yakalı ile cümle

yakalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.C'est une histoire sur le yacht-club c'est au fond très col bleu.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.Dies ist eine Geschichte über den Yachtclub, der grundsätzlich Arbeiterklasse ist.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.Dit is een verhaal over een jachtclub met vrijwel enkel blauwe boorden.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.Este o poveste despre un iaht club care este, de fapt, format din clasa muncitoare.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.이것은 블루칼러를 대상으로 하는 요트 클럽에 대한 이야기입니다.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.Questa è la storia di uno yacht club sono principalmente tutti colletti blu.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.Αυτή είναι η περίπτωση ενός ναυτικού ομίλου ο οποίος είναι βασικά για εργάτες.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.А вот история яхт-клуба, практически все члены которого - "синие воротнички"
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.Това е история за яхтклуба, който по същество е само от сини яки.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.זוהי כתבה על מועדון יאכטות שבו כולם אנשי צווארון כחול.
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.فهذه قصه حدثت في نادي اليخوت وعلى وجه التحديد نادي القلاده الزرقاء
Bu, tamamen mavi yakalılardan oluşan bir yat kulübünün hikayesi.実は肉体労働派のクラブで 入会する事はできるのですが
Çok fazla balık yakalıyorlar.De fångar mycket fisk.
Çok fazla balık yakalıyorlar.De fanger mange fisk.
Çok fazla balık yakalıyorlar.Eles apanham muito peixe
Çok fazla balık yakalıyorlar.Ellos capturan muchísimos peces
Çok fazla balık yakalıyorlar.Ils attrapent énormément de poissons.
Çok fazla balık yakalıyorlar.Loro catturano moltissimo pesce...
Çok fazla balık yakalıyorlar.Ze vangen heel veel vis.
"Çünkü bizim evimiz şehirden çok uzakta." "Bizi yakalıyorlar ve çalılara götürüyorlar..."「僕たちを捕まえて、森の中に連れて行かれるんだ。」
Daha sonraları kadınlarla da denediler. Sıradan insanlar: berberler, memurlar, beyaz-yakalı çalışanlar.-- en estudios posteriores usaron mujeres -- gente normal: barberos, oficinistas, trabajadores no manuales.
Daha sonraları kadınlarla da denediler. Sıradan insanlar: berberler, memurlar, beyaz-yakalı çalışanlar.- később nőkkel is folytattak tanulmányokat- átlagembereket: fodrászokat, hivatalnokokat, értelmiségieket.
Daha sonraları kadınlarla da denediler. Sıradan insanlar: berberler, memurlar, beyaz-yakalı çalışanlar.-- в последните проучвания са използвали жени -- обикновени хора: бръснари, канцеларисти, чиновници.
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediAfferra il mio braccio e quello dell'interprete. ci nasconde sotto ad un cespuglio e dice, "Guardate qui".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediChytil mě za ruku, i tlumočníka usadil nás pod keř a povídá: "Teď sleduj."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediDia menarik tangan saya dan penerjemah, lalu merunduk di bawah semak dan berkata, "Lihat ini."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediÉs ő megragadja a karom és a tolmácsét is, elbújtat minket egy bokor alá és mondja, "Ezt figyeljétek."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediEt il saisit mon bras et celui du traducteur, nous baisse sous un arbuste et dit " Regardez ça. "
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediHij grijpt mij en de tolk bij de arm, duikt met ons onder een bosje en zegt: "Let op."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediJa hän tarttui minun ja tulkkini käsivarsiin, painoi meidät pensaan alle ja sanoi: "Katsokaa tätä."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dedi그러자 에두아르도가 제 팔과 통역가 팔을 붙잡으면서 끌어당겨 숙이게 한 뒤 지켜보라고 하더군요.
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediNos agarra del brazo a mi y al traductor, nos agacha bajo un arbusto y dice, "Mirad esto".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediOch han tar tag i min och tolkens arm, gömmer oss under en buske och säger, "Kolla in det här."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediȘi ne ia de mână, pe mine și pe traducător, ne pitim sub un tufiș, și ne spune, "Uite."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediUnd er greift meinen Arm und den des Übersetzers schiebt uns unter einen Busch und sagt "Guckt mal".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediZłapał mnie i tłumacza za ramię, zanurkował w krzaki i mówi: "Patrzcie".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediΚαι αρπάζει το χέρι μου, και του διερμηνέα, μας κάνει να σκύψουμε πίσω απο ένα θάμνο και λέει: "Κοιτάξτε".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediА он хватает меня и переводчика за руку заставляет нас присесть за куст и говорит: "Смотрите".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediХвана ми ръката и тази на преводача, сбута ни под един храст и каза: "Гледайте това."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediוהוא אוחז ביד שלי ושל המתרגם, מושך אותנו אל מתחת לשיח ואומר, "תסתכלו על זה".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediواذا به يمسك بيدي والمترجم يقول لي وهو يخفينا تحت العشب ويقول شاهد هذا
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dedi茂みに引きよせ "見ててごらん" と言うんです 何度も言われたように
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Aceasta parte a lui din exterior, prinde hormonul in trecere, reprezentat cu verde.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Część jest na zewnątrz i łapie zbliżający się hormon, zaznaczony na zielono.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Een deel zit aan de buitenkant. Het vangt een passerend hormoon (groen) in.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Ein Teil davon ist aussen, und es fängt das Hormon, wenn das Hormon eintritt, in Grün.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.수용기의 일부가 바깥에 있고, 이는 초록색으로 보이는 호르몬이 근처에 지나갈 때 잡는 것입니다
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Một phần của nó ở ngoài tế bào và nó tóm lấy những hóc môn đến với nó, được kí hiệu bởi màu xanh.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Parte está do lado de fora, e fica a apanhar a hormona quando ela passa, em verde.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Una parte está en el exterior, y está atrapando a la hormona cuando pasa en verde.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Una parte è sul lato esterno, ed afferra l'ormone di colore verde mentre si avvicina.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Une partie est à l'extérieur, et attrape l'hormone quand elle passe, en vert.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Vyčnívá ven a zachycuje hormon, který je poblíž (zeleně).
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Ένα τμήμα της είναι στο εξωτερικό, και πιάνει την ορμόνη όπως πλησιάζει, πράσινη.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Одна її частина знаходиться зовні, і ловить гормон.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Част е от външната страна и улавя хормона който минава, в зелено.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.Часть его на внешней стороне, и она цепляет гормон, который изображён зелёным.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.חלק מזה נמצא בחוץ, והיא תופסת את ההורמון כשהוא עובר בירוק.
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.جزء منه في الخارج وهو يُمسك بالهرمونات حال مرورها باللون الأخضر
Dışarının bir parçası olan ... ... ve daf-2 alıcısı gelip hormonu yakalıyor.緑色で描いたホルモンを受け取ります そして内側にあるもう片方の部分で

İlgili Sayfalar