yapacağız ile cümle
yapacağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Yemek için ne yapacağız?What are we going to do for food?
Daha sonra ne yapacağız?What are we going to do next?
Bu yaz ne yapacağız?What are we going to do this summer?
Bugün ne yapacağız?What are we going to do today?
Onunla ne yapacağız?What are we going to do with it?
Tom'la ne yapacağız?What are we going to do with Tom?
Her zaman dediğini yapacağız.We'll always do whatever you say.
Söylediğin gibi yapacağız.We'll do as you say.
Yarınn daha iyi yapacağız.We'll do better tomorrow.
Bunu kendimiz yapacağız.We'll do it ourselves.
Yarın daha çok test yapacağız.We'll do more tests tomorrow.
Elimizden gelenin en iyisini yapacağız.We'll do the best we can.
Gerisini biz yapacağız.We'll do the rest.
Bunu sonra yapacağız.We'll do this later.
Bunu birlikte yapacağız.We'll do this together.
Tom ve ben elimizden geleni yapacağız.Tom and I'll do our best.
Rezervasyonlarınıza rağmen, yapmaya karar verdiğimizi yapacağız.Despite your reservations, we will do what we decided to do.
Kahvaltıyı bugün nerede yapacağız?Where will we eat breakfast today?
Bu gece kutlama yapacağız.We'll celebrate tonight.
Henüz senin dışında bir asker yapacağız.We'll make a soldier out of you yet.
Biz henüz senden bir kovboy yapacağız.We'll make a cowboy out of you yet.
Bir liste yapacağız.We'll make a list.
Biz onunla ne yapacağız?What're we going to do with it?
Tam olarak bunu nasıl yapacağız?Exactly how will we do that?
Tom'un yapmamız gerektiğini söylediği şeyi yapacağız.We're going to do what Tom said we should do.
Bu işi yapacağız.We're going to make this work.
Biz onu yapacağız.We're going to make it.
Yardım etmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.We're going to do everything we can to help.
Elimizden gelen her şeyi yapacağız.We're going to do everything we can.
Kamp yapacağız.We're going to go camping.
Biz onu yine yapacağız.We're going to do it again.
6.30'da kahvaltı yapacağız.We'll have breakfast at 6:30.
Biz sen olmadan iyi yapacağız.We'll do fine without you.
Biz oylama yapacağız.We'll take a vote.
Onu son kez yaptığın aynı şekilde yapacağız.We'll do it the same way we did it last time.
Biz hala onu yapacağız.We'll still do that.
Sadece orijinal olarak planladığımız şeyi yapacağız.We'll just do what we originally planned.
Parkta bir piknik yapacağız.We'll have a picnic in the park.
Bunu tam daha önceki gibi yapacağız.We'll do it just like before.
Göl yakınında kamp yapacağız.We'll make camp near the lake.
Tom'u bulmak için yapabileceğimiz her şeyi yapacağız.We'll do everything we can to find Tom.
"Bizim trenimiz saat 9'da ayrılıyor" - "Merak etmeyin. Biz bunu yapacağız.""Our train leaves at 9" - "Don't worry. We'll make it."
Tom'la ilgili ne yapacağız?What are we going to do about Tom?
Bunu çok kısa yapacağız.I'll make this very brief.
Tom'u bulmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.We'll do everything in our power to find Tom.
Biz perşembe günü duyurumuzu yapacağız.We'll make our announcement on Thursday.
Bunu bir şekilde yapacağız.We'll do it somehow.
Onu gelecek sefer yapacağız.We'll make it next time.
Ondan daha fazlasını yapacağız.We'll do more than that.
Önümüzdeki pazartesiden önce her şeyi dağıtmak için elimizden geleni yapacağız.We'll do our best to deliver everything before next Monday.
Gelecek için plan yapacağız.We'll plan for the future.
Başka ne yapacağız?What else are we going to do?
Bunu tamir etmek için ne gerekiyorsa yapacağız.I'll do whatever it takes to fix this.
Onlara işkence yapacağız.We're going to torture them.
Ne kadar süre bunu yapacağız?How long are we going to do this?
Tom'un yardımı olmadan bunu nasıl yapacağız?How are we going to do this without Tom's help?
Allah aşkına biz ne yapacağız?What on earth are we going to do?
Mümkün olduğu kadar çabuk çalışmak için elimizden geleni yapacağız.We'll do our best to work as quickly as possible.
Onun hakkında ne yapacağız?What are we going to do about it?
Teşhis hakkında bir tartışma yapacağız.We will have a discussion concerning the prognosis.