yapmamalı ile cümle
yapmamalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
4
ORT. KELİME
"İkincil bir sınama yapmamalısınız.""You shall not beta-test."
Bunu dışarıda durarak yapmamalıyız.We shouldn't be doing it from outside.
Tabii, ben sizin hepinizi tanımıyorum. Sizler hakkında genellemeler yapmamalıyım.I shouldn't make generalizations about all of you.
Hayır, bunu yapmamalısın.No, you mustn't do that
Neden bugün benimle böyle bu kadar kibar konuşuyorsun? Böyle yapmamalısın.Why are you so kind-hearted today?
O zaman böyle şeyler yapmamalısın.Are you scared? Then you should haven't do it.
Senin için, bana karşı acımasız olmak çok eğlenceli olmalı, ama böyle yapmamalısın.It must be great fun to be mean to me, you shouldn't
Kişisel nedenler yüzünden bunu yapmamalısın.You cannot do this because of personal reasons.
Bence yapmamalısın.I don't think you should.
Bu dikkatsizlik hatalarını yapmamalıyım. -Got to make sure I don't make those careless mistakes. That's the tough part.
"Bunu yapmamalıydın." İletişim yok.Or "you shouldn't have done that", there's no communcation.
Fakat, oyunculuk öğrencileri rol yapmamalı.However, acting majors are not supposed to act.
'Ne yapmalıyım, ne yapmamalıyım?' lara gitme.Don't go to 'What should I do?
Bunu yapmamalıydım.I shouldn't have spoken about him like that.
Ve aslında, bu evrimsel konuşma çıkıyor İlk olarak bu bölümü yapmamalıyız.Եվ իրականում պարզվում է, էվոլուցիոն տեսանկյունից , որ կարիք չկա բաժանումներ անել.
Böyle yapmamalısın.You should have been like this much earlier.
"Fakir vahşiler, bir şeyler yapmamalı mıyız?" tarzında cümleler sarf edecekler.We will have ugly shades of the “poor savages, shouldn’t we do something”?
Alıntılar üçüncü şahıs ağzından olmalı ve çalışmanıza gereğinden fazla vurgu yapmamalıdır.Citations should be in the third person and should not place undue emphasis on your work.
Bunu yapmamalıydık...Das hätten wir nicht tun sollen.
Böyle yapmamalısın.Tu nicht so.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Zum andern lehrt die Kirche ausdrücklich: „Die Kirche betet darum, dass niemand verlorengeht“.
Bunu izinsiz yapmamalısınız.Vous ne devez pas le faire sans permission.
Bunu neden yapmamalıyım?Pourquoi ne le ferais-je pas?
Bunu yapmamalıydık...Je ne devrais pas faire ça, mais...
Böyle yapmamalısın.Ne faites pas ça.
Tom onun yaptığını yapmamalıydı.Tom no debería haber hecho lo que hizo.
Tom onu yapmamalıydı.Tom no debería haberlo hecho.
Onu yapmamalıydın.No deberías haberlo hecho.
Onu yapmamalıydım.No debería haberlo hecho.
Bence bunu yapmamalıyız.Creo que no deberíamos hacer esto.
Bunu neden yapmamalıyım?¿Por qué no debería hacer eso?
Bir işi iyi yapıyorsan asla bedava yapmamalısın.Si haces un trabajo bien nunca deberías hacerlo gratis.
Bunu yapmamalıydık...No debimos haberlo hecho...
Böyle yapmamalısın.No tienes que hacerlo.
Bunu neden yapmamalıyım?Perché non dovrei farlo?
Onu asla yapmamalıydın.Non avresti mai dovuto farlo.
Ona göre bir bilim insanı iki denklem arasında seçim yapmamalıydı.Non devi essere un esperto di dati per navigare tra i diversi punti di vista.
İnsan sözünde durmamazlık yapmamalı.Нельзя нарушать свое слово.
Bunu yapmamalıydık...Не надо было этого делать.
Bunu yapmamalıydık...ما كان يجب علينا أن نفعل ذلك...
Bunu yapmamalıydık...Eu não deveria ter feito.
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.Ze besloot om alleen nog maar eigen werk te gaan spelen, en geen covers meer te doen.
23:1 Davacının akrabaları şahitlik yapmamalı Deut.In de 23e druk komt de familie uiteraard niet voor.
Tom onu şimdi yapmamalı.Tom moet dat nu niet doen.
Bunu neden yapmamalıyım?Waarom zou ik dat niet doen?
Bunu yapmamalısın.Dat moet je niet doen.
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.Nie czyni się żadnych innych starań mających za zadanie jego ochronę, gdyż nie ma takiej potrzeby.
23:1 Davacının akrabaları şahitlik yapmamalı Deut.23Nie będziesz fałszywie świadczył przeciw bliźniemu twemu.
Bunu yapmamalıydık...Nie musiałem tego robić.
Bunu yapmamalıydık...Але я цього не мав...
Bunu yapmamalıyız.Ми не повинні цього робити.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Ještě zřetelněji to vyjadřuje Bible: Nepřidáš se k většině, když páchá zlo.
Gözenekler absorpsiyon yapmamalıdır.Nevýhodou je že nemůžete nosit štít.
Böyle yapmamalısın.Neměli jste to dělat.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Un alt exemplu: Biblia afirmă că este fără erori.
Böyle yapmamalısın.Ne tegye ezt.
Bunu yapmamalıydık...Kami tidak seharusnya melakukan itu ...
Böyle yapmamalısın.Jangan lakukan itu.
Böyle yapmamalısın.そんなことはしない。
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.これらの職能区分は厳格に守られており、他の職掌を兼務することはない。