Ana içeriğe geç
Sözlük

yapa ile cümle

yapa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, sık sık İncil'den alıntılar yapar.He often quotes the Bible.
O, sıklıkla manzara resmi yapar.He often paints landscapes.
O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı.He used to bully his friends.
Bir gün bile şarapsız yapamaz.He can't go without wine for even a day.
Sade, basit açıklamalar yapar.He gives plain, simple explanations.
O burada yapayalnız yaşıyor.He lives here all alone.
O bir gün bile sigara olmadan yapamaz.He can't do without cigarettes even for a day.
Onun yapacak bir şeyi yok.He has nothing to do.
O ne yapacağını şaşırmıştı.He was at a loss what to do.
O, mobilya ticareti yapar.He deals in furniture.
Senin okulda yaptığından çok daha iyisini yapar.He does far better than you do at school.
Menkul kıymetlerde bir milyon yen yatırım yapabilir.He can invest a million yen in stocks.
Borsada yatırım yaparak bir vurgun yaptı.He made a killing by investing in the stock market.
O, basit aritmetiği bile yapamadı.He couldn't do even simple arithmetic.
O, geçimini öğretmenlik yaparak kazanır.He earns his living by teaching.
O, para için her şeyi yapacak.He'll do anything for money.
Parasıyla ne yapacağını bilmiyor.He doesn't know what to do with his money.
Onun yapmasını istediğin her şeyi yapar.He'll do whatever you ask him to.
O sana ne yapacağını söyledi mi.Did he tell you what to do?
Onu yapacak son kişinin o olacağından eminim.I am sure he would be the last person to do it.
Yapacağını söylediği şeyi yapamadı.He failed to do what he said he would do.
O sıkı pazarlık yapar.He drives a hard bargain.
Parayla canı ne isterse yapabilir.He can do whatever he likes with the money.
O tahıl ticareti yapar.He deals in grain.
Öldürmenin dışında bir şey yapacaktır.He will do anything but murder.
İşi bitirmek için elinden geleni yapacak.He'll do his best to finish the job.
Bana ne yapacağımı söylemek onun konumu değil.It's not his place to tell me what to do.
Ona bir iyilik yapıp yapamayacağımı sordu.He asked me if I could do him a favor.
Onun davayla ilgili yapacak bir şeyi var.He has something to do with the case.
Bazen bizim için akşam yemeği yapar.He sometimes makes dinner for us.
Tüm yapabildiği, kendisini desteklemektir.All he can do is support himself.
Onun onu tek başına yapabileceğini düşünmüyorum.I don't think he'll be able to do it by himself.
Yapabileceği tek şey ısrarla gülmesiydi.All he could do was resist laughing.
Yapabileceği tek şey gülmemekti.It was all he could do not to laugh.
O, ikinci el araba ticareti yapar.He deals in used cars.
O telefon görüşmesi yapar yapmaz eve gitti.He went home as soon as he got the phone call.
Benimle onu yapamayacağıma yirmi dolara bahse girdi.He bet me twenty dollars that I wouldn't do it.
O, kitap okumanın dışında çok az şey yapar.He does little else than read books.
O, bir kitaplık yapabilmesi için biraz kereste satın alıyor.He is buying some wood so that he can make a bookcase.
O, her sabah banyo yapar.He has a bath every morning.
Her Kış Hokkaido'da kayak yapar.He skis in Hokkaido every winter.
Fazla yiyeceği ne yapacağını bilmiyordu.He didn't know what to do with the extra food.
O gelecek hafta Londra'ya bir iş gezisi yapacak.He will make a business trip to London next week.
O, yurtdışında eğitim yapabilmek için çok çalışıyor.He works hard so that he can study abroad.
Sık sık Avrupa'ya seyahatler yaparlar.They make frequent trips to Europe.
Skandalla ilgili yapacak bir şeyleri var.They have something to do with the scandal.
Onlar onu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.They do not know how to do it.
Onlar genellikle yedi buçukta kahvaltı yaparlar ve on ikide öğle yemeklerini yerler.They usually have breakfast at half past seven o'clock and eat their lunch at twelve.
Onlar bunu nasıl yapabilirler?How can they do this?
İlk olarak ne yapacaklarını bilmiyorlardı.They didn't know what to do first.
İlk olarak ne yapacaklarını merak ettiler.They wondered what to do first.
Önce ne yapacaklarını bilmediler.They did not know what to do first.
Onlar daha sonra ne yapacaklarını düşünüyorlar.They are deliberating what to do next.
Onların yapay çimin üzerinde uzandıklarını gördüm.I found them lying on the artificial grass.
Onlar onu onun kız kardeşine hile yaparken yakaladı.They caught him playing a trick on his sister.
Onu pohpohlarsan, her şeyi yapar.If you flatter him, he'll do anything.
Ondan hoşlanıyor gibi yapamam.I can't pretend to like him.
Onu beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.There was nothing that I could do but wait for him.
Bütün yapabileceğim onu beklemektir.All we can do is wait for him.
Bütün yapabileceğimiz onu beklemektir.All we can do is to wait for him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod