yaklaşmaya ile cümle
yaklaşmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Düşman yaklaşmayacak.The enemy won't get close.
O her türlü aracı kullanarak ona yaklaşmaya çalıştı.He tried to approach her using every possible means.
O, her olası aracı kullanarak ona yaklaşmaya çalıştı.He tried getting closer to her using every possible means.
O tüm yolları deneyerek ona yaklaşmaya çalıştı.He tried getting close to her using every means possible.
Soruna başka bir bakış açısından yaklaşmaya karar verdim.I've decided to approach the problem from another perspective.
Soruna başka bir açıdan yaklaşmaya karar verdim.I've decided to approach the problem from another angle.
O kız, o kadar güzel ki hiçbir oğlan ona yaklaşmaya cesaret edemiyor.That girl, she's so beautiful that no boy dares approach her.
O ona yaklaşmaya cesaret edemedi.He dared not approach her.
Elinde bir bıçak olduğu için kimse Tom'a yaklaşmaya cesaret edemedi.No one dared to approach Tom, as he had a knife in his hand.
Yaklaşabildiğimiz kadar yaklaşmaya çalışalım.Let's try to get as close as we can.
Elimizden geldiğince yaklaşmaya çalışalım.Let's try to get as close as we can.
Stefan kavşağa yaklaşmaya devam etti.Stefan continued to approach the intersection.
Aralık 1989'da Stone, filmini geri çevirmek için stüdyolara yaklaşmaya başladı.By December 1989, Stone began approaching studios to back his film.
Ona yaklaşmaya çalışırken onu gözden kaybeder.He chases them out of his sight.
Uçuş, son yaklaşmaya kadar normaldi.The flight was uneventful until final approach.
Grup daha sonra indie-rock tarzına yaklaşmaya başladı.Later, the band began to lean more toward an indie rock sound.
Yani ben piyanoya yaklaşmaya çalıştığım anda sertçe itiliyordum.So as soon as I tried to get near the piano, I was firmly shoved off.
Yaklaşmaya devam edeceğiz.We're going to keep zooming in.
Ben farklı bir şekilde yaklaşmaya çalışıyorum.Well I'm trying to take a different approach.
Ben de bir genç olarak buna yaklaşmaya çalışırdım uçaklar çizerek, sürekli uçaklar çizerek.So as a youngster, I tried to get close to this by drawing airplanes, constantly drawing airplanes.
Ben de yalnızca hayali uçaklar çizmekten daha fazla yaklaşmaya karar verdim.And I decided I had to get closer than just drawing fantasy airplanes.
Hiçbir ölüye yaklaşmayacak. Ölen annesi, babası bile olsa kendini kirletmeyecek.neither shall he go in to any dead body, nor defile himself for his father, or for his mother;
Kendini RABbe adadığı günler boyunca ölüye yaklaşmayacak."'All the days that he separates himself to Yahweh he shall not go near a dead body.
Başına kötülük gelmeyecek, Çadırına felaket yaklaşmayacak.no evil shall happen to you, neither shall any plague come near your dwelling.
O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.Struggle in His Way in order that you are prosperous.
Hayatımda bir tabancaya yaklaşmaya niyetim yok.But I have no intention of going near a weapon in my life.
AB ayrıca, her iki tarafı da konuya daha yapıcı bir tutumla yaklaşmaya davet etti.The EU has also called for a more constructive approach from both sides.
Türkiye, son müzakereler sonrasında Avrupa'ya bir adım daha yaklaşmaya hazır.Turkey is poised to take a step closer to Europe following recent negotiations.
Ona yaklaşmaya çalışırken onu gözden kaybeder.She searches for him when she hears Wyatt's voice.
21:20 18:20 Uçak, Congonhas havaalanına yaklaşmaya başlar.21:20 18:20 The flight begins its approach to Congonhas airport.
Hiçbir kız ona yaklaşmaya cesaret etmez.Aucune fille n'ose l'approcher.
Bireysel olarak varılan mesafe yargısı ile gruptaki bireylerin yargıları birbirine yaklaşmaya başlamıştır.La séparation entre les gens des comptes et ceux du parlement commence à apparaître.
Yine 60. turda Massa Heidfeld'i geçerek 9. sıraya yükseldi ve Webber'e yaklaşmaya başladı.Hamilton parvient à se hisser jusqu'à la 7e place mais butte alors sur Webber.
Yoğun sise rağmen pilotlar havalimanına yaklaşmaya devam etti.Выполнив задание, лётчики возвращались на свой аэродром.
