yapmalıyız ile cümle

yapmalıyız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Onlara danışmanlık yapmalıyız, işe almalıyız.И трябва да ги наставляваме, да ги наемаме.
Onlara danışmanlık yapmalıyız, işe almalıyız.І ми також маємо навчати цих дітей і працевлаштовувати їх.
Onlara danışmanlık yapmalıyız, işe almalıyız.Так что нам нужно обучать этих детей и нанимать их на работу.
Onlara danışmanlık yapmalıyız, işe almalıyız.ועלינו להשתמש בהם, להעסיק אותם.
Onlara danışmanlık yapmalıyız, işe almalıyız.لابد لنا من الإستفادة من خبراتهم ونساعدهم , وأن نوظفهم.
Onlara danışmanlık yapmalıyız, işe almalıyız.あなたの会社のインターンに
Onlar ayağa kalkıp "Bu önemli. Bunun hakkında birşeyler yapmalıyız!" derler.Någon reser sig och säger, "Just den här är viktig. vi behöver samlas kring den här."
Onlar ayağa kalkıp "Bu önemli. Bunun hakkında birşeyler yapmalıyız!" derler.Quelqu'un se dresse et dit, "ça, ça compte vraiment. nous devons faire quelque chose."
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Chúng thưa rằng : Chúng_tôi phải làm_chi cho được làm công_việc Ðức_Chúa_Trời ?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Chúng thưa rằng: Chúng tôi phải làm chi cho được làm công việc Ðức Chúa Trời?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Då sade de till honom: »Vad skola vi göra för att utföra Guds gärningar?»
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Da sagde de til ham: "Hvad skulle vi gøre, for at vi kunne arbejde på Guds Gerninger?"
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Da sprachen sie zu ihm: Was sollen wir tun, daß wir Gottes Werke wirken?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››De sa da til ham: Hvad skal vi gjøre for å gjøre Guds gjerninger?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Ei I-au zis: ,,Ce să facem ca să săvîrşim lucrările lui Dumnezeu?``
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Entonces le dijeron: --¿Qué haremos para realizar las obras de Dios
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Gli dissero allora: «Che cosa dobbiamo fare per compiere le opere di Dio?»
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Ils lui dirent: Que devons-nous faire, pour faire les oeuvres de Dieu?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››저희가 묻되 우리가 어떻게 하여야 하나님의 일을 하오리이까
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Lalu mereka bertanya kepada-Nya, "Kami harus berbuat apa untuk melakukan kehendak Allah?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Mondának azért néki: Mit csináljunk, hogy az Isten dolgait cselekedjük?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Niin he sanoivat hänelle: "Mitä meidän pitää tekemän, että me Jumalan tekoja tekisimme?"
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Pergutaram-lhe, pois: Que havemos de fazer para praticarmos as obras de Deus?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Reko mu torej: Kaj naj storimo, da delamo dela Božja?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Rzekli tedy do niego: Cóż będziemy czynili, abyśmy sprawowali sprawy Boże?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Tedy řekli jemu: Co budeme činiti, abychom dělali dílo Boží?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Vtedy mu povedali: Čo máme robiť, aby sme konali skutky Božie?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Zij vroegen: "Hoe kunnen wij doen wat God wil?"
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Ειπον λοιπον προς αυτον Τι να καμωμεν, δια να εργαζωμεθα τα εργα του Θεου;
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Итак сказали Ему: что нам делать, чтобы творить дела Божии?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››Казали ж до Него: Що нам робити, щоб чинити діла Божі?
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››според както си Му дал власт над всяка твар да даде вечен живот на всички, които си Му дал.
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››ויאמרו אליו מה נעשה לפעל פעלות אלהים׃
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››فقالوا له ماذا نفعل حتى نعمل اعمال الله.
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››眾 人 問 他 說 、 我 們 當 行 甚 麼 、 纔 算 作 神 的 工 呢
Onlar da şunu sordular: ‹‹Tanrının istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?››眾人問 他 說 、 我們當 行 甚麼 、 纔算作 神 的 工呢
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Cậu ta là đối thủ của Seung Jo, nên chúng ta phải tìm hiểu cậu ta thật kỹ và lên phương án gì đó.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.C'est le rival de Seung Jo, alors nous devons bien l'analyser et prévoir quelque chose.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Dia adalah saingan Seung Jo, jadi kita harus menganalisanya dan membuat suatu rencana.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Er ist Seung Jos Rivale, also müssen wir ihn gründlich abchecken und etwas planen.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Este rivalul lui Seung Jo asa ca trebuie sa il analizam foarte bine si sa planuim ceva.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Han är Seung Jo's rival, så vi måste analysera honom bra och planera nåt.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Hän Seung Jon vasta kilpailija, joten meidän täytyy analysoida hänet todella hyvin ja suunnitella jotain.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Hij is Seung Jo's rivaal, dus we moeten hem echt goed analyseren en iets plannen,
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Jest rywalem Seung Jo, więc musimy przeanalizować go dokładnie i coś zaplanować.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Visto che si tratta del rivale di Seung Jo, devo analizzarlo bene per pianificare qualcosa.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Είναι αντίζηλος του Σουνγκ Τζο, επομένως είναι αναγκαίο να τον αναλύσουμε πολύ καλά και να σχεδιάσουμε κάτι.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.Он соперник Сын Чжо, поэтому нужно проанализировать все, что мы о нем знаем, и спланировать что-нибудь.
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.הוא היריב של סונג ג'ו, אז אנחנו צריכות לברר עליו הכל ולתכנן משהו
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.إنه خصم سيونغ جو. لذا علينا أن نحلله جيداً ونخطط لشيء ما
O Seung Joo'nun rakibi,bu yüzden önce iyi analiz etmeli ve bazı planlar yapmalıyız.この人 私から見ても スンジョより確かに可愛いわ
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Akkor mit lehet tenni?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Alors, que faire?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Asa ca pana la urma ce facem in privinta asta?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Co zatem powinniśmy zrobić?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Dus, wat doen we daar aan?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?E allora, che facciamo?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Então, que fazemos?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?그렇다면 우리는 노인학에 대해 무엇을 해야할까요?
O zaman bunun hakkında ne yapmalıyız?Lalu, apa yang akan kita lakukan?

İlgili Sayfalar