Tom'un onu yaparken hiçbir sorunu yoktu.Tom had no problem doing it.
Akşam yemeğinden sonra, sahilde bir yürüyüş yaparım.After dinner, I take a walk on the beach.
Ben her gün iki saat egzersiz yaparım.I exercise for two hours every day.
Tom kesinlikle bacaları temizleyerek iyi bir iş yapar.Tom certainly does a good job cleaning chimneys.
Tom ne yaparsa yapsın, Mary'nin ondan hoşlanmayacağı sonucuna vardı.Tom came to the conclusion that no matter what he did, Mary wouldn't like it.
Sık sık hata yaparım.I often make mistakes.
Ben sık sık hatalar yaparım.I often make mistakes.
Martılar koloniler halinde yuva yaparlar.Seagulls nest in colonies.
O her hafta sonunu internette sörf yaparak geçirir.He spends every weekend surfing the Net.
Her gün koşu yaparım.I go for a run every day.
Doğru olsa, ne yaparsın?If it were true, what would you do?
Gerçek olsa, ne yaparsın?If that were true, what would you do?
Biz çok iyi iş yaparız.We do very good business.
Örneğin, on bin doların olsa ne yaparsın?For example, what would you do if you had ten thousand dollars?
Annem bana mastürbasyon yaparsam kör olacağımı söyledi.My mother told me that if I masturbated, I'd go blind.
Bir iş bulmak için her şeyi yapardım.I would do anything to get a job.
Karısı doğum yaparken öldü.His wife died in childbirth.
Sevdiğini yaparak öldü.He died doing what he loved.
Ne zaman banyo yaparsın?What time do you take a bath?
Sabahleyin ne zaman banyo yaparsın?What time do you take a bath in the morning?
Ev ödevini ne zaman yaparsın?What time do you do your homework?
Onu nasıl yaparlar?How do they do it?
"Yatmadan önce ev ödevini yap." "Ben her zaman yaparım, değil mi?""Do your homework before you go to bed." "I always do, don't I?"
Tom her sabah kahvaltıdan önce blok etrafında hızlı bir koşu yapar.Tom takes a quick jog around the block every morning before breakfast.
Onu nasıl yaparsın?How do you do it?
Genellikle istediğimiz şeyleri değil de, yapmak zorunda olduğumuz şeyleri yaparız.We often do what we have to do, not what we want to do.
Hiç böyle bir şey yapar mıyım?Would I do something like that?
Az düşünen çok hata yapar.He that thinks little, errs much.
Bir göze göz tüm dünyayı kör yapar.An eye for an eye makes the whole world blind.
Tom her şeyi yapar.Tom does everything.
Onu memnuniyetle yaparım.I will do it gladly.
Ben her zaman bu hatayı yaparım.I always make this mistake.
O yoga yaparken tütsü yakmayı sever.She likes to burn incense while practising yoga.
Ne yaparsan yap, göz kırpma.Whatever you do, don't blink.
Ne yaparsan yap, bu ipi çekme.Whatever you do, don't pull this rope.
Ne yaparsan yap, o butona basma.Whatever you do, don't push that button.
Ne yaparsan yap, koşma.Whatever you do, don't run.
Ne yaparsan yap, gülümseme.Whatever you do, don't smile.
Eğer bir hata yaparsam, bu sadece sana bir makine olmadığımı gösterir.If I make a mistake, it only shows you I am not a machine.
Kendimi bunu yaparken hayal edemiyorum.I can't imagine myself doing that.
Ben Tom onu neden yapardı hayal edemem.I can't imagine why Tom would do that.
Tom ve Mary birlikte birçok şey yaparlar.Tom and Mary do many things together.
Tom genellikle alışveriş merkezinde alışveriş yapar.Tom usually shops at the mall.
Sana yardım etmek için herhangi bir şey yapardım.I'd do anything to help you.
Tom'a yardım etmek için her şeyi yaparım.I'd do anything to help Tom.
Nasıl olsa onu yapardım.I would've done that anyway.
Tom'a bakıcılık yapardım.I used to babysit Tom.
Tom raporunu Vikipedi'den kopyala-yapıştır yaparak yazdı.Tom wrote his paper by copy-pasting from Wikipedia.
Tom ve Mary iyi bir çift yapar.Tom and Mary make a fine pair.
Bunu bizim için yapar mısın?Would you do it for us?
Bunu nasıl yaparız?How do we do it?
Ben her zaman otostop yaparım.I always hitchhike.
Ne yaparsam yapayım Tom'u güldüremem.No matter what I do, I can't make Tom laugh.
Onu yaparsan ne olacağını ikimiz de biliyoruz.We both know what'll happen if you do that.
Örneğin benim yerimde olsaydın ne yapardın?For instance, what would you have done if you were in my place?
Onu neden yapardın?Why would you do that?
Bana büyük bir iyilik yapar mısın?Could you do me a big favor?
Bana küçük bir iyilik yapar mısın?Could you do me a small favor?
Ben bunu nasıl yaparım?How do I do it?
O, Tom'a iyi ödeme yapar.He pays Tom well.