yakına ile cümle
yakına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Este programa de software permite-nos aproximar e olhar para partes disto.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Este software nos permite acercarnos y mirar las partes de esto.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Ez a szoftver lehetővé teszi, hogy közelebbről és részleteiben láthassuk ezt.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.이 소프트웨어로 이렇게 더 가까이 접근해서 볼 수도 있습니다
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Perangkat lunak ini memungkinkan kita untuk mendekat dan melihat pada bagian-bagian darinya.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Phần mềm này cho phép chúng ta đến gần hơn và nhìn thấy các phần của nó.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Program ten pozwala nam podejść bliżej i przyjrzeć się poszczególnym częściom.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Questo programma consente di avvicinarci e assistere a parti di questo.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Tento program nám umožňuje si to přiblížit a na ty jednotlivé části se podívat.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Tento program nám umožňuje si to priblížiť a pozrieť sa na jednotlivé časti.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Αυτό το λογισμικό μας επιτρέπει να προσεγγίσουμε και να παρατηρήσουμε μέρος αυτών.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Този софтуер ни позволява да се приближаваме и гледаме части от атласа.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Ця програма дає нам змогу наблизитися та подивитися на частини цього.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Это ПО позволяет нам подойти поближе и взглянуть на ее части.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.התוכנה מאפשרת לנו להתקרב ולהתבונן על חלקים מזה.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.هذا البرنامج يمكننا من الاقتراب والنظر إلى أجزاء من هذا.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.こういったものに近づくことができます このソフトウェアはドーム間でネットワーク接続することができるため
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.Ik moet praten over wat mij kwelt. Ik moet mijn verbitterde gevoelens kunnen uiten!
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.그런즉 내가 내 입을 금하지 아니하고 내 마음의 아픔을 인하여 말하며 내 영혼의 괴로움을 인하여 원망하리이다
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.Niin en minäkään hillitse suutani, minä puhun henkeni ahdistuksessa, minä valitan sieluni murheessa.
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.Protož nemohuť já zdržeti úst svých, mluvím v ssoužení ducha svého, naříkám v hořkosti duše své.
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.Så vil jeg da ej lægge Bånd på min Mund, men tale i Åndens Kvide, sukke i bitter Sjælenød.
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.Затова аз няма да въздържа устата си; Ще говоря в утеснението на духа си; Ще плача в горестта на душата си.
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.Не буду же я удерживать уст моих; буду говорить встеснении духа моего; буду жаловаться в горести душимоей.
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.גם אני לא אחשך פי אדברה בצר רוחי אשיחה במר נפשי׃
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.انا ايضا لا امنع فمي. اتكلم بضيق روحي. اشكو بمرارة نفسي.
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.我 不 禁 止 我 口 . 我 靈 愁 苦 、 要 發 出 言 語 . 我 心 苦 惱 、 要 吐 露 哀 情
‹‹Bu yüzden sessiz kalmayacak, İçimdeki sıkıntıyı dile getireceğim; Canımın acısıyla yakınacağım.我 不 禁止 我口.我靈 愁苦 、 要 發出 言語 . 我心苦惱 、 要 吐露 哀情
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.A menudo los niños se acercaban demasiado.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Che spesso si avvicinavano troppo.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Copii se apropiau prea tare, foarte des,
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Dzieciaki były zbyt blisko, bardzo często.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Kinderen kwamen vaak te dichtbij.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Kinder kommen sehr oft zu nah.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.아이들은 아주 종종 너무 가깝게 다가옵니다.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Les enfants viennent trop près, très souvent.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Децата се приближавали твърде много, много често.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.Очень часто дети подбегают довольно близко.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.לעתים קרובות הילדים התקרבו יותר מדי.
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.ألأطفال في الغالب يقتربوا .
Çocuklar genelde çok yakına gelirdi.すると彼はこういいました "子供を殺してしまった"
Daha yakına yaklaşmalı mıyız, böylece ...'ı endişelendirmeyiz.Můžeme jít blůže k mozajce..
Daha yakına yaklaşmalı mıyız, böylece ...'ı endişelendirmeyiz.Podejdźmy bliżej, żeby nie przeszkadzać innym.
Durmadan sızlanıp yakınamayız, Batılılar şunu yapıyor, bunu yapıyor diye.Chúng ta không thể rên rỉ và than vãn đổ cho các nước phương Tây.
Durmadan sızlanıp yakınamayız, Batılılar şunu yapıyor, bunu yapıyor diye.Zeur niet en klaag niet dat het Westen dit doet.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Bine. Vă rog să staţi la locurile voastre, nu ieşiţi. Lăsaţi calea liberă.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Estábamos preocupados por vosotros. Fue magnífico. Perfecto, muchas gracias a todos.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.>> Sergey Brin: [ Nevetés és taps ] >> Sergey Brin:
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Haen pienen kuvan sinusta sieltä minun laseista. [ Ablodeja ]
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Ja, ja, ja.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Kommer lite närmare.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Semakin mendekati.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Sergey: ja, ja, ja J.T.: We komen al wat dichterbij.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Sim, sim, sim. >>>Venha mais perto.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Tak, tak, tak. >>> Podchodzimy bliżej.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Woo-hoo ! [ Acclame et applaudit ] >> Sergey Brin : Ouais.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Yeah, yeah, yeah. >>>Ci stiamo avvicinando.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Ναι, ναι, Ναι. >>> Έρχεται λίγο πιο κοντά.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Да, да, да. >>>Немного ближе.
Evet, evet, evet. >>> Biraz daha yakına geliyor.Хей, J.T., който е страхотни. Бяхме тревожи за вас. Това е страхотно.