Yapman söylenilen şeyi yapmak zorundasın.You have to do what you were told to do.
Bunu yapmak bir saatten daha az sürecek.It'll take less than an hour to do that.
Tom bunu yapmakta ısrar etti.Tom insisted on doing it.
Bunu yapmak için daha iyi bir yol yok mu?Isn't there a better way to do this?
Eleştirmek, yapmaktan daha kolaydır.Criticizing is easier than doing.
Tekrar tekrar aynı şeyi yapmak yorucu oluyor.Doing the same thing over and over gets tiring.
Tom'un bana yapmamı söylediği her şeyi yapmak zorundaydım.I had to do everything Tom told me to do.
Tom'un onu yapmak istemeyeceğinden oldukça eminim.I'm quite sure Tom won't want to do that.
Onu tekrar yapmak delice olurdu.It would be crazy to do that again.
Yapılması gereken her şeyi yapmak uzun zaman alacak.It'll take a long time to do everything that needs to be done.
Yapmak istediğim her şeyi yapamıyorum.I wasn't able to do everything I wanted to do.
Gerçekten ne yapmak istediğimize karar vermemiz uzun sürdü.It took us a long time to decide what we really wanted to do.
Hisse senetlerine yatırım yapmak risk içerir.Investing in stocks involves risk.
Paten yapmak eğlenceli.Skating is fun.
Paten yapmak eğlencelidir.Skating is fun.
Onu ben yapmak istiyorum.I'd love to do it.
Daha fazla yapmak zorundayız.We have more to do.
Onu yapmak zor.That's tough to do.
Biz bunu tekrar yapmak zorundaydık.We had to do it again.
Ben sadece yapmak zorunda olduğum şeyi yaptım.I just did what I had to do.
Saat ondan sonra bu plazada park yapmak yasaktır.Parking in this plaza after ten o’clock is prohibited.
Yapmak istediğim budur.This is what I want to do.
Bunu iyi yapmak kolay değil.This isn't easy to do well.
Onu tekrar yapmak zorundayız.We have to do it again.
Biz işimizi yapmak zorundayız.We have to do our jobs.
Onu yapmak için yeterli zaman yok.There isn't enough time to do that.
Onu yapmak için yeterli süre yok.There's not enough time to do that.
Biz onu doğru yapmak istiyoruz.We want to do it right.
Tom onu yapmaktan hoşlanmayacak.Tom won't like doing that.
Tom gerçekten onu yapmak ister mi?Would Tom really want to do that?
Biraz daha pratik yapmak istiyorum.I want to practice a little more.
Herkesin onu yapmak istediğini düşünüyorum.I think everyone wants to do that.
Tom onu yapmak için çok genç.Tom is too young to do that.
Fransayı yeni evim yapmak niyetindeyim.I intend to make France my new home.
Biz onu bugün yapmak zorundayız.We have to do that today.
Biz bunu doğru yapmak istiyoruz.We want to do this right.
Tom onu yapmak için çok yaşlı değil.Tom isn't too old to do that.
Birçok şey yapmak zorundayız.We have to do many things.
Tom onu tekrar yapmak zorunda olmak istemiyor.Tom doesn't want to have to do that again.
Onu uygun şekilde yapmak zorundasın.You have to do it properly.
Onu yapmak için benim sıram.It's my turn to do that.
Yaptıklarımı tam olarak yapmak zorundasın.You have to do exactly what I do.
Onun çöp suçu nedeniyle, o 10 saat toplum hizmeti yapmak zorunda kaldı.Due to his littering offense, he was forced to 10 hours community service.
Onu yapmak için bana para ödenmiyor.I'm not paid to do that.
Tom ne yapmak istedi?What did Tom want to do?
Onu yapmak çok zor değil.It's not too hard to do that.
Biz de amputasyon yaptık. Onları yapmak zorundaydık.We also did amputations. We had to do them.
Onu yapmak akıllıca olmazdı.It wouldn't be wise to do that.
İşbirliği yapmak zorundayız.We have to cooperate.
Onu yapmaktan usanmıyor musun?Aren't you tired of doing that?
Biz onu şimdi yapmak istiyoruz.We want to do it now.
Biz daha fazlasını yapmak istedik.We wanted to do more.
Bunu yapmak uzun bir zaman sürecek.It'll take a long time to do that.
Tembellik yapmaktan vazgeç ve işe geri dön!Quit goofing off and get back to work!
Tom daha fazlasını yapmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to do more.
Ben yerel bir arama yapmak istiyorum.I want to make a local call.
Gerçekten onu yapmak ister misin?Would you really want to do that?
Tom onu yapmakla ilgilenmediğini söylüyor.Tom says that he's not interested in doing that.
Tom onu yapmak zorunda olmamasını dilediğini söyledi.Tom said he wished he didn't have to do that.
Onu yapmak için planlarımız var.We have plans to do that.