yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Oraya yalnız gitmek için çok gençsin, değil mi?You're too young to go there alone, aren't you?
Hiç yalnız yüzüyor musun?Do you ever swim alone?
Tom çok geçmeden yalnız olduğunu fark etti.Tom soon realized he was alone.
Tom yalnız yaşıyor, değil mi?Tom is living alone, isn't he?
Tom yalnız hissettiğini söyledi.Tom said he felt alone.
Yalnız kalmak istemiştim sadece.I just wanted to be left alone.
Ne yazık ki, Tom yalnız değildi.Unfortunately, Tom wasn't alone.
Bunu yalnızca Tom bilir.Only Tom would know that.
Bunu yalnız Tom bilir.Only Tom would know that.
Keşke Tom beni yalnız bıraksa.I wish Tom would leave me alone.
İtalyanlar makarna yemek için yalnızca çatallarını kullanırlar.Italians only use their fork to eat spaghetti.
Tom eşiyle mi gelecek, yoksa yalnız mı?Will Tom come with his wife, or alone?
Tom'un tek ihtiyacı biraz yalnız kalmaktı.All Tom needed was some space.
Tom Avustralya'da yalnız yaşıyor.Tom lives alone in Australia.
Sami yalnız yaşıyordu.Sami lived alone.
Tom'un yalnız olduğunu sanmıyorum.I don't think that Tom is lonely.
Tom'un ve benim bunu yalnız başımıza yapmak zorunda olduğumuzu bilmiyor muydun?Didn't you know Tom and I had to do that alone?
Sırrını bilen yalnızca ben değilim.I'm not the only one who knows your secret.
Sami ramazanı yalnız geçirdi.Sami spent Ramadan alone.
Sami ramazanı yalnız geçirir.Sami spends Ramadan alone.
Sami bunu yalnız başına yapmak istemez.Sami doesn't want to do this alone.
Hepsi yalnız olduklarını söylediler.They said they were all alone.
Yalnız olduklarını fark ettiler.They realized they were alone.
Yalnız olduklarını söylediler.They said they were alone.
Onlar yalnızca yapmak zorunda oldukları şeyi yaptılar.They did only what they had to do.
Oraya yalnız gitmem gerekmeyecek.I won't have to go there alone.
Bir iş bulmaya çalışıyorum yalnızca.Tom is just trying to get a job.
Tom geceyi yalnız geçirdi.Tom spent the night alone.
Tom evde yalnız.Tom is alone in the house.
Hiç Japonca bilmiyorum, yalnızca biliyormuş gibi yapıyorum.I don't know Japanese at all; I'm just pretending to.
Yalnızca bir gerçek var.There is only one truth.
Mary kedisiyle yalnız yaşıyor.Mary lives alone with her cat.
Mary kedisiyle beraber yalnız yaşıyor.Mary lives alone with her cat.
Mary kedisiyle birlikte yalnız yaşıyor.Mary lives alone with her cat.
Mary, kedisi Tom'la yalnız yaşıyor.Mary lives alone with her cat, Tom.
Mary, kedisi dışında yalnız yaşıyor.Mary lives alone except for her cat.
Mary, kedisi hariç yalnız yaşıyor.Mary lives alone except for her cat.
Tom köpeğiyle yalnız yaşıyor.Tom lives alone with his dog.
Bunu yapmak yalnızca üç saatimi aldı.It only took me three hours to do that.
Yalnız yaşamayı istiyorum.I want to live alone.
Yalnız yemek hoşuma gitmiyor.I don't like to eat alone.
Bay Poppins yalnız, karısı tatile gitti.Mr. Poppins is alone, his wife has gone on vacation.
Tom sınıfta yalnız kaldı.Tom was left alone in the classroom.
Yalnızca birkaç çocuk parktaydı.Only a few children were in the park.
O ırkçıların arasında kendimi yalnız ve dışlanmış hissediyordum.I felt isolated and unwelcome amongst those racists.
Yalnızca 5 dk. geç kalmıştım.I was only five minutes late.
Mary kendini yalnız hissediyordu.Mary was feeling lonely.
Birbirimizle yalnızca Fransızca konuşuruz.We only speak French to each other.
Tom yalnızlığa alışık.Tom is accustomed to being on his own.
Kafası çok meşgul görünüyordu, ben de onu yalnız bıraktım.Apparently, she had a lot on her mind, so I just left her alone.
Sabıka kaydında yalnızca iki kez alkollü araç kullanmaktan vukuatı var.His criminal record consists of only two drunken driving citations.
Yalnız başına gitmez.He won't go alone.
Yalnızca kendini vermen gerekiyor.You just have to apply yourself.
Çoğu zaman yalnızdı.She was alone most of the time.
Kim yalnızca Çinli?Who's only Chinese?
Beni biraz onunla yalnız bırakır mısınız?Will you leave me alone with him for a little while?
Siz neden yalnız kalmayı seçtiniz?Why did you choose to be alone?
Yalnız görünüyordu.He looked lonely.
Yalnız olmaktan hoşlanıyor.He likes being alone.
Gülersen herkes seninle güler, ağlarsan yalnız ağlarsın.Laugh and the world laughs with you; cry, and you cry alone.
İlgili Sayfalar