Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmak ile cümle

yapmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu yapmak için yalnızca tek yol biliyorum.I know only one way to do this.
Bunu neden yapmak zorundasın?Why would you need to do that?
Tom onu derhal yapmak zorunda.Tom has to do that right away.
Bunu yapmak bir hata olurdu.Doing that would be a mistake.
Karşılaştırma yapmak gerçekten zor.It's really tough to compare.
Onu yapmak için çok geç değil.It's not too late to do that.
Tom bunu yapmak zorunda değildi.Tom didn't have to do this.
Değişiklik yapmak zorundasın.You have to make changes.
Tom'un yapmak için bir şansı var.Tom has a choice to make.
Bu şeyi yapmaktan nefret ediyorum.I hate doing this stuff.
Tom onu şimdi yapmak zorunda.Tom has to do it now.
Bunu yapmaktan hoşlanmıyorum.I hate doing this.
Bunu çok uzun zamandır yapmak istiyordum.I've been wanting to do that for a very long time.
Daha fazla yorum yapmaktan kaçın.Refrain from making more comments.
Bir telefon görüşmesi yapmak istiyorum ama şu anda hiç bozuk param yok.I want to make a call, but I don't have change at the moment.
Bunu epeydir yapmak istiyordum.I've been wanting to do that for a long time.
Bunu çoktandır yapmak istiyorum.I've been wanting to do that for a long time.
Yemeklerden sonra yürüyüş yapmaktan hoşlanırım.I like to take a walk after meals.
Sanırım Tom onu yapmak istemedi.I think that Tom didn't mean to do that.
O reçel yapmak için elmaları kullandı.She used the apples to make the jam.
Mary, Tom'un kendisine verdiği elmaları elma marmelatı yapmak için kullandı.Mary used the apples that Tom gave her to make apple butter.
Hata yapmak insan olmaktır.To err is to be human.
Tom yakıt tasarrufu yapmak için otoyolda saatte 60 mil hızla sürer.Tom drives at 60 mph on the highway in order to save fuel.
Tom hata yapmaktan korkuyor.Tom is afraid of making mistakes.
Aslında bunu daha sonra yapmak çok daha mantıklıydı.Actually, it would be much more sensible to do it later.
O genellikle İngilizcesini benim üzerimde pratik yapmak istiyorHe usually wants to practise his English on me.
Tom onun yapmasını istediğimiz şeyi yapmak için isteksizdi.Tom was unwilling to do what we wanted him to do.
Çocuklar kardan adam yapmak için ilk kar yağışını bekliyorlardı.The children were waiting for the first snowfall to build a snowman.
Tom Mary'yi onu yapmaktan durduramayacak.Tom won't be able to stop Mary from doing that.
Bunu nasıl yapmak lazım?How should this be done?
Bir arkadaş bir iyilik yapmak için her zaman hazırdır.A friend is always ready to do a favor.
İndeksli yatırım fonlarına yatırım yapmak istiyorumI want to invest in index funds.
Endeks fonlarına yatırım yapmak istiyorum.I want to invest in index funds.
Ben her ay biraz para yatırım yapmak istiyorum.I want to invest a little money every month.
Tom boş zamanının çoğunu gitar pratiği yapmakla geçirir.Tom spends most of his spare time practicing the guitar.
Bunu yapmak hakkında çok uzun bir zamandır düşünüyordum.I've been thinking about doing this for a very long time.
Neden bunu yapmaktan vazgeçmeliyim?Why should I stop doing this?
Eve gidip ödevimi yapmak zorundayım.I have to go home and do my homework.
Ne yapmak istediğini sorabilir miyim?May I ask what you're intending to do?
Kamp için yatak yapmak için bir çuvalı samanla doldurduk.To make a mattress for camping, we stuffed a sack with straw.
Hiç kimse bunu yapmak zorunda olmamalı.No one should have to do that.
Hiç kimse onu yapmak zorunda olmamalı.No one should ever have to do that.
Onu yapmak zorundasın.You have to do that.
Onu yapmak kolay değil.It's not easy to do.
Daha fazla yapmak istedim.I wanted to do more.
Öyle yapmak niyetindeyiz.We intend to do so.
Onu yapmak eğlenceliydi.That was fun to do.
Biz onu yapmak zorunda kaldık.We had to do that.
Onu yapmak istedim.I wanted to do it.
Daha fazla yapmak istiyorum.I want to do more.
Ben öyle yapmak niyetindeyim.I intend to do so.
Onu yapmak zorunda kalacağım.I'll have to do that.
Biz daha iyi yapmak istiyoruz.We want to do better.
Biri bunu yapmak zorunda.Somebody has to do it.
Tom öyle yapmak için söz verdi.Tom promised to do so.
Bunu yapmak gerçekten zor.It's really hard to do.
Onu yapmak çok zor.That's very hard to do.
Tom daha iyi yapmak istiyor.Tom wants to do better.
Bir şey yapmak zorundaydık.We had to do something.
Ben yorum yapmak istemiyorum.I don't want to comment.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod