yakalı ile cümle
yakalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Başabaş noktasını güç bela yakalıyordum.Na verdade estava empatado.
Başabaş noktasını güç bela yakalıyordum.Я був на рівні беззбитковості.
Başabaş noktasını güç bela yakalıyordum.انه نوع من نقطة التعادل.
Başabaş noktasını güç bela yakalıyordum.そして、前回のビデオの最後で、
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.이런 영상을 촬영하고, 3차원 모델을 만들고,
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Bạn biết đấy, chúng tôi chụp những bức ảnh này, nhưng để xây dựng hình 3-D, chúng tôi phải định vị địa lý.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Capturamos estas imágenes, pero para construir los modelos 3D necesitamos hacer geoposicionamiento.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Mi rögzítettük ezeket a képeket, de a 3D modellek megépítéséhez geopozícionálást kell végeznünk.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Nous capturons ces images, mais pour construire les modèles en 3D, nous devons géo-localiser.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Rejestrujemy te zdjęcia, ale żeby zbudować modele 3D, potrzebujemy lokalizacji geograficznej.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Sapete, catturariamo queste immagini, ma per costruire i modelli 3D, dobbiamo fare geo-posizionamento.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.We maken deze beelden, maar om er 3D-modellen van te maken, moeten we geo-positionering toepassen.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Wir erfassen diese Bilder, aber um ein 3-D-Modell zu erstellen, brauchen wir Geo-Postionsdaten.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.Снимаме тези изображения, но за да построим триизмерните модели, трябва да направим гео-позициониране.
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.אתם יודעים, תפסנו את התמונות האלה, אבל כדי לבנות את המודלים התלת מימדיים,
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.هل تعلمون، نلتقط هذه الصور، ولكن لبناء نموذج ثلاثي الأبعاد
Bilirsiniz, resmi yakalıyoruz, fakat 3 boyutlu model yapabilmek için, geo-konumlandırmaya ihtiyacımız var.位置情報を決め その情報を画像に登録する必要があります
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Egyik lábát átlendíti a másik kettő között, hogy ne essen el.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Er schwingt einen Fuß zwischen den beiden andern hindurch, um den Fall abzufangen.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Il balance la jambe centrale entre les deux autres pour rattraper la chute.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Îşi balansează un picior printre celelalte două pentru a prinde căderea.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.두 다리 사이로 한 다리를 흔들어서 땅에 딛습니다.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Porusza trzecią nogą by złapać równowagę.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Prehodí svoju nohu pomedzi ostatné dve aby ustál pád.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Περιστρέφει το πόδι του ανάμεσα στα άλλα δύο για να αποφύγει την πτώση.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.Люлее крака си между двата други крака, за да предотврати падане.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.הוא מניף את רגלו בין שתי רגליו האחרות כדי לבלום את הנפילה.
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.ومن ثم يؤرجح أحد أرجله بين رجليه الإثنتين لكي يصل للخطوة التالية
Bir ayağını iki ayağının arasından sallayıp, düşüşü yakalıyor.こんな風に歩くわけです
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Członek gangu ujął to tak:
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Des propos tenus par un membre du gang l'explicitent joliment.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Die Worte eines Bandenmitglieds drücken das sehr schön aus.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Diz um membro do gangue a este respeito:
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.E le parole di un membro colgono bene il punto:
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.En de woorden van een bendelid geven dit mooi weer:
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.És a bandatag szavai ezt nagyon jól visszaadják.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Jeden člen gangu to dobře sesumíroval.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.그리고 갱 조직원 한명은 이를 정확하게 표현했죠.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Şi cuvintele unui membru al bandei exprimă ideea la fix.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Y las palabras del miembro de la banda lo expresan bien.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Και ένα μέλος της συμμορίας το είπε ωραία, είπε,
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.И думите на един член на бандата го обрисуват доста ясно.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.Как хорошо сказал один из бандитов —
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.ודבריו של חבר-כנופיה אחד מגדירים זאת יפה מאד:
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.ومقولة أحد أفراد العصابة، تشرحها بوضوح.
Bir çete üyesinin sözleri bunu çok iyi yakalıyor.「こんなヤバい(撃ち合い)中 立ってられっか?」
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.움직임의 모습을 붙잡는 것이죠. 그리고 문장으로 생성하는 겁니다.
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.Oni po prostu przechwycają fragmenty moich ruchów i tworzą frazę.
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.Παίρνουν στοιχεία αυτής της κίνησης και τα μετατρέπουν σε έκφραση.
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.Что они делают и есть постижение тактики этого движения, и они генерируют его во фразу.
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.אז מה שהם עושים זה לתפוס היבטים של התנועה הזו והם יוצרים מזה ביטוי.
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.إذا الذي يقومون بصنعه هو التقاط جوانب من الحركات ويقومون بتحويلها إلى عبارة.
Bir hareketi bir açıdan yakalıyorlar ve onu bir yapıya dönüştürüyorlar.フレーズを作っているのです とても素早いでしょう?
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A atas topi-berjumbai dan mantel coklat pudar dengan kerah beludru kusut berbaring atas kursi di sampingnya.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A kopott Cilinder és kifakult barna kabátot, ráncos bársony gallérral feküdt volt, hol nem szék mellé.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A sliten topp-hatt och en blek brun överrock med en skrynklig sammetskrage låg på en stolen bredvid honom.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.En flosset top-hat og en falmet brun overfrakke med et rynket fløjlskrave lå på en stol ved siden af ham.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.닳은 최고의 모자와 주름 벨벳 칼라있는 어두운 갈색 외투는시하다 그 옆에 의자.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Một sờn trên mũ và áo khoác màu nâu nhạt dần với một cổ áo nhung nhăn nằm trên một ghế bên cạnh anh ta.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Roztřepený top-hat a vybledlé hnědé kabát se sametovým límcem vrásčitou ležel na základě židli vedle něj.