Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.So I had to come up with something to do with the morning, because there's good news in the morning.
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?Kurz gesagt: wenn ich das Schwindelgefühl, ich selbst zu sein, nicht aushalte, kann ich jemand anders sein.
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?Pues podría concebirme sin imaginación que no dejaría de ser yo mismo.
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?Bár egy kívülállónak borzasztóan ódivatúnak tűnhet, nekem mégsem az.
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?Ved hugget ei fritt jeg banner vel litt den sak på meg selv får jeg take.
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?恐らく、あれくらい烈しく叱られた者は、私一人であろうと思う。
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?如果我也有一份常规的工作,我也许不会这么做。
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?Ir viena, ir kita galėjo būti Smenchkarė, tačiau galėjo būti ir vyras.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.De ha ezt tesszük az egyenlet bal oldalán, ezt kell tennünk a jobb oldalon is.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Když ale udělám něco na levé straně rovnice, musím to udělat také na její pravé straně.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Keď ale urobím niečo na ľavej strane rovnice, musím to urobiť aj na jej prvej strane.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.그렇지만 좌변에 하면 우변 역시 똑같이 해 주어야 해요.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Lecz jeśli robię to po lewej stronie równania, muszę też zrobić to po prawej stronie równania.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Maar wat ik links doe, moet ik ook rechts doen.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Mais si je le fais sur le côté gauche de la équation, je dois le faire sur le côté droit de l'équation.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Mas se eu fizer isso no lado esquerdo da equação, eu tenho que fazê-lo sobre o lado direito da equação.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Pero si lo hago en el lado izquierdo de la ecuación, que tengo que hacer en el lado derecho de la ecuación.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Vi skal dog huske, at vi skal dividere med 7 på begge sider, hvis vi gør det på den ene side. .
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Αλλά αν το κάνω στην αριστερή πλευρά της εξίσωσης, πρέπει να το κάνω με την δεξιά πλευρά της εξίσωσης.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Но ако го направя от лявата страна на уравнението, трябва да го направя и от дясната му страна.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.Якщо щось із лівою частиною, то таке і зробити треба із правою.
Ama eğer bunu denklemin sol tarafında yapacaksam, sağ tarafında da yapmam gerekir.لكن إذا خليتها على الجهة اليسرى من المعادلة , يجب أن أجعلها على الجانب الأأيمن من المعادلة .
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Also musste ich meine Strategie auf den Morgen verlagern, weil es am Morgen gute Neuigkeiten gibt.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Así que tuve que inventar algo que tuviese que ver con la mañana, porque hay buenas noticias en la mañana.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Daarom moest ik een verband met de ochtend zoeken, want 's ochtends is er goed nieuws.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Então, eu tinha que fazer algo de manhã, porque há boas notícias de manhã.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Jadi saya merencanakan sesuatu di pagi hari, karena itu artinya kabar baik.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.그래서 전 뭔가 아침과 관련된 계획을 세워야 했어요. 아침은 좋은 소식을 가져오니까요.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Musiałam więc coś wymyślić, by ranek przyniósł dobrą wiadomość.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Så jag var tvungen att komma på något att göra med morgonen, för bra saker händer på morgonen.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Tak jsem musela vymyslet, co ráno udělám, když tedy mají přijít dobré zprávy.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Takže som s niečím musela prísť ráno, pretože ráno prináša dobré správy.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Thế là tôi phải nghĩ ra chuyện có thể làm khi trời sáng bởi lúc trời sáng mọi chuyện sẽ tốt đẹp.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Trebuia să mă gândesc la ceva cu care să încep dimineața, pentru că dimineața aduce vești bune.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Έτσι έπρεπε να σκεφτώ κάτι το οποίο είχε σχέση με το πρωί, επειδή τα καλά νέα έρχονται το πρωί.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Поэтому я должна была что-то придумать с утром, ведь утром приходят хорошие новости.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Така че трябваше да измисля нещо на сутринта, за да се сбъдне поверието.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Тому вранці я мусила придумати якийсь план, адже все хороше стається зранку.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.שהבוקר מביא בשורות טובות. אז היה עלי להמציא משהו שקשור בבוקר.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.لذا اضطررت إلى الخروج لفعل شيئا مع الصباح، لأن هناك أخبار جيدة في الصباح.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.いい知らせは朝にやってくるからです 村にはみんなのリーダーである年長者がいて
Ve eğer herşeyi yapacaksam daha hızlı olmam gerektiğinden emindim, çünkü yapılacak onca şey vardı.전 항상 모든 걸 다 할 수 있다고 확신했었구요. 그러려면 행동이 엄청 빨라야 된다고 생각했어요. 너무나 할 일이 많았으니까요.
Ve eğer herşeyi yapacaksam daha hızlı olmam gerektiğinden emindim, çünkü yapılacak onca şey vardı.素早く立ち回らなければ ならないはずで しなければならないことは 山ほどあります だから私の人生は 常に駆け足でした