yapılar ile cümle
yapılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Mereka menghasilkan bangunan tertinggi dalam waktu tersingkat.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Postavili najvyššie štruktúry za minimálni čas.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Postavili nejvyšší konstrukce za nejkratší dobu.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Sie produzierten die höchste Konstruktion in der geringsten Zeit.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Stworzyli najwyższe konstrukcje w najkrótszym czasie.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Ze maakten de hoogste bouwwerken in de minste tijd.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Παρήγαγαν τις ψηλότερες δομές στον μικρότερο χρόνο.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Вони створили найвищі конструкції за найкоротший проміжок часу.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Им удалось построить самую высокую башню за кратчайший срок.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Те направиха най-високата конструкция за най-кратко време.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.הם ייצרו את המבנים הגבוהים ביותר בזמן הקצר ביותר.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.لقد صنعوا أطول الهياكل في آخر الزمن المتاح.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.ここに動機づけと成功の性質についての
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Chciał pomieszać różne narodowości, dzięki czemu mógłby dzielić i rządzić.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.El vroia ca etniile să se amestece astfel ca el să aplice tactica: 'divide și domină'.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Ils voulaient que les ethnicités se mêlent d'une manière qui lui permette de diviser et de régner.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.민족을 자의적으로 뒤섞어서 원하는대로 분할하고 지배할 수 있게 되었죠.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Ông ấy muốn các chủng tộc trộn lẫn với nhau theo cách mà sẽ cho phép ông ấy chia cắt và cai trị.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Össze akarta keverni a nemzetiségeket, hogy megoszthasson és uralkodhasson.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Quería que se mezclaran las etnias de forma que le permitiera dividir y gobernar.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Voleva che le etnie si mescolassero, permettendogli così di dividere e comandare.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.'Ηθελε οι εθνότητες να αναμιχθούν με τρόπο ώστε να του επιτρέπει τη λογική του "διαίρει και βασίλευε".
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Он хотел смесить этнические группы для того, чтобы их разделить и ими властвовать.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Той искал етносите да се смесват по начини, които ще му позволят да разделя и владее.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.הוא רצה שהקבוצות האתניות תתערבבנה באופן כזה שיתאפשר לו להפריד ולמשול.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.أراد أن تختلط الأعراق معاَ بطريقة تسمح له أن يقسمهم ويحكمهم .
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.スターリンが彼らを分断し支配できるようにしたのです 幸運なことに この国々の石油とガス資源の多くは
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Jadi masing-masing mencari flattish pancake di sini, ini disebut tilakoid.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .이 납작한 팬케잌처럼 쌓인 구조를 틸라코이드라고 합니다 이 납작한 팬케잌처럼 쌓인 구조를 틸라코이드라고 합니다
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Por lo que cada uno de estos pancakes planos de aquí, estos son llamados tilacoides.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Těmhle vypaseným lívancům se říká tylakoidy.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Więc każda z tych grup spłaszczonych "naleśników" to tylakoid.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Отже усі ці млинці називаються тілакоїди.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Така че всички тези плоско-изглеждащи палачинки тук, се наричат тилакоиди.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .لذا كل من هذه الفطائر يبحث فلاتيش هنا، وتسمى هذه ثيلاكويدس.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Aber noch wichtiger ist, dass sie dort unten Bauwerke entdeckten, die sie nicht verstanden.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Belangrijker: ze vonden daar beneden bouwwerken die ze niet begrepen.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Co więcej, odkryli wzniesienia, których nie pojmują.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Dar ceea ce e mai important, au descoperit edificii pe care nu le-au înţeles.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.És ami még fontosabb, olyan építményeket fedeztek fel ott a mélyben, amiket nem is értettek.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.하지만 저 아래에서 더욱 중요하게도 이해할 수 없는 구성물 체계를 발견하였습니다.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Ma, cosa più importante, hanno scoperto strutture che non riuscivano a spiegarsi.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Mais plus important encore, ils ont découvert là-bas des édifices qu'ils ne comprenaient pas.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Men viktigast av allt så upptäckte de- -strukturer som de inte kunde förklara.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Namun yang paling penting mereka menemukan bangunan di bawah sana yang tidak dapat mereka mengerti.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Pero aún más importante, descubrimos edificios ahí abajo que no entendíamos.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Αλλά πολύ πιο σημαντικό είναι το ότι ανακάλυψαν κατασκευές εκεί κάτω που δεν καταλάβαιναν.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Но, което е по-важно, те откриха постройки там долу, които не разбираха. Това не се връзваше.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.Но что важнее, там внизу они открыли явление, которое трудно было понять.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.אבל חשוב מזה הם גילו שם למטה מבנים שהם לא הבינו.
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.ولكن أهم ما أكتشفوه هو الصروح العظيمة الموجودة في المحيط
Fakat daha önemlisi, aşağılarda anlayamadıkları yapılar keşfettiler.理解できない構造物が見つかった事でした 意味が分からない マグマ溜りの上にあるわけではない
Fakat kısa süre önce, bir şey ilgimi çekti. İnsan kitlelerinin düşünce yapılarının değişikliğine dair.Maar sinds kort ben ik gebiologeerd door een nieuwe manier om over grote menigten mensen te denken.
Fatou adında adamların yapıları var.Asta e o construcție a unui anume Gaston Julia și unui Pierre Fatou.
Fatou adında adamların yapıları var.C'est la construction d'un homme qui s'appelait [Gaston] Julia et [Pierre] Fatou.
Fatou adında adamların yapıları var.Đó là một công trình của một người tên là [Gaston]
Fatou adında adamların yapıları var.Es una construcción de un hombre llamado Gaston Julia y un hombre llamado Pierre Fatou.
Fatou adında adamların yapıları var.Ez egy konstrukció, amit Gaston Julia és Pierre Fatou találtak ki.
Fatou adında adamların yapıları var.Het is een constructie van een man genaamd [Gaston] Julia en [Pierre] Fatou.
Fatou adında adamların yapıları var.이것은 가스통 쥘리아와 피에르 파투가 만든 작도 문제다.