yapıyormuş ile cümle

yapıyormuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ne yapayım, bana hata yapıyormuşsun gibi geliyor.I can't help but think you're making a mistake.
Söylediğin şaka yapıyormuş gibi gelmedi kulağa.You didn't sound like you were kidding.
Yapmaman gereken bir şeyi yapıyormuşsun gibi görünüyorsun.You look like you've been doing something you shouldn't.
Duyduğuma göre Tom bunu hâlâ yapıyormuş.I hear Tom is still doing that.
Sanki bana iyilik yapıyormuşsun gibi havalara girme.Don't pretend you're doing me a favor.
Tom'un dedesinin dedesinin dedesinin dedesi köle ticareti yapıyormuş.Tom's great-great-great-grandfather used to buy and sell slaves.
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".I felt like I was tripping for a year."
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz has had a career in show business since the age of three.
Ama o kız dört erkekle bir odada ne yapıyormuş ki?"But what is a girl doing in a room with four boys?"
Diğer herkese sanki 2 yaşından beri seks yapıyormuş gibi davranırsın.For everybody else, we go around like we've been having sex since we were two.
Yapıyormuş gibi yapın ve yapın.You fake it and make it.
Ve, buna mukabil oyunun içinde, bazen sen yapıyormuşsun gibi gelebilir!And, yet sometimes in the play, it might appear as though you do!
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.So, sorry -- it just feels like I should be doing stand-up up here because of the setting.
Polisle işbirliği yapıyormuşsunThey said you left with that Tang fellow
Başrahip Suger aynı zamanda kraliyet hanedanına danışmanlık yapıyormuş.And Suger himself was also an advisor to the royal family.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .By 2004, we were building roughly 2 million homes a year.
Bakın ne yapıyormuşum:Here's what I'm doing.
Kör atışı yapıyormuş.He throws blind.
Çoğu sizin gibi olan bir dinleyici grubuna konuşma yapıyormuş.He was speaking to an audience much like yourselves.
Git ve yapıyormuş gibi görün Tanrı aşkına.Oh, go on, just pretend for God's sake.
Ne yapıyormuşum gibi gözüküyor?What does it look like?
Ramone bir nevi dolandırıcılık yapıyormuş.Ramone is running some sort of money skimming operation.
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".Ich habe das Gefühl, als sei ich in der Zeit zurück gereist.).
Sihirbazlar imkansız olan şeyi yapmıyorlar, sadece yapıyormuş gibi görünmelerini sağlıyorlar.Die Schauspieler lassen sich ihre Verwunderung nicht anmerken und tun so, als würde er dazugehören.
Do You Make These Music Marketing Mistakes? (tercüme: Bu Müzik Pazarlama Hatalarını Yapıyormusunuz?)Is This The Music "Business"? / ¿Es este el "negocio" de la música?
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Necro estuvo llevando a cabo representaciones desde los 11 años.
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Jenna Ushkowitz entrò nel mondo dello spettacolo sin da quando aveva tre anni.
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".Это то, как я хожу, как я веду себя в обычной жизни».
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz esteve no show business desde os 3 anos de idade.
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz har varit i nöjesbranschen sen hon var tre år.
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".Det är något som de har försökt få mig att framstå som under en längre tid".
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz byla v showbusinessu už od svých 3 let.
Üslûb-u hakîm, konuşanın, başkasına yapacağı sızlanışı kendi nefsine yapıyormuş gibi konuşmasıdır.Na místě redukovaného vokálu /ə/ se totiž vyslovuje , např. near (blízko) se v RP vysloví , zatímco v GA .
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Josh négyéves kora óta színész akart lenni.
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz on näytellyt kolmevuotiaasta asti.
Sihirbazlar imkansız olan şeyi yapmıyorlar, sadece yapıyormuş gibi görünmelerini sağlıyorlar.Δεν κάνουν κάτι αδύνατο, αλλά απλά φαίνεται πως το καταφέρνουν.
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz har haft en karriere i showbusiness, siden en alder af tre.
Çüşkadı Kadılık yapıyormuş.Det er bare hunnen som ruger.
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.Ushkowitz bước vào ngành công nghiệp giải trí từ năm 3 tuổi.
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".途中で力を抜いたような感じだった」と話していた。
Do You Make These Music Marketing Mistakes? (tercüme: Bu Müzik Pazarlama Hatalarını Yapıyormusunuz?)阿嬤,你要哪片音樂光碟?我燒給你。
Sanki kendimi zaman içinde yolculuk yapıyormuşum gibi hissediyorum".난 내가 다른 세상에 있던 것 같은 느낌이 들었습니다."
Ushkowitz, 3 yaşından beri oyunculuk yapıyormuş.הוא מאמנה של דמבו מאז גיל 3.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .Do roku 2004 se stavěly přibližně... ...2 miliony domovů ročně.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .Em 2004, estávamos construindo cerca de 2 milhões de residências por ano.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .En el 2004, se estaban construyendo aproximadamente 2 millones de casas al año.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .Około 2004r. budowaliśmy około 2 miliony domów rocznie.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .Tegen 2004, bouwden we ongeveer 2 miljoen huizen per jaar.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .Το 2004 χτιζόντουσαν περίπου 2 εκατομμύρια σπίτια τον χρόνο.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .До 2004 р ми будували приблизно 2 млн будинків в рік.
2004'e geldiğimizdeyse tahminen yılda 2 milyon ev yapıyormuşuz. .毎年建てられています。 その期間に渡って、平均ではと言えますが、 正確な数字も調べる事が出来、
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Bardzo przepraszam, przebywanie na scenie skłania mnie do żartów.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Bocsánat, csak úgy érzem, mint akinek tenni kéne valamit a hangulat megteremtése érdekében.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Deci, scuze -- simt că ar trebui să fac stand-up aici din cauza decorului.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Desculpem, mas com este cenário no palco achei que devia fazer comédia stand-up.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Es tut mir leid. Mit der Bühnenumgebung hier fühlt es sich so an, als müsste ich stand-up comedy machen.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.미안합니다 -- 장소 때문에 꼭 스탠드 업 개그를 해야 할 것만 같아요.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Lo siento, simplemente sentí que debía hacer algo así por todo el arreglo del escenario.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Maaf -- saya harus menceritakan lelucon karena keadaannya.
Afedersiniz -- Bu sahne bana sanki stand-up yapıyormuşum hissi verdi.Oprostite, a zaradi postavitve odra se mi zdi, da sem tu za stand up nastop.

İlgili Sayfalar