Uçuş, son yaklaşmaya kadar normaldi.O voo estava perto de atingir o seu final.
Ona yaklaşmaya çalışırken onu gözden kaybeder.Diep van binnen kijkt ze tegen hem op.
Alman sürücü pit dönüşü en hızlı tur rakamlarına imza atarak Coulthard'a bir kez daha yaklaşmaya başladı.Niemiec natychmiast zaczął ustanawiać najszybsze czasy okrążeń i ponownie zbliżył się do Coultharda.
900 milyon yıl önce, galaksiler birbirlerine yaklaşmaya başladı (örnek olarak NGC 2207 ve IC 2163'e bakınız).Před 900 miliony let vypadala Tykadla podobně jako NGC 2207 a IC 2163.
I. Dünya Savaşı bittikten sonra da Finlandiya, Almanya'ya yaklaşmaya devam etti.Když začala 1. světová válka, spojilo se Turecko s Německem.
Uçuş, son yaklaşmaya kadar normaldi.Tancul s-a apropiat pentru a vedea dacă este totul OK.
Soruna başka bir açıdan yaklaşmaya karar verdim.M-am decis să abordez problema dintr-un alt unghi.
Aralık 1989'da Stone, filmini geri çevirmek için stüdyolara yaklaşmaya başladı.1989 decembere körül Stone elkezdett stúdiót keresni a filmhez.
Uçuş, son yaklaşmaya kadar normaldi.Lennon tapahtumat olivat normaaleja lähestymisen alkuun saakka.
900 milyon yıl önce, galaksiler birbirlerine yaklaşmaya başladı (örnek olarak NGC 2207 ve IC 2163'e bakınız).約9億年前にこれら二つの銀河は互いに接近し始め、現在のNGC 2207とIC 2163 のペアのような姿になった。
Ona yaklaşmaya çalışırken onu gözden kaybeder.近づくと追いかけてくる。
Aralık 1989'da Stone, filmini geri çevirmek için stüdyolara yaklaşmaya başladı.在1989年12月,斯通开始回到他的电影工作室。
900 milyon yıl önce, galaksiler birbirlerine yaklaşmaya başladı (örnek olarak NGC 2207 ve IC 2163'e bakınız).9億年前,觸鬚星系的兩個成員開始接觸,看起來與NGC 2207和IC 2163相似。
900 milyon yıl önce, galaksiler birbirlerine yaklaşmaya başladı (örnek olarak NGC 2207 ve IC 2163'e bakınız).900만 년 전, 더듬이 은하는 한 개로 되었으며, 큰개자리에 있는 NGC 2207과 IC 2163과 같은 형태가 되었다.
900 milyon yıl önce, galaksiler birbirlerine yaklaşmaya başladı (örnek olarak NGC 2207 ve IC 2163'e bakınız).Od prije 900 milijuna godina približavaju se jedna drugoj, slično kao NGC 2207 and IC 2163.
Levililer dışında hiç kimse bulunduğunuz yere yaklaşmayacak.Keegi peale omaniku seemnetele ligi ei pääse.
Ancak Rick, Vali'nin bu samimi tavrına şüpheci yaklaşmaya devam etmektedir.Nendest Enn omakorda hakkab aga sõpruskonna valitud tee õigsuses kahtlema.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Älä paljasta setäsi häpyä, älä ryhdy hänen vaimoonsa; hän on sinun tätisi.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.A te atyád fiútestvérének szemérmét fel ne fedd, annak feleségéhez ne közelgess, nagynénéd õ.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Chớ cấu hiệp cùng bác gái hay thím ngươi ; bằng cấu hiệp , ấy_là gây nhục cho anh_em của cha ngươi .
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Chớ cấu hiệp cùng bác gái hay thím ngươi; bằng cấu hiệp, ấy là gây nhục cho anh em của cha ngươi.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Din Farbroders Blusel må du ikke blotte, du må ikke komme hans Hustru nær, hun er din Faster.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Din farbrors leie skal du ikke vanære, hans hustru skal du ikke komme for nær; hun er din fars søster.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Du skall icke blotta din faders broders blygd: vid hans hustru skall du icke komma; hon är din faders syster.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Du sollst deines Vaters Bruders Blöße nicht aufdecken, daß du sein Weib nehmest; denn sie ist deine Base.
Amcanın namusuna dokunmayacaksın. Karısına yaklaşmayacaksın, çünkü o senin yengendir.Hanby bratra otce svého neodkryješ; k manželce jeho nevejdeš, stryna tvá jest.