Gazetedeki reklamınıza yanıt vermek için geldim.I have come in response to your ad in the paper.
İngilizce yanıt vermek zorunda mıyım?Do I have to answer in English?
O soruya bir yanıt vermek istiyorum.I want an answer to that question.
Yanlış yanıt vermek istemiyorum.I don't want to give the wrong answer.
Soruların hepsine yanıt vermek zorunda değilsin.You don't have to answer all of the questions.
Soruların hepsine yanıt vermek zorunda değilsiniz.You don't have to answer all of the questions.
Onlar krize yanıt vermek için para sıkıntısı çekiyorlar.They are short of money to respond to the crisis.
Tom bir yanıt vermek istiyor ama tabii ki, o veremez.Tom wants to give an answer, but of course, he can't.
Bazen en iyi yanıt, kendinizi yanıt vermekten uzak tutmaktır.Sometimes, the best response is to restrain yourself from responding.
Tom o soruya yanıt vermek zorunda değil.Tom doesn't have to answer that question.
Bugün yanıt vermek zorunda değilsin.You don't have to answer today.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.She eventually dropped the charges.
Bu soruya yanıt vermekten memnuniyet duyarım.I\'92m happy to answer the question.\
Ben Jules [duyulmuyor] e-postanıza yanıt vermek için [duyulmuyor]I'm Jules [inaudible] for answering your e-mail [inaudible]
Bu nedenle birlikleri Taliban direnişine yanıt vermek için konuşlandırdığımız fikri yanlış.So the idea that we deployed the troops to respond to the Taliban insurgency is mistaken.
Charlie'ye bir mikrofon verelim, belki ona bir yanıt vermek isteyen olur.We'll get Charlie a microphone in case someone wants to reply.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.So these three men ceased to answer Job, because he was righteous in his own eyes.
Dinlemeden yanıt vermek Ahmaklık ve utançtır.He who gives answer before he hears, that is folly and shame to him.
Tohme daha sonra bu durumu Cortbaoui'nin iddiasına doğrudan yanıt vermek için kullandı ve sordu:Tohme then used this fact to directly respond to Cortbaoui's claim and asked:
Hükümet yanlısı siyasiler bu sözlere yanıt vermekte gecikmediler.Pro-government politicians didn't wait long to respond.
Sırbistan AB anketine bir an önce yanıt vermek istiyorSerbia eyes swift response to EU questionnaire
SC yetkilileri yanıt vermekte gecikmediler.RS officials were quick to answer.
Batılı siyasetçiler, seçim bölgelerinde yaşanan değişime yanıt vermek zorunda kalıyor.Western politicians have had to respond to the change of mood in their electorates.
Hükümetin planlarına karşıt önerilerle yanıt vermek.Responding to government plans with counterproposals.
Sırbistan, Kosova'nın bağımsızlık ilan etmesi takdirde yanıt vermekte diretiyorSerbia mulls response if Kosovo declares independence
Milanoviç başbakanın açılış konuşmasına yanıt vermekte gecikmedi.Milanovic responded immediately to the prime minister's opening address.
Haudbourg, Sırplar ile ilgili pek çok önyargıya yanıt vermek zorunda kaldığını söylüyor:Haudbourg says he has had to respond to numerous prejudices about the Serbs.
İsteklere yanıt vermekResponding to requests
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Les accusations sont finalement abandonnées.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Alla fine le accuse vennero ritirate.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Hij ziet uiteindelijk af van zijn aanspraken.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Acuzațiile au fost retrase în cele din urmă.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Anmeldelsene ble til slutt droppet.
Bildirime güçlü basmak, ardından yanıt vermek yeterlidir.Behovet for å skaffe ytterligere informasjon meldte seg sterkt.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Cuối cùng, các cáo buộc đã bị bỏ qua.
Yanıt vermek için uygulamayı açmak ve bildirimin üzerinde sağa kaydırmak gerekir.Khi đó tôi có nhu cầu giãi bày và nói lên thông điệp của mình.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.^ 最終的に推薦は辞退した。
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.לבסוף נוקה מכל האשמות.
Ramfis'in ithamlarına yanıt vermekten sakınır ve idam edilmeye mahkûm edilir.Той отказва да отговаря на обвиненията на Рамфис, и бива осъден на смърт.
Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti.Na koncu je bil oproščen vseh obtožb.
Ben Jules [duyulmuyor] e-postanıza yanıt vermek için [duyulmuyor]여러분의 메일에 답하기 위해서요.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Aceşti trei oameni au încetat să mai răspundă lui Iov, pentrucă el se socotea fără vină.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.A gdy przestali oni trzej mężowie odpowiadać Ijobowi, przeto, że się sobie zdał być sprawiedliwym:
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.A když přestali ti tři muži odpovídati Jobovi, proto že se spravedlivý sobě zdál,
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Bấy giờ, ba người ấy thôi đáp lời với Gióp, vì người tự thấy mình là công bình.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Bấy_giờ , ba người ấy thôi đáp lời với Gióp , vì người tự thấy mình là công_bình .
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Ces trois hommes cessèrent de répondre à Job, parce qu`il se regardait comme juste.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Da hörten die drei Männer auf, Hiob zu antworten, weil er sich für gerecht hielt.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Da nu hine tre Mænd ikke mere svarede Job, fordi han var retfærdig i sine egne Øjne,
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.De drie mannen wilden Job geen antwoord meer geven omdat hij bleef volhouden dat hij onschuldig was.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.De tre männen upphörde nu att svara Job, eftersom han höll sig själv för rättfärdig.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.De tre menn svarte ikke Job mere, fordi han var rettferdig i sine egne øine.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.E aqueles três homens cessaram de responder a Jó; porque era justo aos seus próprios olhos.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Estos tres hombres cesaron de responder a Job, porque él era justo ante sus propios ojos
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.In oni trije možje so nehali odgovarjati Jobu, ker je bil pravičen v svojih očeh.
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Karena Ayub yakin sekali akan kebenaran dirinya, maka ketiga sahabatnya itu pun tak mau menjawab dia lagi
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.욥이 스스로 의롭게 여기므로 그 세 사람의 대답이 그치매
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Kun nuo kolme miestä eivät enää vastanneet Jobille, koska hän oli omissa silmissään vanhurskas,
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.Miután ez a három ember megszünt vala felelni Jóbnak, mivel õ igaz vala önmaga elõtt:
Böylece bu üç kişi Eyüpe yanıt vermekten vaz geçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi.quei tre uomini cessarono di rispondere a Giobbe, perché egli si riteneva giusto