Ana içeriğe geç
Sözlük

yap ile cümle

yap kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kelimeler konusunda ne yapacağımı bilmiyorum.I'm at a loss for words.
Yakında vazgeçebilirim ve onun yerine sadece şekerleme yapabilirim.I may give up soon and just nap instead.
Çalışmanı bölmemek için elimden gelenin en iyisini yapacağım.I'll do my best not to disturb your studying.
Çalışmanı rahatsız etmemek için elimden geleni yapacağım.I'll do my best not to disturb your studying.
Öyleyse ne yapmalı?So what?
Eğer sana marshmallow gönderebilseydim, Trang, yapabilecektim.If I could send you a marshmallow, Trang, I would.
Onu yapmak için, risk almak zorundasın.In order to do that, you have to take risks.
Bunu yapmak için riskler almak zorundasın.In order to do that, you have to take risks.
Onu yapabilirsiniz.You can do it.
Teorik olarak, ben matematik yapıyorum.Theoretically, I'm doing math.
Artık ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do anymore.
Yapacak daha iyi hiçbir şeyim yok.I have nothing better to do.
Bu herhangi birinin yapabileceği bir şey değil.It's not something anyone can do.
Ne yapmakta olduğumu düşünüyorsun?What do you think I've been doing?
Tüm yapabileceğiniz birbirinize güvenmektir.All you can do is trust one another.
Yapmadığınız bir şey için niçin üzülüyorsunuz?Why are you sorry for something you haven't done?
Ne yaparsam yapayım, daha iyi yapabileceğimi söylüyor.Whatever I do, she says I can do better.
Sanırım yapmak zorunda olduğumuz her şeyin arkasında yapmak istediğimiz bir şey vardır.I suppose that behind each thing we have to do, there's something we want to do...
Sanırım yapmak zorunda olduğumuz her şeyin arkasında yapmak istediğimiz bir şey var.I suppose that behind each thing we have to do, there's something we want to do...
Bana mı gönderme yapıyorsun?Are you referring to me?
Yapabileceğim bir şey olup olmadığını bana bildirin.Let me know if there is anything I can do.
Bir Japon asla böyle bir şey yapmaz.A Japanese would never do such a thing.
Onu sen olmadan yapamazdım. Teşekkür ederim.I couldn't have done it without you. Thank you.
Herhangi bir değişiklik yapmam gerekip gerekmediğini bana bildir.Let me know if I need to make any changes.
O sana her ne söylerse yap.Do whatever he tells you.
O sana ne söylerse yap.Do whatever he tells you.
Hayat siz diğer planları yapmakla meşgulken size olanlardır.Life is what happens to you while you're busy making other plans.
Yapacak çok fazla şeyler var!There are too many things to do!
Bir konuşma yapsan ve hiç kimse gelmese ne olur?What if you gave a speech and nobody came?
Biri nerede bir telefon konuşması yapabilir?Where can one make a phone call?
Nasılsın? İyi bir yolculuk yaptın mı?How are you? Did you have a good trip?
Onların ne düşündüğünü sormayın. Ne yaptığını sorun.Don't ask what they think. Ask what they do.
Paris'te öğretim yapmak istiyorum.I'd like to study in Paris.
Roma bir günde yapılmadı.Rome wasn't built in a day.
Hesap yapmak herkesin önünde tatmin olmanın kabul edilebilir tek sosyal yoludur.Doing math is the only socially acceptable way to masturbate in public.
İstediğini yapamadığında, yapabileceğin şeyi yap.When you can't do what you want, you do what you can.
Bunu bilerek yaptın!You did this intentionally!
Aynı anda tırnaklarımı kesip ütü yapamam!I can't cut my nails and do the ironing at the same time!
Kabul edelim ki, bu imkansız. Biz onu asla yapmayacağız.Let's face it, it's impossible. We're never gonna make it.
Özgürlük her şeyi mümkün olduğu kadar zararsız yapabilmekten oluşur.Liberty consists of being able to make everything as harmless as possible.
Ben her gün öğle yemeği yaparım.I make lunch every day.
Yapacak bir şeyiniz yoksa, odanızın tavanına bakın.If you don't have anything to do, look at the ceiling of your room.
Orkestra akort etme sırasında kulak tırmalayan sesler yapar.The orchestra makes discordant noises when tuning up.
James derste hatalar yapmaktan ve azarlanmaktan çok korkardı.James had a great fear of making mistakes in class and being reprimanded.
Spenser'in annesi onun yaptığı her küçük hatayı sık sık irdeler.Spenser's mother often scrutinizes him for every small mistake he makes.
Üzgünüm, yapabileceğimi sanmıyorum.Sorry, I don't think I'm gonna be able to.
Onlar çok fazla gürültü yapıyor. Konsantre olamıyorum.They're making too much noise. I can't concentrate.
Sabah kahvaltısı için gözleme yaptık.We made pancakes for breakfast.
Ödevimi yapamayacak kadar tembelim.I'm too lazy to do my homework.
Peynir, inek, keçi, koyun, ve diğer memelilerin sütlerinden yapılan bir katı gıdadır.Cheese is a solid food made from the milk of cows, goats, sheep, and other mammals.
Onu şimdi yapmazsam, asla yapamam.If I don't do it now, I never will.
Bu resmi kim yaptı?Who painted this painting?
Her şey yapılana kadar teorik olarak imkansızdır.Everything is theoretically impossible until it's done.
Ne yaptığımızı bilseydik buna araştırma denmezdi, değil mi?If we knew what we were doing, it wouldn't be called research, would it?
Bir şeyi kendisi yapmak zorunda olmayan biri için hiçbir şey imkansız değildir.Nothing is impossible for the man who doesn't have to do it himself.
Dikkatlice bak. Nasıl yapıldığını sana göstereceğim.Look carefully. I'm going to show you how it's done.
Nasıl istersen öyle yap.Do as you want.
İstediğiniz gibi yapın.Do as you want.
Banyo yapacağım.I'm going to take a bath.
Onu benim için yapıp yapmadığını bilmiyorum.I don't know if he would have done it for me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod