yanıtla ile cümle
yanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Strašne," odpovedal mladý muž trasúcim sa hlasom.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Strasznie" młody człowiek odpowiedział drżącym głosem.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı. Tepelerde iki gitmiş olmalıydı hafta önce. "Měl jste šli do kopce dva týdny. "
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı. Tepelerde iki gitmiş olmalıydı hafta önce. "Ti bi, da so šli v hribe two tedni. "
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Terriblemente", respondió el joven con voz temblorosa.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Terriblement", répondit le jeune homme d'une voix tremblante.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Terrivelmente", o jovem respondeu com a voz trêmula.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Жахливо", молодий чоловік відповів тремтячим голосом.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Ужасно", млад мъж отговори с разтреперан глас.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."Ужасно", молодой человек ответил дрожащим голосом.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."נורא," האיש הצעיר ענה בקול רועד.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."بفظاعة ،" أجاب الشاب بصوت يرتجف.
"Awfully," genç adam, titreyen bir sesle yanıtladı."非常に、夫人レノックス。あなたは丘つに行っているはずである
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Allo stesso tempo volevamo capire di più la Terra sulla quale viviamo.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Chcieliśmy też zrozumieć lepiej naszą własną planetę. Chcieliśmy też zrozumieć lepiej naszą własną planetę.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Chtěli jsme to vědět také proto, abychom lépe pochopili naši Zemi, na které všichni žijeme.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Chúng ta đều muốn biết điều đó để hiểu nhiều hơn về Trái Đất mà chúng ta đang sinh sống.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Kita juga ingin tahu agar lebih dapat memahami tentang Bumi tempat tinggal kita.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.우리는, 우리가 살고 있는 지구에 대해 더 잘 이해하기 위해서, 그 질문의 답을 알고 싶었습니다.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.También queríamos saber para tener un mayor entendimiento acerca del planeta Tierra en el cual todos vivimos.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.We wilden dit ook weten zodat we meer zouden begrijpen van de aarde waarop we leven.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Wir wollten es auch wissen, um die Erde, auf der wir leben, besser zu verstehen.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Искахме да знаем това, и за да разберем повече за Земята, на която всички ние живеем.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.Мы также хотели понять больше Землю, на которой мы все живём.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.כמו כן רצינו לדעת זאת על מנת להבין טוב יותר אודות כדור הארץ בו אנו כולנו חיים.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.نريد أيضا أن نعرف حتى نتعرف أكثر على الأرض حيث نعيش جميعا.
Aynı zamanda dünyamızı daha iyi anlamak için de bu yanıtlara ihtiyacımız vardı.得たいと思いました 1991年、ついにその時が来て、我々は中に入り
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.그 아비 이삭이 그에게 대답하여 가로되 너의 주소는 땅의 기름 짐에서 뜨고 내리는 하늘 이슬에서 뜰 것이며
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.Tedy odpověděl Izák otec jeho, a řekl k němu: Aj, v tučnostech země bude bydlení tvé a v rose nebeské s hůry;
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.Y-sác cha người , đáp rằng : Nầy , nơi con ở sẽ thiếu màu_mỡ của đất , Cùng sương - móc trên trời sa xuống .
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.Y-sác cha người, đáp rằng: Nầy, nơi con ở sẽ thiếu màu mỡ của đất, Cùng sương-móc trên trời sa xuống.
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.И отвечал Исаак, отец его, и сказал ему: вот, от тука земли будетобитание твое и от росы небесной свыше;
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.ויען יצחק אביו ויאמר אליו הנה משמני הארץ יהיה מושבך ומטל השמים מעל׃
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.فاجاب اسحق ابوه وقال له هوذا بلا دسم الارض يكون مسكنك. وبلا ندى السماء من فوق.
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.他 父 親 以 撒 說 、 地 上 的 肥 土 必 為 你 所 住 、 天 上 的 甘 露 必 為 你 所 得
Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.他 父親 以 撒說 、 地上 的 肥土 必 為 你 所住 、 天上 的 甘露 必為 你 所得
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.És néztem és nem volt senki, ezek közül nem volt tanácsadó, hogy megkérdezzem õket és feleljenek nékem.
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.Geen van de afgoden heeft u dit verteld. Geen van hen gaf antwoord toen Ik het hun vroeg.
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.Jeg ser mig om der er ingen, ingen af dem ved Råd, så de svarer mig på mit Spørgsmål.
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.Jeg ser mig om, men der er ingen, og ingen av dem kan gi råd, så jeg kunde spørre dem, og de gi mig svar.
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.내가 본즉 한 사람도 없으며 내가 물어도 그들 가운데 한 말도 능히 대답할 모사가 없도다
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.Nebo vidím, že není žádného,není žádného mezi nimi rozumného; ač se jich otazuji, však neodpovídají slova.
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.Waktu Kucari di antara dewa-dewa, tak satu pun dapat memberi petunjuk, tak ada yang dapat menjawab
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.Итак Я смотрел, и не было никого, и между ними не нашлось советника, чтоб Я мог спросить их, и они дали ответ.
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.וארא ואין איש ומאלה ואין יועץ ואשאלם וישיבו דבר׃
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.ونظرت فليس انسان ومن هؤلاء فليس مشير حتى اسألهم فيردون كلمة
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.我 看 的 時 候 並 沒 有 人 、 我 問 的 時 候 他 們 中 間 也 沒 有 謀 士 、 可 以 回 答 一 句
Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki, Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.我 看的 時候並沒 有 人 、 我問 的 時候 他 們中間 也 沒 有 謀士 、 可以 回答 一 句
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.A on odpowiedział i rzekł: Azaż nie mam tego pilnować i mówić, co Pan włożył w usta moje?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.E ele respondeu: Porventura não terei cuidado de falar o que o Senhor me puser na boca?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.El a răspuns, şi a zis: ,,Nu trebuie oare să spun ce-mi pune Domnul în gură?``
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Él respondió diciendo: --¿Acaso no he de tener cuidado de hablar lo que Jehovah ponga en mi boca
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Er antwortete und sprach: Muß ich das nicht halten und reden, was mir der HERR in den Mund gibt?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Ez pedig felele és monda: Avagy nem arra kell-é vigyáznom, hogy azt szóljam, a mit az Úr adott az én számba?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Il répondit, et dit: N`aurai-je pas soin de dire ce que l`Éternel met dans ma bouche?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Jawab Bileam, "Saya hanya dapat mengatakan apa yang TUHAN suruh katakan.
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.대답하여 가로되 여호와께서 내 입에 주신 말씀을 내가 어찌 말하지 아니할 수 있으리이까
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Kterýž odpovídaje, řekl: Zdali toho, což Hospodin vložil v ústa má, nemám šetřiti, abych tak mluvil?
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Maar Bileam antwoordde: "Kan ik iets anders zeggen dan wat de HERE mij opdraagt?"
Balam, ‹‹Ben ancak RABbin söylememi istediği şeyleri söylemeliyim›› diye yanıtladı.Men han svarade och sade: »Skulle jag då icke akta på vad HERREN lägger i min mun, och tala det?»
İlgili Sayfalar