Uzman sürücüler bile hata yapar.Even expert drivers can make mistakes.
O pireyi deve yapar.He makes a mountain out of a molehill.
Bana bir indirim yapar mısınız?Would you give me a discount?
Bitkiler yemek yaparken oksijen çıkarır.Plants give off oxygen as they make food.
Endişelenmeyin. Onu yaparsınız.Don't worry. You'll make it.
Gazeteciye göre, bu, hayatı zaman harcamaya değer yapar.According to the newspaperman, it makes life worthwhile, doesn't it?
Allah'a inanan kim böyle bir şey yapardı?Who that believes in God would do such a thing?
Giysi insan yapar.Clothes make the man.
Yüzerek ve sörf yaparak eğlendin mi?Did you have a good time swimming and surfing?
Hırsızlık yaparken yakalandı.He was caught in the act of stealing.
Büyükbabam kendisi için mobilya yapardı.My grandfather used to make furniture for himself.
Babam parkta yürüyüş yapar.My father takes a walk in the park.
Erkenden uyumak ve erken kalkmak bir adamı sağlıklı, zengin ve bilge yapar.Early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise.
Erken yatıp ve erken kalkmak, bir adamı sağlıklı, varlıklı ve bilge yapar.Early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise.
Sabahın erken saatlerinde kalkmak sizi sağlıklı yapar.To keep early hours makes you healthy.
Erken yatmak, erken kalkmak bir insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar.Early to bed, early to rise makes a man healthy, wealthy and wise.
Oğlunuz ne iş yapar?What does your son do?
Formda kalmak için ne yaparsın.What do you do to stay in shape?
Herkes arada bir hatalar yapar.Everybody makes mistakes once in a while.
Diğerleri gönüllü iş yaparken bazıları yarı zamanlı çalışmaya devam eder.Some continue to work part time, while others do volunteer work.
Ne kadar çok dikkatli olursan o kadar az hata yaparsın.The more careful you are, the fewer mistakes you make.
Biz genellikle sabahları birlikte sahil boyunca bir yürüyüş yapardık.We often took a walk along the seashore together in the morning.
Ben kahvaltıdan önce biraz egzersiz yaparım.I always take some exercise before breakfast.
Kuşlar yuva yapar.Birds build nests.
Kuşlar, yuvalarını ağaçlara yaparlar.Birds make their nests in trees.
Bir kasap et ticareti yapar.A butcher deals in meat.
Japonya'da ne iş yaparsınız?What do you do in Japan?
Japonya'da kendi biranı doldurmazsın; bunu başka biri senin için yapar.In Japan you don't pour your own beer; someone else does it for you.
Japonya dünyadaki birçok ülkeyle ticaret yapar.Japan trades with lots of countries in the world.
Japonya İngiltere ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with Britain.
Japonya Kanada ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with Canada.
Japonya birçok yabancı ülkeyle ticaret yapar.Japan trades with many foreign countries.
Japonya büyük miktarda ipek ticareti yapardı.Japan used to trade silk in large quantities.
Japonya ABD ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with the United States.
Pazar günleri hep ense yaparız.We always take it easy on Sundays.
Benim için biraz alışveriş yapar mısın?Can you do some shopping for me?
O hep şikayetçi olduğu için işi yaparken zor bir zaman geçirdik.We had a hard time doing the job because he was always complaining.
Mahallenizde bir yangın çıkarsa, ne yaparsın?If a fire should break out in your neighborhood, what would you do?
Sabahleyin meditasyon yapardı.He used to meditate in the morning.
O iyi bir çocuk - kavramada çok hızlı ve yapılması gerekeni yapar.He's a good kid - very quick on the uptake and he does whatever needs to be done.
O bana her zaman alaycı uyarılar yapar.He always makes cynical remarks to me.
O viski ticareti yapar.He deals in whiskey.
O, eniyi bu işi yapar.He works best at this job.
Sık sık Shakespeare'den alıntılar yapar.He often quotes from Shakespeare.
Kayak yaparken bacağını kırdı.He broke his leg skiing.
Kayak yaparken düşüp kolunu kırdı.He fell and broke his arm while he was skiing.
Kayak yaparken düştü ve kolunu kırdı.He fell and broke his arm while he was skiing.
O, öyle yaparken hiç vicdan azabı çekmedi.He had no qualms in doing so.
Onu yapar yapmaz okumaya başladı.No sooner had he done it than he began reading.
O, işini iyi yapar.It's worth his salt.
O, pireyi deve yapar.He makes mountains out of molehills.
O üzümlerden şarap yapar.He makes wine from grapes.
O sık sık Milton'un sözlerinden alıntı yapar.He often quotes Milton.
O, sık sık İncil'den alıntılar yapar.He often quotes the Bible.
O, sıklıkla manzara resmi yapar.He often paints landscapes.
O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı.He used to bully his friends.
Sade, basit açıklamalar yapar.He gives plain, simple explanations.
O, mobilya ticareti yapar.He deals in furniture.
Senin okulda yaptığından çok daha iyisini yapar.He does far better than you do at school.
Borsada yatırım yaparak bir vurgun yaptı.He made a killing by investing in the stock market.