yanlı ile cümle
yanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ona yanlışlıkla bağırdım ve kendimi gerçekten kötü hissettim.I yelled at him by mistake and I felt really bad.
Sizi yanlış anladığımız için üzgünüz.We're sorry for misunderstanding you.
Tom onun yanlış olduğunu söylüyor.Tom says that's wrong.
Yanlış şeyi söyledim.I said the wrong thing.
Bunu yapma yöntemin yanlıştı.How you did it was wrong.
Tom yanlışlıkla Mary'nin bardağından içti.Tom drank out of Mary's glass by mistake.
Ben hep yanlış adama düşerim.I always fall for the wrong guy.
Lütfen bana neyin yanlış olduğunu söyle, Tom.Please tell me what's wrong, Tom.
Onu yapma tarzın yanlıştı.How you did that was wrong.
O evlilikte bir şey gerçekten yanlış olmalı.Something must have been really wrong in that marriage.
Fadıl yanlış zamanda yanlış yerde idi.Fadil was in the wrong place at the wrong time.
Fadıl yanlış insanlarla takıldı.Fadil hung out with the wrong people.
Tom yanlış insanlarla takıldı.Tom hung out with the wrong people.
Fadıl yanlış bir şey mi yaptı?Did Fadil do something wrong?
Bu planda yanlış bir şey yok.There's nothing wrong with this plan.
Bence Tom'un söylediği şey yanlış.I think what Tom said is wrong.
Yanlış şeyi yanlış zamanda söyledim.I said the wrong thing at the wrong time.
Neyin yanlış olduğunu zaten biliyorum.I already know what's wrong.
Bunu yapmanın yanlış olduğunu bilmiyordum.I didn't know it was wrong to do this.
Yanlışlıkla kendimi ayaktan vurdum.I accidentally shot myself in the foot.
Tom yalan söylemenin yanlış olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know it was wrong to lie.
Umarım tahminim yanlıştır.I hope my prediction is wrong.
Ben onu yanlış yaptım.I did it wrong.
Onun yanlış olduğunu bilmemi nasıl bekliyordun?How did you expect me to know it was wrong?
Tom'un cevapları yanlıştı.Tom's answers were wrong.
Tom bizi yanlış yönlendirdi.Tom misled us.
Her şeyi yanlış anlamışım.I had it all wrong.
Fadıl yanlış bir şey yapmadı.Fadil didn't do anything wrong.
Fadıl yanlış kadına düştü.Fadil fell for the wrong woman.
Fadıl bir şeylerin çok yanlış olduğunu biliyordu.Fadil knew that something was terribly wrong.
Bu bir şeylerin yanlış olduğu anlamına mı geliyor?Does this mean something is wrong?
Müslümanlar, tüm gayrimüslimleri öldürmek isteyen aşırılık yanlıları gibi canlandırılıyor.Muslims are portrayed like extremists that want to kill all non-Muslims.
Yanlış otobüsteydim.I was on the wrong bus.
Sanırım onu yanlış şekilde yapıyorsun.I think that you're doing that the wrong way.
'La La Land' yanlışlıkla kazanan olarak anons edildi.'La La Land' was mistakenly announced as the winner.
Tom, neyin yanlış olduğunu anlamaya yetecek kadar akıllıydı.Tom was clever enough to figure out what was wrong.
Tom neyin yanlış olduğunu anlayacak kadar akıllıydı.Tom was smart enough to figure out what was wrong.
Bu bir şeyin yanlış olduğu anlamına mı geliyor?Does this mean something's wrong?
Onu yanlış biçimde yapıyorsun.You're doing that the wrong way.
Sami onu yanlış şekilde yapıyor.Sami is doing that the wrong way.
Yanlışlıkla kendimi bacağımdan vurdum.I accidentally shot myself in the leg.
Yanlışlıkla Tom'un ayağına bastım.I accidentally stepped on Tom's foot.
Sadece bir şeyi yanlış anladım.I only got one thing wrong.
Yanlış butona bastım.I pushed the wrong button.
Tom yanlışlıkla şemsiyemi aldı.Tom took my umbrella by mistake.
Tom'un planı fena halde yanlış gitti.Tom's plan went horribly wrong.
Tom yanlışlıkla ceketimi giydi.Tom put on my coat by mistake.
Bu cümle açık bir şekillde yanlış.This sentence is egregiously wrong.
Şarkı sözleri, anadil olarak konuşanlar tarafından bile yanlış işitilirler.Song lyrics are often misheard, even by native speakers.
Hayvanat bahçeleri ile ilgili yanlış bir şey görmüyorum.I don't see anything wrong with zoos.
Müşteri servisini aradım çünkü yanlış öğe gönderdiler.I called customer service because they sent me the wrong item.
Tom bize neyin yanlış olduğunu söyleyemedi.Tom couldn't tell us what was wrong.
Tom onu yanlış şekilde yapıyor.Tom is doing that the wrong way.
Yanlış yoldan gittim.I went the wrong way.
Doğru ile yanlışı nasıl ayırt edeceğini bilmiyor.He doesn't know how to distinguish right from wrong.
O yanlış bir önermedir.It is a false premise.
O yanlış bir öncüldür.It is a false premise.
O sonuca ulaşmak istiyorsanız, bu, o konuda gidilecek yanlış yoldur.If you want to achieve that result, this is the wrong way to go about it.
Bugün elbette sıcak! Yanlış türde kıyafet giydim.Today sure is hot! I wore the wrong kind of clothing.
Neredeyse yanlış gidebilecek her şey yanlış gitti.Almost everything that could go wrong did.
İlgili Sayfalar