yanlı ile cümle

yanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom sık sık yanlışlıkla bir öğrenciye benzetilir.Tom is often mistaken for a student.
Ben neyin yanlış gittiğini bilmiyorum.I don't know what went wrong.
Onlar neyin yanlış gittiğini bilmiyorlar.They don't know what went wrong.
Biz neyin yanlış gittiğini bilmiyoruz.We don't know what went wrong.
Üzgünüm ben yanlışlıkla "gönder'''e tıkladım.Sorry! I mistakenly clicked on "Send".
Üzgünüm! Ben yanlışlıkla bitirmeden "Gönder"'e tıkladım.Sorry! I mistakenly clicked on "Send" before I was finished.
Tom yanlış trene binmiş olabilir.Tom may have taken the wrong train.
Tom yanlış trene binmiş olmalı.Tom must've taken the wrong train.
Tom yanlışlıkla yanlış şemsiyeyi aldı.Tom took the wrong umbrella by mistake.
Tom yanlış otobüse binmiş olmalı.Tom must've taken the wrong bus.
Tom beni yanlışlıkla erkek kardeşime benzetti.Tom mistook me for my younger brother.
Tom Mary'nin yanlışlıkla John'un şemsiyesini aldığını gördü.Tom saw Mary take John's umbrella by mistake.
Nerede petrol var, orada müslüman var; karşıt ifade yanlıştır.Where there are Muslims, there is oil; the opposite statement is false.
Yanlış hesap nedeniyle onlar değerli bir zaman kaybettiler.Due to the miscalculation, they lost valuable time.
İstatistikler kolayca yanlış yorumlanabilir.Statistics are easy to misinterpret.
Her şey korkunç bir şekilde yanlış gitti.Everything went horribly wrong.
Bu yanlış görünüyor.It just seems wrong.
Tom'la ilgili fiziksel olarak yanlış olan hiçbir şey yok.There's nothing physically wrong with Tom.
Dün oturum açmaya çalıştığımda bir hata mesajı aldım: " Yanlış Şifre."When I tried to log in yesterday, I got the error message: "Incorrect password."
Belki Tom neyi yanlış yaptığımı biliyor.Maybe Tom knows what I did wrong.
Bir şeyin yanlış olduğuna dair bir fikrin var mı?Did you have any idea that something was wrong?
Ya kullanıcı adın ya da şifren yanlış.Either your user name or password is incorrect.
İki yanlış bir doğru eder.Two wrongs do make a right.
Bir şekilde gözlüklerimi yanlış yerleştirdim.I somehow misplaced my glasses.
Yolun yanlış tarafından sürmemeye dikkat et.Be careful not to drive on the wrong side of the road.
Tom polise yanlış açıklama yaptı.Tom made a false statement to the police.
Neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışıyorum.I'm trying to figure out what's wrong.
Tom neyin yanlış olduğunu bulmamıza yardım etmeyi kabul etti.Tom has agreed to help us figure out what's wrong.
Ben doğruydum ve Tom yanlıştı.I was right and Tom was wrong.
Onun yanlış olduğunu düşünen tek kişi Tom değil.Tom isn't the only one who thinks that is wrong.
Polis yanlış adamı tutukladı.The police arrested the wrong man.
Tom sizi yanlış anlamış olabilir.Tom may have misunderstood you.
Tom, Mary'nin bütün yoğurdunu yedi ama onun yerine yanlış bir marka koydu.Tom ate all of Mary's yoghurt, but replaced it with the wrong brand.
Yanlış anlaşılmama izin verme.Don't let me be misunderstood.
Bunu yanlış anlamayın.Do not misunderstand this.
Matem tutmak için doğru ya da yanlış yol yoktur.There's no right or wrong way to grieve.
İnsanların yanlış şeylere odaklanma eğiliminde olduğunu düşünüyorum.I believe that people tend to focus on the wrong things.
Üzgünüm. Yanlış numarayı aradım.I'm sorry. I got the wrong number.
Sen yanlış yere suçlandın.You were wrongly accused.
Yanlışlarımı düzeltmekten vazgeçmeni istemiyorum.I don't want you to quit correcting my mistakes.
Belki de sen beni yanlış anladın.Perhaps you misunderstood me.
Şimdi, ilk bakışta cümleyi yanlış anladığımı görüyorum.Now I see that I misunderstood the sentence at first glance.
Şimdi görüyorum ki, ilk bakışta cümleyi yanlış anlamışım.Now I see that I misunderstood the sentence at first glance.
Benim açıklamam çok basitti ve yeterince makuldü. Birçok yanlış teorilerin olduğu gibi.Very simple was my explanation, and plausible enough—as most wrong theories are!
Açık bir sonuçtu ama kesinlikle yanlıştı.It was an obvious conclusion, but it was absolutely wrong.
Tom yanlışlıkla herkese benim öldüğüm haberini vermiş.Tom mistakenly informed everyone that I had died.
Sen yanlış taraftasın.You're on the wrong side.
Yanlış kodun var.You've got the wrong code.
Benim hakkımda yanlış düşüncen var.You have the wrong idea about me.
Suçlamalar yanlıştı.The charges were false.
Sen yanlış atı destekliyorsun.You're backing the wrong horse.
Sadece yanlış şeyi söyledin.You just said the wrong thing.
Düpedüz yanlış bu.That's just plain wrong.
Bu bariz yanlış.That's just plain wrong.
Elbette yanlış değildin.Of course, you weren't wrong.
Yanlış yaklaşımı seçtim.I chose the wrong approach.
Bir şeyin yanlış gitmesi durumunda lütfen benim çocuklarıma bak.In case something goes wrong, please take care of my children.
Tom yanlış bir izlenim vermek istemedi.Tom didn't want to give the wrong impression.
Bir yanlış hesaplama olmuş olabilir.There might have been a miscalculation.
Sanırım belkide yanlış adrese sahipsiniz.I think maybe you've got the wrong address.
İlgili Sayfalar