yapamayacağım ile cümle
yapamayacağım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
6
HECE
6
ORT. KELİME
Tom, bunu yapamayacağımızı biliyor.Tom knows we can't do that.
Tom bunu yapamayacağımı biliyor.Tom knows I can't do that.
Bunu yapamayacağımızı biliyoruz.We know we can't do that.
Bunu yapamayacağımdan eminim.I'm sure I can't do that.
Bunu yapamayacağımızı biliyorum.I know we can't do that.
Sanırım Tom, neden bunu Mary için yapamayacağımızı biliyor.I think Tom knows why we can't do that for Mary.
Birinin yardımı olmadan bunu yapamayacağım.I won't be able do that without somebody's help.
Tom ve ben bunu yapabilip yapamayacağımızı bilmiyoruz.I don't know if Tom and I are going to be able to do that.
Bunu tek başıma yapamayacağım.I won't be able do that by myself.
Tom'a bunu yapıp yapamayacağımı sordum.I asked Tom if I could do that.
Bana onu yalnız yapamayacağım söylendi.I've been told I can't do that.
Bana onu artık yapamayacağım söylendi.I've been told I can't do that anymore.
Tom bana onu yarın yapıp yapamayacağımı sordu.Tom asked me if I'd do that tomorrow.
Gerçekten bunu yapamayacağımı düşündün mü?Did you honestly think I wouldn't do that?
Ne yapamayacağımın söylenilmesinden nefret ediyorum.I hate being told what I can't do.
Tom bunu yapamayacağımızı biliyor, değil mi?Tom knows we can't do that, doesn't he?
Bunu yapamayacağımı sen de biliyorsun.You also know I can't do that.
Bunu yardımın olmadan yapamayacağım.I will not be able to do this without your help.
Bunu yapıp yapamayacağımı hiç bilemiyorum.I have no idea if I can do that or not.
"Müzik yapamayacağımı düşünüyordum."I used to think that I couldn't make music.
Gitmesi gereken hiçbir yerim yok, çünkü küçük çocuklarımla bunu yapamayacağım "dedi.I have nowhere to go because with little children I will not be able to make it'."
Locke sinirlenerek "Bana ne yapamayacağımı söyleme!" der.Locke angrily replied "Don't tell me what I can't do!".
Özlü sözü : Don't tell me what i can't do (Bana ne yapamayacağımı söyleme)Forget Me Not The Last Thing I Can Do Forget Me Not (Instrumental)
Göremeyeceğim, yapamayacağım şeyleri düşündüm.And still I could not believe what I was looking at.
Asla yapamayacağım tek şey birini öldürmektir.The only thing I could never do was to kill a man.
Bana sağ elle yapıp yapamayacağımızı sordu.He asked me could he do the left hand.
Onları aramam gerekecek. ve yapamayacağımı onlara söylemeliyim.I'm gonna have to call them and tell them that I can't do it.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.The fact that nobody told us we couldn't do it, we did it.
Ve biz ayrıca ne yaparsak yapalım kalitesiz bir İngiltere reklamı yapamayacağımızı hissettik.And so what we also felt was that whatever we did we couldn't do a cheesy advert for Britain.
"Yalnız yapamayacağımız şeyleri beraber yapmamızdır""What we do together that we can't do alone."
Bunu yapıp eserimi kalıcı yapıp yapamayacağımı bilmiyordum.I didn't know if I could do that and preserve my art.
Ben yapamayacağım.I really can't.
Anneme bunu yapamayacağımı söyledim.I told my mother I couldn't do it.
Yapıp yapamayacağım şeyler etrafında bir kişilik geliştirmiştim.I had built a persona all around what I could and couldn't do.
Yapamayacağım ne var?What am I not capable of?
Ben formamı giyerken yapamayacağımı söyledim.I said I never was able to do it wearing my uniform.
Herkes 100 dolara dizüstü yapamayacağımızı söylüyor.Everybody says it's a $100 laptop -- you can't do it.
Bir cok insanin bunlari yapamayacagimi soylemisti.After many people said I couldn't do that.
Bilirsin, sadece yapıp yapamayacağımı görmek istiyorum,"I want to see if I can, you know --
Başka hiçbir şekilde yapamayacağımız katlamalar yapabiliriz.We can make folds that we otherwise could not make.
Ama bu yapamayacağımız anlamına gelmez.But that doesn't mean that we can't.
Ama oraya gitmeye ve bir değişiklik yapıp yapamayacağımı görmek istediğime karar verdim.But I decided that I wanted to go and see if I could affect change there.
- Yapamayacağım anne!- I can't do it, mom!
Büyükbabama "Bunu yapamayacağım." diyeceğim.I'm telling grandpa, "I can't do it!".
Şimdi bu soruyu başka bir yoldan yapıp yapamayacağımıza bir bakalım.But let's see if we can do it a different way.
Bu 25 dolarla 16 saat boyunca hiçbir şey yapamayacağım.I can't do anything else with this 25 dollars for 16 hours.
Bundan daha iyisini yapamayacağımızı söylemeyin.Do not tell me we can't do better than this.
Başka bir tane daha yapıp yapamayacağımızı görelim.Let's see if we can do another one.
Çünkü o zaman çok fazla yanlış yapamayacağımı biliyorum.Then I know I can't do too much wrong.
Her gün, eve gelirdim ve Betsy'e bunu daha fazla yapamayacağımı söylerdim.Every single day, I would come home and I would tell Betsy, I'm like, I cannot do this anymore.
Çok düzgün yapamayacağım.I won't do it too accurately.
Yapamayacağımı söylesem beni sırtında mı taşıyacaksın?What if I say I can't? Will you carry me on your back?
‹‹Bütün insanlığın Tanrısı RAB benim. Var mı yapamayacağım bir şey?Behold, I am Yahweh, the God of all flesh: is there anything too hard for me?
Mutlu olunca yapamayacağım şey yok.Wenn ich glücklich bin, gibt es nichts, was ich nicht tun könnte.
Sloganı "Yapamayacağım şey yok"du.Das Motto „Wir können alles.
Bu iş benim yapamayacağım kadar zordur.Cette tâche est si difficile que je ne peux pas l'accomplir.
Bunu yapabilip yapamayacağımı bilmiyorum.J'ignore si je suis capable de faire ça.
Yapamayacağımı biliyorsun.Sabes que no puedo.
Bence bunu neden yapamayacağımı biliyorsun.Creo que sabes por qué no puedo hacer esto.
Bunu tek başıma yapamayacağım. Bana yardım etmelisin.No voy a poder hacer esto solo, vas a tener que ayudarme.