bible: Nepřidáš se k většině, když páchá zlo.
Böyle yapmamalısın.Neměli jste to dělat.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Un alt exemplu: Biblia afirmă că este fără erori.
Böyle yapmamalısın.Ne tegye ezt.
Böyle yapmamalısın.Jangan lakukan itu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod