Bazen yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaparız, yapmak istediğimiz şeyi değil.Sometimes we do what we have to do, not what we want to do.
Biz kendi kısmımızı yaparak mutlu olacağız.We'll be happy to do our part.
Seni ne mutlu yaparsa beni mutlu yapar.What makes you happy makes me happy.
Ne yaparsan yap mutlu olmayacaksın.You won't be happy no matter what I do.
"Ben meşgulüm." "Ne yaparak meşgulsün?""I've been busy." "Busy doing what?"
Yerinde olsam aynı şeyi yaparım.I'd do the same thing in your shoes.
Tom gerçeği öğrense ne yapardı?What would Tom do if he ever learned the truth?
Tom gerçeği öğrenirse ne yaparsın?What would you do if Tom ever learned the truth?
Hiç böyle bir şey yapar mıyım?Would I do something like that?
Ailem için her şeyi yaparım.I do everything for my family.
İşimi iyi yaparım.I do my job well.
Ne tür bir insan böyle bir şey yapar?What kind of person would do such a thing?
Eğer onu tekrar yaparsan, geleceğim ve uyurken boğazını keseceğim.If you do that again, I'll come and cut your throat when you're asleep.
Bu nedenle bütün kadınlar yapar.Thus do all women.
O her zaman istediği gibi yapar.He always does as he pleases.
Bizi öldürmeyen şey sadece bizi daha güçlü yapar.What doesn't kill us only makes us stronger.
Bizi öldürmeyen her şey bizi daha güçlü yapar.Whatever doesn't kill us only makes us stronger.
Eğer bunu yaparsan herkes senden nefret edecek.If you do that, everyone's going to hate you.
Defol buradan! Onu kendim yaparım.Get out of here! I'll do it myself.
Az düşünen çok hata yapar.He that thinks little, errs much.
Bensiz ne yapardın?What would you do without me?
Erkeklerden daha çok kadınlar yalancı şahitlik yaparlar.More women than men commit perjury.
Şehrimiz için o ne yapar?What does he do for our town?
Yağmur beni garip ve içe dönük yapar.The rain makes me strange and introspective.
Akut gözlem becerileri onu çok uygun bir fotoğrafçı yapar.Her acute observation skills make her a very suitable photographer.
O kendisi için lezzetli yemek yapar.She cooks delicious food for herself.
Bir göze göz tüm dünyayı kör yapar.An eye for an eye makes the whole world blind.
O parti yaparak kutlamayı sever.He loves to party.
Tom egzersiz yapar.Tom exercises.
Tom rock yapar.Tom rocks.
Tom isteyerek yapar.Tom volunteers.
Ben her gün egzersiz yaparım.I exercise every day.
Ne yaparsanız yapın, o kapıyı açmayın.Whatever you do, don't open that door.
Ben işimi iyi yaparım.I do my work well.
Tom her şeyi yapar.Tom does everything.
Kayak yapar mısın?Do you ski?
İki kere iki kaç yapar?What is two times two?
Yapar gibi görünmüyordum.I wasn't pretending.
O bunu yapar.That does it.
Yaşlı bir öküz düz oluklar yapar.An old ox makes straight furrows.
Onu kim yapar?Who does that?
O her zaman müstehcen espriler yapar.He always tells vulgar jokes.
O her şeyi çok hızlı yapar.He does everything very quickly.
O çevresindeki herkes için hayatı perişan yapar.He makes life miserable for everyone around him.
Her zaman dedikodu yapar.He's always gossiping.
Tom mobilya yapar.Tom makes furniture.
Sabahleyin egzersiz yaparım.I do exercises in the morning.
Ben işleri kendi tarzımla yaparım.I do things in my own way.
Onu memnuniyetle yaparım.I will do it gladly.
Tom yapar gibi görünüyor.Tom has been pretending.
Çok fazla yeme ve içme doktorları zengin yapar.Eating and drinking too much make doctors rich.
Onu her zaman yaparım.I always do that.
Ben her zaman bu hatayı yaparım.I always make this mistake.
Tom'la çok iş yaparım.I do a lot of business with Tom.
Neredeyse her şeyi Tom'dan daha iyi yaparım.I do almost everything better than Tom does.
Zaman zaman Tom için biraz iş yaparım.I do some work for Tom from time to time.
Onu çok yaparım.I do that a lot.
Onu bazen yaparım.I do that sometimes.
Elimden gelenin en iyisini yaparım.I do the best I can.
Bana söylenileni yaparım.I do what I'm told.