yapıları ile cümle

yapıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.Pensiamo che il mondo somigli davvero ai nostri edifici.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.Ta nghĩ thế giới thực ra giống như những tòa nhà của ta.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.Wir denken die Welt sehe genauso aus wie unsere Gebäude.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.Wydaje się nam, że one tworzą nasz świat.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.Мислим, че светът наистина прилича на нашите сгради.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.אנו חושבים שהעולם נראה באמת כמו הבניינים שלנו.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.ونعتقد أن العالم يبدو حقا مثل مبانينا.
Dünyanın gerçekten yapılarımız gibi göründüğünü düşünüyoruz.そしてあなたの建築は、それ自身の一部である技術や驚きに
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,Dacă va ganditi la cladiri marete, la catedrale, la temple, la piramide, la pagode,
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,Hogyha a nagyszerű épületekre gondolnak, katedrálisokra, templomokra, piramisokra, pagodákra,
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,대성당이나 사원, 피라미드나 탑,
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,Pomyślcie o wspaniałych budynkach, świątyniach, piramidach, pagodach, miastach w Indiach, itd.
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,Величайшие соборы, храмы, пирамиды, пагоды, прекрасные индийские города...
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,אם חושבים על הבניינים הגדולים, על הקתדרלות, על המקדשים, על הפירמידות, על הפגודות,
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,إذا فكرت بالمباني العظيمة, بالكاتدرائيات, بالمعابد بالأهرامات, بالباجودا (معبد بوذي متعدد الطوابق)
Eğer muhteşem yapıları, katedralleri, tapınakları, piramitleri, pagodaları,ピラミッド、仏塔、 インドの町々などを思い浮かべる時
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.A leggyorsabban felépített legmagasabb torony lett az övék.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Au costruit cea mai înaltă structură în cel mai scurt timp.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Criaram as estruturas mais altas no menor espaço de tempo.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.De skapade de högsta konstruktionerna på kortast tid.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Hanno creato la struttura più alta nel minor tempo.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Họ tạo ra những kết cấu cao nhất trong khoảng thời gian ngắn nhất.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Ils ont réalisé la plus haute structure dans le temps le plus court.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.그들은 짦은 시간에 가장 높은 탑을 쌓았습니다.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Lograron las estructuras más altas en el menor tiempo.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Mereka menghasilkan bangunan tertinggi dalam waktu tersingkat.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Postavili najvyššie štruktúry za minimálni čas.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Postavili nejvyšší konstrukce za nejkratší dobu.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Sie produzierten die höchste Konstruktion in der geringsten Zeit.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Stworzyli najwyższe konstrukcje w najkrótszym czasie.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Ze maakten de hoogste bouwwerken in de minste tijd.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Παρήγαγαν τις ψηλότερες δομές στον μικρότερο χρόνο.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Вони створили найвищі конструкції за найкоротший проміжок часу.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Им удалось построить самую высокую башню за кратчайший срок.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.Те направиха най-високата конструкция за най-кратко време.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.הם ייצרו את המבנים הגבוהים ביותר בזמן הקצר ביותר.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.لقد صنعوا أطول الهياكل في آخر الزمن المتاح.
En kısa süre içinde en yüksek yapıları yaptılar.ここに動機づけと成功の性質についての
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Chciał pomieszać różne narodowości, dzięki czemu mógłby dzielić i rządzić.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.El vroia ca etniile să se amestece astfel ca el să aplice tactica: 'divide și domină'.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Ils voulaient que les ethnicités se mêlent d'une manière qui lui permette de diviser et de régner.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.민족을 자의적으로 뒤섞어서 원하는대로 분할하고 지배할 수 있게 되었죠.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Ông ấy muốn các chủng tộc trộn lẫn với nhau theo cách mà sẽ cho phép ông ấy chia cắt và cai trị.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Össze akarta keverni a nemzetiségeket, hogy megoszthasson és uralkodhasson.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Quería que se mezclaran las etnias de forma que le permitiera dividir y gobernar.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Voleva che le etnie si mescolassero, permettendogli così di dividere e comandare.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.'Ηθελε οι εθνότητες να αναμιχθούν με τρόπο ώστε να του επιτρέπει τη λογική του "διαίρει και βασίλευε".
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Он хотел смесить этнические группы для того, чтобы их разделить и ими властвовать.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Той искал етносите да се смесват по начини, които ще му позволят да разделя и владее.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.הוא רצה שהקבוצות האתניות תתערבבנה באופן כזה שיתאפשר לו להפריד ולמשול.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.أراد أن تختلط الأعراق معاَ بطريقة تسمح له أن يقسمهم ويحكمهم .
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.スターリンが彼らを分断し支配できるようにしたのです 幸運なことに この国々の石油とガス資源の多くは
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Jadi masing-masing mencari flattish pancake di sini, ini disebut tilakoid.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .이 납작한 팬케잌처럼 쌓인 구조를 틸라코이드라고 합니다 이 납작한 팬케잌처럼 쌓인 구조를 틸라코이드라고 합니다
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Por lo que cada uno de estos pancakes planos de aquí, estos son llamados tilacoides.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Těmhle vypaseným lívancům se říká tylakoidy.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Więc każda z tych grup spłaszczonych "naleśników" to tylakoid.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Отже усі ці млинці називаються тілакоїди.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .Така че всички тези плоско-изглеждащи палачинки тук, се наричат тилакоиди.
Evet, diske benzeyen bu çizdiğim yapıların her birinin adı tilakoiddir. .لذا كل من هذه الفطائر يبحث فلاتيش هنا، وتسمى هذه ثيلاكويدس.

İlgili Sayfalar