Ana içeriğe geç
Sözlük

yalnız başına ile cümle

yalnız başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Bale müzik şefi olarak yalnız başına duruyor.He stands alone as a conductor of ballet music.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
Tom bu işi yalnız başına yapabilir.Tom can do this work alone.
İş onun tarafından yalnız başına mı yapıldı.Was the work done by him alone?
Ev ödevini yalnız başına yapıp yapmadığı şüpheli.It is doubtful whether he did his homework by himself.
O yalnız başına kahvaltı yaptı.He had breakfast all alone.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
O, yalnız başına bir şey yapamaz.She is incapable of doing anything alone.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Ormanda yalnız başına yaşadı.He lived alone in the forest.
O yaşlı kadın yalnız başına yaşıyor.That old woman lives by herself.
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Tom onu yalnız başına yapsın.Let Tom do that by himself.
Tom yalnız başına olmaya alışkındı.Tom was accustomed to being on his own.
Tom'un yalnız başına zamana ihtiyacı var.Tom needs some alone time.
Tom yalnız başına yemek yedi.Tom ate alone.
Tom yalnız başına yürüdü.Tom walked alone.
Burada yalnız başına mısın?Are you here alone?
Ben Tom'la yalnız başına biraz zaman geçirmek isterim.I'd like to have some time alone with Tom.
Yalnız başına balığa çıkmayı sever.He likes to go out fishing alone.
Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.Tom doesn't want to travel alone.
Tom ve Mary şimdi sınıfta yalnız başına.Tom and Mary are now alone in the classroom.
Tom yarısı boş bir şişe şarapla yalnız başına oturdu.Tom sat alone with a half-empty bottle of wine.
Senin gibi güzel bir kadın yalnız başına yemek yememeli.A beautiful woman like you shouldn't be eating alone.
Tom onu yalnız başına yaptı.Tom did that by himself.
Tom onunla yalnız başına konuşmakta ısrarcı oldu.Tom insisted on speaking to you alone.
Hava karardıktan sonra yalnız başına dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out after dark by yourself.
Tom'un bunu yalnız başına yapmasına izin vermiyorum.I'm not letting Tom do this by himself.
Bunu yalnız başına yapamazsın.You can't do this alone.
Tom yalnız başına kaymaya gitti.Tom went skiing alone.
"Tatile yalnız başına mı gidiyorsun?" "Hayır, problemlerim benimle birlikte geliyorlar.""Are you going on holiday by yourself?" "No, my problems are coming with me."
O yalnız başına yaşıyor.She lives by herself.
Tom öğle yemeğini yalnız başına parkta yedi.Tom ate his lunch in the park by himself.
Yalnız başına on adamın işini yaptı.Alone, he did the work of ten men.
Yalnız başına alışverişe gitmek istemiyorum.I don't want to go shopping alone.
Onu yalnız başına bıraksan iyi olur.You'd better leave him alone.
Dan yalnız başına parka gitmek için fazla gençti.Dan was too young to go to the park alone.
Yalnız başına yürümeyi tercih ederim.I prefer walking by myself.
Tom bunu yalnız başına yapmak zorunda olacak.Tom will have to do it by himself.
Tom yalnız başına bir yere gidemez.Tom can't go anywhere by himself.
Tom bunu yalnız başına kullanamaz.Tom can't handle this alone.
Onu Tom'a yalnız başına yaptırma.Don't let Tom do it alone.
Tom yalnız başına gitmekten vazgeçti.Tom ended up going by himself.
Geceleri yalnız başına sokaklarda yürümekten kaçının.Avoid walking on the streets alone at night.
Tom yalnız başına kahvaltı etti.Tom breakfasted alone.
Tom yalnız başına köşede durdu.Tom stood in the corner by himself.
Neden Tom'un yalnız başına Boston'a gitmesine izin verdin?Why did you let Tom go to Boston by himself?
Tom yalnız başına oraya gitmeyi planlıyor.Tom plans to go there by himself.
Tom yalnız başına gitmekte ısrar etti.Tom insisted on going alone.
Tom, Mary'yi beklerken yalnız başına oraya oturdu,Tom sat there all alone, waiting for Mary.
Tom bunu yalnız başına yapmaya hazırdı.Tom was ready do it all alone.
Eve yalnız başına yürüme.Don't walk home by yourself.
Hava karardıktan sonra yalnız başına eve yürüyerek gitmemeni öneririm.I advise you not to walk home by yourself after dark.
Karanlıkta yalnız başına yukarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go upstairs alone in the dark.
Tom'u oraya yalnız başına gönderdim.I made Tom go there by himself.
Tom'un yalnız başına oturduğunu fark etmedim.I didn't notice that Tom was sitting by himself.
Tom Mary'nin yalnız başına oturduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that Mary was sitting by herself.
Bunu muhtemelen yalnız başına yapamam.I can't possibly do this alone.
Leyla taşrada yalnız başına uzun bir gece geçirdi.Layla spent a long night alone in the outback.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod