Benim için ne yapacaklarını düşünüyorsun?What do you think they'll do to me?
Sence bana ne yapacaklar?What do you think they'll do to me?
Tom için ne yapacaklarını düşünüyorsun?What do you think they'll do to Tom?
Ne yapacaklarını düşünüyorsun?What do you think they'll do?
Tom'la ne yapacaklar?What will they do with Tom?
Oraya vardıklarında ne yapacaklar?What'll they do when they get there?
Tom Boston'a gittiğinde ne yapacak?What'll Tom do when he gets to Boston?
Tüm bunlarla ne yapacaksın?What're you going to do with all this?
Tom şimdi ne yapacak?What's Tom going to do now?
Tom onunla ne yapacak?What's Tom going to do with it?
Tom ne yapacak?What's Tom going to do?
Onu kim yapacaktı?Who would do that?
Bunu kim yapacaktı?Who would do this?
Benim için bunu neden yapacaktın?Why would you do this for me?
Bunu kendin yapacaksın.You'll do it yourself.
Tom yine yapacak bir şeyi yok gibi görünüyor.Tom seems to have nothing to do again.
Yapacak küçük bir duyurum var.I have a little announcement to make.
Bu öğleden sonra yapacak bir şeyim var.I have something to do this afternoon.
Sadece meraktan soruyorum, ne yapacaksın?Just out of curiosity, what are you going to do?
Sadece merakımdan soruyorum, ne yapacaktın?Just out of curiosity, what would you do?
Dünyada yapacak en zor şeylerden biri affetmektir.One of the toughest things in the world to do is forgive.
Burada yapacak önemli bir işimiz var.We have an important job to do here.
Yapacak bir kutlamamız var.We have some celebrating to do.
Yapacak çok işimiz olacak.We'll have plenty to do.
Milyonlarca dolarla ne yapacaktın?What would you do with millions of dollars?
Bununla ilgili yapacak bir şeyin vardı, değil mi?You had something to do with this, didn't you?
Bir dahaki sefere daha iyi yapacaksın.You'll do better next time.
İyi yapacaksın, Tom.You'll do fine, Tom.
Yapman gerekeni yapacaksın.You'll do what you have to do.
Tom ve Mary ne yapacakları konusunda anlaşamadılar.Tom and Mary couldn't agree on what to do.
Tom yapacak en iyi şeyin Boston'a gitmek olduğuna karar verdi.Tom decided the best thing to do was to go to Boston.
Tom yapmayı istediği her şeyi yapacak.Tom will do everything he's asked to do.
Tom yapmasını istediğin her şeyi yapacak.Tom will do everything you ask him to do.
Tom işi zamanında bitirmek için ne gerekiyorsa yapacak.Tom will do whatever it takes to finish the job on time.
Tom kazanmak için ne gerekiyorsa yapacak.Tom will do whatever it takes to win.
Tom yapacak bir şeyinin olmasını diledi.Tom wished he had something to do.
Bunun yapacak doğru şey olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if this is the right thing to do or not.
Bugün yapacak çok işimiz var.We have a lot of work to do today.
Tom yapacak bir duyurusunun olduğunu söylüyor.Tom says he has an announcement to make.
Tom'un yapacak işi var.Tom has work to do.
"Parti için yapacak bir sürü yemek var." "Yardım edeceğim.""I have a lot of cooking to do for the party." "I'll help."
Tom bunun yapacak doğru şey olduğunu biliyordu.Tom knew it was the right thing to do.
Bu herhangi birini ne kadar iyi yapacak?What good is that going to do anybody?
Neden birisi böyle bir şey yapacak?Why would anybody do something like that?
Burada her zaman yapacak bir şey vardır.There's always something to do here.
Tom'un henüz onu yapacak fırsatı yoktu.Tom hasn't had the chance to do that yet.
Eğer dünyada hiçbir şey yanlış olmasaydı, bize yapacak hiçbir şey olmayacaktı.If there was nothing wrong in the world there wouldn't be anything for us to do.
Benden gitmemi istediler çünkü özel bir konuşma yapacaklardı.They asked me to leave because they were going to have a personal talk.
Belki erkek arkadaşın Sevgililer Günü için sana sürpriz yapacak.Maybe your boyfriend will surprise you for Valentine's Day.
Tom yapacak bir açıklaması olduğunu biliyor.Tom knows that he's got some explaining to do.
Sence Tom başka bir şey yapacak mı?Do you think Tom will do anything else?
Herhangi bir talep yapacak durumda değilsin.You're in no position to make any demands.
Bu sadece işleri daha kötü yapacak.That'll only make things worse.
O, yapacak doğru şey gibi görünüyordu.It seemed like the right thing to do.
O zaman, o, yapacak doğru şey gibi görünüyordu.At the time, it seemed like the right thing to do.
Durum hakkında ne yapacaksın?What are you going to do about the situation?
Bu konuda ne yapacaktık?What are we going to do about this?
Tom senin önerdiğin gibi yapacak.Tom will do as you suggested.
Boston ofisinde yapacak biraz işim var.I have some business to do in the Boston office.
Tom bana yapacak bir şey verdi.Tom gave me something to do.