Bir yama tarafından etkilenen kodlar üzerinde vurgulama yaparMet en surbrillance le code affecté par un correctif
Bir yama tarafından etkilenen kodlar üzerinde vurgulama yaparRealça o código afectado por uma dada modificação
Bir yama tarafından etkilenen kodlar üzerinde vurgulama yaparResalta el código afectado por un parche
Bir yama tarafından etkilenen kodlar üzerinde vurgulama yaparПідсвітити код, який буде змінено після латання
Bir yamuk.Et trapez.
Bir yamuk.Il trapezio.
Bir yamuk kesinlikle şuradaki bir çift paralel kenarı olan şey.Det her er helt sikkert et trapez, når man har 1 par parallelle sider.
Bir yamuk kesinlikle şuradaki bir çift paralel kenarı olan şey.사다리꼴은 한 쌍의 변이 평행해야한다고 정의했습니다
Bir yamuk kesinlikle şuradaki bir çift paralel kenarı olan şey.Lichobežník je určite toto tu, kde je jeden pár rovnobežných strán.
Bir yamuk kesinlikle şuradaki bir çift paralel kenarı olan şey.Un trapezio è senza dubbio questa cosa qui, dove hai una coppia di lati paralleli.
Bir yamuk kesinlikle şuradaki bir çift paralel kenarı olan şey.Un trapézoïde est certainement cette chose ici, quand vous avez une paire de côtés parallèles.
Bir yamuk kesinlikle şuradaki bir çift paralel kenarı olan şey.شبه المنحرف هو هذا الشكل بلا شك، حيث لدينا زوج واحد من الاضلاع المتوازية
Bir yamuk.Lichobežník.
Bir yamuk.Un trapézoïde.
Bir yamuk. Ve yamuk da bir dışbükey dörtgen.사다리꼴은 볼록 사각형입니다
Bir yamuk. Ve yamuk da bir dışbükey dörtgen.شبه المنحرف هو شكل رباعي محدب
Bir yamuk.Нека начертая един като този
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Elképzelünk egy kannibált -- emberi fogakat, emberi bőrbe mélyesztve, emberi húst sülni a tűz felett.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Hãy hình dung một kẻ ăn thịt, răng người ấn sâu vào da người, thịt người treo trên đống lửa.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Imaginați-vă un canibal, dinți de om înfigându-se în piele de om, carne de om care se prăjește la foc.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Imaginen a un caníbal, dientes humanos hundiéndose en piel humana, carne humana asándose al fuego.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.식인종, 인간의 피부 속으로 들어가는 인간의 치아, 불 속에서 구워지고 있는 인간의 살을 상상해보세요.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Obrázek kanibala, lidských zubů pronikajících do lidské kůže, lidského masa opékajícího se nad ohněm.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Predstavljajte si ljudožerca, človeški zobje se zasadijo v človeško kožo, človeško meso se peče nad ognjem.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Wyobraźmy sobie kanibala, ludzkie zęby zatapiające się w ludzkiej skórze, ludzkie mięso pieczone nad ogniem.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Образи канібала, зуби, що в'їдаються в людську плоть, шматки людського м'яса, що підсмажується на багатті.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Представете си канибал, човешки зъби, забиващи се в човешка кожа, човешко месо, изпечено на огън.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.דמיינו קניבל, שיני אדם ננעצות בעור אדם, בשר אדם שנצלה על האש.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.تصور أكل للحوم البشر, أسنان بشر في جلد بشر لحم بشري يحمص على النار
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.人肌に食らいつく・・・ 火であぶられる人肉・・・ 恐怖にはサスペンスの 要素もあります
Biz bu okyanusun üstünde bir yamaya sahibiz. Bir hikayeyi yalnızca tanımlayabilirim.Ahogy láthatják, itt egy egész patchwork az óceánban.
Biz bu okyanusun üstünde bir yamaya sahibiz.우리는 대양을 가로질러 패치워크를 했습니다.
Biz bu okyanusun üstünde bir yamaya sahibiz.יש לנו מעשה טלאים בכל האוקינוס.
Biz bu okyanusun üstünde bir yamaya sahibiz.لدينا أشكال مرقعة عبر هذا المحيط.
