yapın ile cümle
yapın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.››и живите с нами; земля сия пред вами, живите и промышляйте на нейи приобретайте ее во владение.
Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.››ואתנו תשבו והארץ תהיה לפניכם שבו וסחרוה והאחזו בה׃
Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.››وتسكنون معنا وتكون الارض قدامكم. اسكنوا واتجروا فيها وتملّكوا بها.
Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.››你 們 與 我 們 同 住 罷 、 這 地 都 在 你 們 面 前 、 只 管 在 此 居 住 、 作 買 賣 、 置 產 業
Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.››你 們與 我 們同 住 罷 、 這地 都 在 你 們 面前 、 只管 在 此 居住 、 作 買賣 、 置產業
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.Es buen momento para que vean sus pies, revisen sus agendas, hagan otra cosa menos ver la pantalla.
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.블랙베리를 확인하시거나, 스크린 보는 것 이외에 다른 일을 하셔도 좋습니다.
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.Sehen Sie nur nicht auf den Bildschirm.
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.To dobry moment, żeby obejrzeć swoje stopy, sprawdzić Blackberry, robić cokolwiek innego niż patrzeć na ekran.
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.Самое время посмореть на ваши ноги, проверить смартфон, поделать что-нибудь и не смотреть на экран.
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.לבדוק אימייל בטלפון שלכם, או כל דבר שאינו להסתכל על המסך
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.قم بفحص البلاك بيري، ، قم بعمل أي شيء غير النظر إلى الشاشة
Blackberry'nizle ilgilenin,ekrana bakmaktan başka her şeyi yapın.(笑)
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Aleměl bys to procvičovat. Měl bys požádat rodiže, aby tě vyzkoušeli. Měl bys mít kartičky s poznámkami.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.A lényeg, hogy gyakorolj. A szüleiddel együtt csinálhatjátok, ők kérdeznek, te meg válaszolsz.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Ale treba to precvičovať. Mali by ste poprosiť rodičov, aby vás vyskúšali.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.연습을 하셔야만 합니다. 여러분의 부모님이 질문을 하게 하십시요. 노트 카드를 가져야 합니다.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Maar je zou werkelijk moeten oefenen. Vraag je ouders of ze je willen quizen.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Ma dovresti fare pratica. Dovresti farti fare le domande dai tuoi genitori. Dovresti scriverti delle note.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Mais vous devez vous entraîner. Demandez a vos parents. Ou écrivez des cartes.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Pero si deberías practicar. Haz que tus padres te hagan preguntas. Haz tarjetas con las tablas.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.Αλλά θα πρέπει να εξασκηθείτε. Βάλτε τους γονείς σας να σας ρωτάνε. Φτιάξτε κάρτες.
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.لكن عليك ممارسة هذا ويمكنك ان تطلب من احد والديك ان يختبر قدراتك ويجب ان يكون لديك بطاقات ملاحظات
Bol bol pratik yapın, ailenizden size quiz yapmasını isteyin. mutlaka kartlara yazıp okuyun.あなたの両親にクイズを出してもらうべきです. カードを使うべきです. 学校に歩いて行く時に,口の中でつぶやいていくべきです.
Böyle bir şeyi yapıncaAlso wenn man das einmal getan hat denkst du:
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Dus als je eenmaal op dat punt bent denk je van, "Oh shit.
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Entonces luego que uno hace esto uno se pregunta:
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.És ha már egyszer itt tartunk, felmerül a kérdés:
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Gdy masz to już za sobą, jesteś jak, "Oł, kurcze.
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Ma quando fate questo dopo pensate "Oh cavolo.
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Odată ce faci asta, te gândești: " Unde o să pun toate astea? "
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Takže ve chvíli, kdy tohle uděláte, napadá vás, "Sakra.
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Vì vậy, một khi bạn chơi trò ấy bạn sẽ thở dài, "Ôi, vớ vẩn thật.
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.И така, веднъж щом направите това, вие си мислите,"О, глупости.
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Так вот, как только вы это делаете, тут же появляется мысль:
Böyle bir şeyi yapınca "Aman, bu kadar şeyi nereye koyacağım" diyorsunuz.Та ось, як тільки ви це робите, тут же з'являється думка:
Böyle bir şeyi yapıncaDepois de fazermos aquilo, ficamos:
Böyle bir şeyi yapıncaJadi setelah Anda melakukannya
Böyle bir şeyi yapınca여러분도 이렇게 한번 하면
Böyle bir şeyi yapıncaTakže, keď to raz urobíte, poviete si:
Böyle bir şeyi yapıncaΟπότε, απ' τη στιγμή που το κάνεις αυτό είσαι κάπως, "Ωχ.
Böyle bir şeyi yapıncaברגע שאתה עושה את זה
Böyle bir şeyi yapıncaومن ثم بمجرد أن تفعل ذلك
Böyle bir şeyi yapınca「こんなにどこにしまったらいいんだ」という感じです
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Así, dentro de esta estructura uno tiene libertad.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Binnen deze structuur ben je vrij.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Bis auf diesen vorgegebenen Rahmen ist man also frei.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Deci în interiorul structurii oricine este liber.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Donc à l'intérieur de la structure, on est libre.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.E nella struttura uno è libero.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Jadi dalam struktur ini orang menjadi bebas.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.이 구성 내에서는 자유스럽습니다.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Tak więc wewnątrz tej struktury jest się wolnym.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Tehát ebben a struktúrában szabadak vagyunk.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Thế nên trong cấu trúc này anh hoàn toàn tự do.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.V rámci tejto štruktúry má teda spevák slobodu.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Μέσα σ' αυτή τη δομή νιώθεις ελεύθερος.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Така че в тази структура има свобода.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.Таким образом, каждый свободен в этой структуре.
Böylece bu yapının içinden biri muaf tutulur.כך שבתוך המבנה הזה כל אחד הוא חופשי.
İlgili Sayfalar