Tom'un bile onu yapabileceğini sanmıyorum.I don't think even Tom could do that.
Başka bir şey yapabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can do anything else.
Bir şey yapabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can do anything.
Bunu yapabileceğimi düşünmüyorum.I don't think I can do that.
Artık bunu yapabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can do this anymore.
Bunu tekrar yapabileceğimi sanmıyorum.I don't think I could ever do this again.
Yapabileceğimiz bir şey olduğunu sanmıyorum.I don't think there's anything we can do.
Tom'un onu yapacağını sanmıyorum.I don't think Tom would do that.
Tom'un bu tür şey yapacağını sanmıyorum.I don't think Tom would do this kind of thing.
Bunu senin partin için yapacağımızı sanmıyorum.I don't think we're going to make it to your party.
Senin onu tek başına yapabileceğini sanmıyorum.I don't think you could ever do that by yourself.
Tom'un bunu nasıl yapabildiğini anlamıyorum.I don't understand how Tom could do this.
Tom'un onu yapacağından kuşku duyuyorum.I doubt Tom will do that.
Bir sahne dekoru değişikliğinin bizi iyi yapabileceğini düşündüm.I figured a change of scenery might do us good.
Tom onu yapabilirse, ben de yapabileceğimi düşündüm.I figured if Tom could do it, I could too.
Tom ve Mary buz pateni alanında paten yaparken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they skated around the rink.
Sınıf birincisi olarak mezuniyet konuşmasını yapan öğrenci oldu.She was the valedictorian of her class.
Bunu temizlik yaparken buldum.I found it while I was cleaning up.
Yapacağımı söylediğim her şeyi yapmaya tam olarak niyetim var.I fully intend to do everything I said I would do.
Ben bir deneme yapabilmeyi tahmin ediyorum.I guess I could give it a try.
Sanırım bir duş yapabilirim.I guess I could use a shower.
Ben onun benim yapacağım şey olduğunu tahmin ederim.I guess that's what I'll do.
Senin onu yapacağın içime doğdu.I had a hunch you would do that.
Tom'un istediğimizi yapacağından şüphem yoktu.I had no doubt that Tom would do what we asked.
Toplantıdan önce yapacak bazı şeylerimiz vardı.I had some things to do before the meeting.
Yapacak bazı şeylerim vardı.I had some things to do.
Yapacak şeylerim vardı.I had stuff to do.
Yapacak işlerim vardı, o yüzden hemen çıkamadım.I had things to do, so I couldn't leave right away.
Yapacak işlerim vardı.I had things to do.
Onu yapmayı planlamamıştım fakat gerçekten yapmamı istiyorsan yapabilirim.I hadn't planned to do that, but I can if you really want me to.
O yoga yaparken tütsü yakmayı sever.She likes to burn incense while practising yoga.
Bundan daha iyisini yapabilirsin.You can do better than this.
Yapacak büyük bir duyurum var.I have a big announcement to make.
Yapacak bir itirafım var.I have a confession to make.
Yapacak birkaç ayak işim var.I have a few errands to run.
Yapacak bir işim var.I have a job to do.
Yapacak bir sürü çağrım var.I have a lot of calls to make.
Benim yapacak bir talebim var.I have a request to make.
Yapacak çok üzücü bir duyurum var.I have a very sad announcement to make.
Onu yapacak bir muhasebecim var.I have an accountant to do that.
Yapacak bir operasyonum var.I have an operation to perform.
Bütün gece ne yapacağımı bulmaya çalışarak gözümü kırpmadım.I've been up all night trying to figure out what to do.
Zamanımla yapacak daha iyi şeylerim var.I have better things to do with my time.
Burada yapabileceğim her şeyi yaptım.I've done all I can here.
Yapabileceğimin hepsini yaptım.I've done all I can.
Yardım etmek için yapabileceğim her şeyi yaptım.I've done everything I can to help.
Yapacak birkaç duyurum var.I've got a couple of announcements to make.
Yapacak küçük bir işim var.I've got a little work to do.
Yapacak çok fazla işim var.I've got a million things to do.
Yapacak bir ton işim var.I've got a ton of work to do.
Yapacak ödevim var.I've got homework to do.
Bunu nasıl yapacağımı öğrenmeliyim.I've got to find out how to do this.
Bunu nasıl yapacağımı öğrenmem gerekiyor.I've got to find out how to do this.
Bunu nasıl yapacağımı öğrenmek zorundayım.I've got to find out how to do this.
Yapacak işim var.I've got work to do.
Pratik yapacak çok zamanım oldu.I've had a lot of time to practice.
Herhangi bir dekorasyon yapacak zamanım yoktu.I haven't had time to do any decorating.
Pratik yapacak zamanım vardı.I've had time to practice.
Yapacak önemli işim var.I have important work to do.
Kaş yapayım derken göz çıkardım.I've made things worse.