Biz bu okyanusun üstünde bir yamaya sahibiz.今日はそのうちの一つの話をしました
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.En voi elää itseni kanssa, ellen ole täysillä mukana.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Jag kan inte bara satsa halvhjärtat.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Ja też nie mogę deklarować się połowicznie.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Jeg kan ikke nøjes med at satse halvhjertet.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Non posso sopportare di impegnarmi solo a metà.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Também não consigo viver sem me empenhar totalmente.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Yo tampoco puedo comprometerme a medias.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Ούτε εγώ μπορώ να ζήσω χωρίς αποφασιστικότητα.
Böyle yarım yamalak yardım ederek yaşayamam.Я тоже не могу жить, делая что-то лишь наполовину.
Bu arada Avşalom kaçtı. Nöbetçi tepenin yamacındaki batı yolundan büyük bir kalabalığın geldiğini gördü.이에 압살롬은 도망하니라 파수하는 소년이 눈을 들어 보니 뒷산 언덕길로 여러 사람이 오더라
Bu arada Avşalom kaçtı. Nöbetçi tepenin yamacındaki batı yolundan büyük bir kalabalığın geldiğini gördü.ויברח אבשלום וישא הנער הצפה את עינו וירא והנה עם רב הלכים מדרך אחריו מצד ההר׃
Bu arada Avşalom kaçtı. Nöbetçi tepenin yamacındaki batı yolundan büyük bir kalabalığın geldiğini gördü.وهرب ابشالوم. ورفع الغلام الرقيب طرفه ونظر واذا بشعب كثير يسيرون على الطريق وراءه بجانب الجبل.
Bu arada Avşalom kaçtı. Nöbetçi tepenin yamacındaki batı yolundan büyük bir kalabalığın geldiğini gördü.押 沙 龍 逃 跑 了 。 守 望 的 少 年 人 舉 目 觀 看 、 見 有 許 多 人 從 山 坡 的 路 上 來
Bu arada Avşalom kaçtı. Nöbetçi tepenin yamacındaki batı yolundan büyük bir kalabalığın geldiğini gördü.押 沙龍 逃跑 了 。 守望 的 少年人 舉目觀看 、 見 有 許多 人 從 山坡 的 路 上 來
Bu bana üç şey ifade ediyor. Öncelikle bir yamyam olmayın.Oznacza to, że po pierwsze, nie warto zostawać kanibalem.
Bu çok açık. Bay Yamana harika bir sanatçı.Yamana est un grand artiste, lui !
Bu durum, yamaçlarda toprağı tutacak ağaçların olmaması ile doğrudan ilgilidir.그건 바로 토양을 지탱해줄 나무가 없기 때문이었죠.
Bu durum, yamaçlarda toprağı tutacak ağaçların olmaması ile doğrudan ilgilidir.lucru direct atribuibil faptului că nu există copaci pe dealuri pentru a stabiliza solul.
Bu durum, yamaçlarda toprağı tutacak ağaçların olmaması ile doğrudan ilgilidir.Случившееся напрямую связано с тем, что на холмах не было деревьев, которые могли бы укрепить почву.
Bu durum, yamaçlarda toprağı tutacak ağaçların olmaması ile doğrudan ilgilidir.שגרמה לאלפי מקרי מוות, אשר ניתן באופן ישיר לייחסה לעובדה
Bu durum, yamaçlarda toprağı tutacak ağaçların olmaması ile doğrudan ilgilidir.والذي يمكن ربط السبب لحدوثه مباشرةً بأنه لم يكن هناك أشجار على التلال لتثبت التربة.
Bu durum, yamaçlarda toprağı tutacak ağaçların olmaması ile doğrudan ilgilidir.丘からなくなったことに起因します 雨が降ると 雨水が川へ満ち溢れ 洪水を起こすのです
Bugün her şeyi yamuk çiziyorum. -Kaikki crooked Tänään olen piirustuksen. Anna minun tehdä eri värin.
Bugün her şeyi yamuk çiziyorum. -오늘 그림을 좀 비뚤게 그리네요. 다른 색으로 합시다.
- Bugün her şeyi yamuk çiziyorum. -Om vi ville ha den arean, precis här, så skulle vi helt enkelt bara