yapacaksın ile cümle

yapacaksın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Gå hen og sig til min Tjener David: Så siger HERREN: Skulde du bygge mig et Hus at bo i?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?»Gå och säg till min tjänare David: Så säger HERREN: Skulle du bygga mig ett hus att bo i?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Gå og si til min tjener David: Så sier Herren: Skulde du bygge mig et hus til å bo i?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Iď a povieš môjmu služobníkovi Dávidovi: Takto hovorí Hospodin: Či mi ty vystavíš dom, v ktorom by som býval?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Idź a mów do sługi mego Dawida: Tak mówi Pan: Izali mi ty zbudujesz dom ku mieszkaniu?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?가서 내 종 다윗에게 말하기를 여호와의 말씀이 네가 나를 위하여 나의 거할 집을 건축하겠느냐
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Mene ja sano minun palvelijalleni Daavidille: Näin sanoo Herra: Sinäkö rakentaisit minulle huoneen asuakseni?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Pergilah dan sampaikanlah kepada hamba-Ku Daud pesan-Ku ini, 'Masakan engkau yang mendirikan rumah bagi-Ku
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Pojdi in reci hlapcu mojemu, Davidu: Tako pravi GOSPOD: Ali mi boš ti zgradil hišo, da prebivam v njej?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?«Và e riferisci al mio servo Davide: Dice il Signore: Forse tu mi costruirai una casa, perché io vi abiti
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Vai, e dize a meu servo Davi: Assim diz o Senhor: Edificar-me-ás tu uma casa para eu nela habitar?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Vertel mijn dienaar David dat hij het niet moet doen!
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?"Ve y di a mi siervo David que así ha dicho Jehovah: '¿Me edificarás tú una casa en la que yo habite?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?Иди кажи на слугата Ми Давида: Така говори Господ: Ти ли ще Ми построиш дом, в който да обитавам?
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?пойди, скажи рабу Моему Давиду: так говорит Господь: ты ли построишь Мне дом для Моего обитания,
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?לך ואמרת אל עבדי אל דוד כה אמר יהוה האתה תבנה לי בית לשבתי׃
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?اذهب وقل لعبدي داود هكذا قال الرب. أأنت تبني لي بيتا لسكناي.
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?你 去 告 訴 我 僕 人 大 衛 說 、 耶 和 華 如 此 說 、 你 豈 可 建 造 殿 宇 給 我 居 住 呢
‹‹Git, kulum Davuta şöyle de: ‹RAB diyor ki, oturmam için bana sen mi tapınak yapacaksın?你 去 告訴 我 僕人 大衛說 、 耶和華 如此 說 、 你 豈 可 建造 殿宇 給 我 居住 呢
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Albowiem mu będziesz świadkiem u wszystkich ludzi tego, coś widział i słyszał.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.căci Îi vei fi martur, faţă de toţi oamenii, pentru lucrurile, pe cari le-ai văzut şi auzit.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.car tu lui serviras de témoin, auprès de tous les hommes, des choses que tu as vues et entendues.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.denn du wirst Zeuge zu allen Menschen sein von dem, das du gesehen und gehört hast.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Engkau akan menjadi saksi untuk mengabarkan kepada semua orang apa yang engkau sudah lihat dan dengar
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.for du skal være ham et vidne for alle mennesker om det du har sett og hørt.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.kajti priča mu boš pri vseh ljudeh o tem, kar si videl in slišal.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.네가 그를 위하여 모든 사람 앞에서 너의 보고 들은 것에 증인이 되리라
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.lebo mu budeš svedkom všetkým ľuďom toho, čo si videl a počul.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Mert leszel néki tanúbizonysága minden embernél azok felõl, a miket láttál és hallottál.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Nebo svědkem jemu budeš u všech lidí těch věcí, kteréž jsi viděl a slyšel.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.perché gli sarai testimone davanti a tutti gli uomini delle cose che hai visto e udito
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Porque hás de ser sua testemunha para com todos os homens do que tens visto e ouvido.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Porque serás testigo suyo ante todos los hombres de lo que has visto y oído
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.sillä sinä olet oleva hänen todistajansa kaikkien ihmisten edessä, sen todistaja, mitä olet nähnyt ja kuullut.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Thi du skal være ham et Vidne for alle Mennesker om de Ting, som du har set og hørt.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Ty du skall vara hans vittne inför alla människor och vittna om vad du har sett och hört.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Vì anh sẽ làm chứng cho Ngài trước mặt mọi người, về những việc anh đã thấy và nghe.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Vì anh sẽ làm_chứng cho Ngài trước mặt mọi người , về những việc anh đã thấy và nghe .
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Want u zult Zijn getuige zijn en alle mensen vertellen wat u hebt gezien en gehoord.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.διοτι θελεις εισθαι μαρτυς περι αυτου προς παντας τους ανθρωπους των οσα ειδες και ηκουσας.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.Бо будеш сьвідком Йому перед усіма людьми у тому, що ти бачив і чув єси.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.И като се върнах в Ерусалим, когато се молех в храма, дойдох в изстъпление,
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.потому что ты будешь Ему свидетелем пред всеми людьми о том, что ты видел и слышал.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.כי היו תהיה לו לעד אל כל בני האדם על כל אשר ראית ושמעת׃
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.‎لانك ستكون له شاهدا لجميع الناس بما رايت وسمعت‎.
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.因 為 你 要 將 所 看 見 的 、 所 聽 見 的 、 對 著 萬 人 為 他 作 見 證
‹Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak Onun tanıklığını yapacaksın.因為 你 要 將所 看見 的 、 所聽見 的 、 對著萬 人為 他 作見證
Hadi, kalk bakalım. - Benim ne zaman bir cep telefonum olacak? - Ne yapacaksın telefonu?In piedi, andiamo!
Hadi, kalk bakalım. - Benim ne zaman bir cep telefonum olacak? - Ne yapacaksın telefonu?Opstaan nu, we moeten vertrekken.
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "E 40 sub zero, trebuie să mergi la toaletă, unde mergi și cum o vei face?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Es ist minus 40 Grad, du musst auf die Toilette gehen, wohin gehst du und wie wirst du es machen?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Het is -40°, en je moet naar het toilet, waar en hoe ga je dan?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Je - 40 °C a vy musíte na záchod, kam jdete a jak to uděláte?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Mínusz 40 fok van, wc-re kell menned, hova mentünk és hogy csináltuk?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Par -40°C, si vous devez aller aux toilettes, où allez-vous et comment faites-vous ?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Suhunya minus 40 derajat, Anda ingin ke kamar mandi, ke mana Anda akan pergi dan bagaimana Anda melakukannya?
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Είναι μείον 40 και πρέπει να πας τουαλέτα, πού θα πας και πώς θα το κάνεις;
"Hava sıcaklığı 0 derecenin altında ve tuvalete gitmek zorundasın." "Nereye gideceksin ve nasıl yapacaksın ? "Навън е минус 40, трябва да отидете до тоалетната, къде ще отидете, и как ще го направите?
Haydi. Biz evliyiz, ne dersem onu yapacaksın!هيا نحن متزوّجون بويون إفعلي ما أقوله
Hayır ölmeyeceksin, beni erkek yapacaksın.No no lo estarás. Tu me harás un hombre.

İlgili Sayfalar